Onur ve Onursuzluk..
9/10
·1025 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
77 günde okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2026 19:15
Koca bir buzdağı gibi ellerimde eriyen bu kitabı ruhuma sindirdim. Eğer çekinmeden söyleyebilseydim, kısaca romandakilerin hepsi manyak derdim. Sürekli alçalmaktan, aşağılanmaktan, utançtan, onursuzluktan, acı çekmekten ve bu acıdan zevk alan, çektikleri acıyla ve aşağılanmayla arındıklarını ve daha onurlu ve şerefli olduklarını iddia eden insanlar. Ancak hepsi dönemin Rusya'sının hali. Bir yandan dinden uzaklaşmaya çalışıp daha seküler olmaya çalışan bir topluluk, diğer yandan bütün insani değer yargılarının dinden geldiğini savunan topluluk. Müthiş bir çekişme, çatışma ve mücadele var. Felsefe, psikoloji, sosyoloji, inanç, adalet gibi pek çok kavramın romanın kahramanları ile sürekli harmanlandığını görüyoruz. Spoiler vermeden özellikle romanın son kısmında iddaa makamı ve savunmanın konuşmaları olağanüstü. Romanının birkaç noktasında geçen şu söz her şeyin özeti aslında: "Tanrı olmasaydı, onu icat etmek gerekirdi."
Karamazov KardeşlerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202545,3bin okunma
Puan vermedi·392 syf.··
2026 27. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2026 01:53
Ernest Hemingway 1899 – 1961 Modern Amerikan edebiyatının en etkili yazarlarından biridir. 1954’te Nobel Edebiyat Ödülü aldı. Eser Yayın yılı: 1929 Gerçek yaşam deneyimlerini romanlarına taşımıştır; savaş muhabirliği yapmış, avcılık ve denizcilikle ilgilenmişti Kısa, sade ve güçlü anlatımıyla tanınır. Buzdağı tekniği” denilen yöntemi kullanır: Duyguların büyük kısmını açıkça söylemez, satır altına bırakır. Savaş, yalnızlık, ölüm, cesaret, aşk, insanın dayanıklılığı gibi temaları işler. Ama Hemingway herkes için aynı etkiyi yaratmaz. Eğer bir okur: * yoğun olay örgüsü, * çok hareketli kurgu, * sürekli açıklanan duygular bekliyorsa, onu “fazla sade” bulabilir. Fakat insanın iç yalnızlığına, hayatta tutunma çabasına ve sessiz derinliğe ilgi duyan biri için Hemingway çok güçlü bir yazardır. A Farewell to Arms, I. Dünya Savaşı sırasında geçer. * 1915–1918 arasındaki dönemi, özellikle de savaşın en yoğun yıllarını anlatır. * İtalya’nın Avusturya-Macaristan’a karşı savaştığı dönem anlatılır. Kuzey İtalya Cephesi * Gorizia çevresi * Isonzo Nehri hattı * Alp dağları
Silahlara VedaErnest Hemingway · Bilgi Yayınevi · 20257,9bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·248 syf.··
Beğendi
·
2024 40. kitabı
·
39 günde okudu
·
Okunma: 21 Eylül 2024 18:13
"Nietzsche Bir Denizgergedanı Olsaydı" Justin Gregg tarafından insan zekâsını sorgulayan, onu bir üstünlükten çok varoluşsal yük olarak konumlandıran sarsıcı bir metin. İnsanın kendi yarattığı zihinsel tuzağa düşüşünün hikâyesi. Yazarın dolaylı biçimde Friedrich Nietzsche ile kurduğu düşünsel akrabalık, bilincin artışıyla birlikte çoğalan acıyı bilimsel verilerle temellendirirken, insanın ölüm farkındalığı, gelecek kaygısı ve bitmek bilmeyen anlam arayışıyla kendi huzurunu sistematik biçimde yok ettiğini ortaya koyuyor. Buna karşılık denizgergedanı gibi hayvanların, zihinsel sadelikleri sayesinde varoluş sancısı ve anlamsızlık krizi yaşadığını vurgulayarak, insanın kendini doğanın zirvesi olarak görme kibirini tersyüz ediyor. Eser, insanın düşünme kapasitesinin onu özgürleştirmek yerine kendi bilincinin içine hapsettiğini, anlam arayışının nesnel bir hakikatten ziyade, zihnin ürettiği kırılgan bir illüzyon olduğunu sert bir şekilde yüzümüze vuruyor. İnsan evrimin en gelişmiş ürünü olabilir, ama aynı nedenle huzura en uzak canlıdır.
1000Kitap
Nietzsche Bir Denizgergedanı OlsaydıJustin Gregg · Serenad · 202212 okunma
7/10
·304 syf.··
2020 294. kitabı
Koleksiyoncu, kulüple okuduğumuz ikinci (belki de üç demeli; hepimiz öncesinde Fırtına’yı okuduk) kitap. John Fowles’ın 1963’te yazdığı ilk roman ve aslında ‘Büyücü’yü yazmayı sonraya bırakıp ‘Koleksiyoncu’yu yazıp bitirmiş. Fowles’a ‘neden kelebekler’ sorusunu kendime sorarken, ufak bir araştırma yapıp Vladimir Nabokov’a karşı sevgisi-nefreti var mı bulamadım –çünkü Nabokov bir kelebek koleksiyoncusu idi ve İletişim Yayınları’nda her kapağına kelebek konmasının açıklamasıdır da. Kelebek koleksiyoncusu olan Frederick’in yirmi yaşındaki sanat öğrencisi Miranda’yı kaçırarak şehirden uzakta bir evin mahzeninde tutsak etmesini anlatıyor. Her psikolojik alt yapısı bulunan metinlerde, kaçırılan (kurban) daima mahzen-bodruma atılır ve kaçıran (suçlu) ise evin orta katı veya en üst katında ikame eder. Freudyen olarak bakış açısıyla yorumlayacağım, çünkü kurguda göndermeler var. Freud’un meşhur ‘aysberg’i, (buzdağı) “id, ego ve süper ego”yu temsil eder. Denizin altındaki görünmeyen kısım İd’tir, alt benlik. Dolayısıyla evin en alt katı gizliyi, sadece alt benliğin bilebileceği gizleri kaldırabilecek karanlıktadır. Psycho filminde Norman Bates’in üç katlı evde (id, ego, süper ego) neden bodrum katında yaşadığına bakıp anlayabilirsiniz. Biraz da kurguya bakalım; yazar, iki kişinin gözünden anlatarak, kısıtlı konuyu uzatabilmeyi bu şekilde akıl etmiş. Başta aynı olayları iki farklı gözle görmeyi tamamen tekrara düşecek hissiyatı oluştursa da, anlatıcı değiştikçe, yazarın kalemi de değişiyor; farklı biri tarafından kalem alınmış hissettiriyor ve kurguyu diri tuttuğu bi’ gerçek. Fowles, Miranda-Frederick’in çatışmasında “eğitimli-eğitimsiz” bizler seyirciyiz. Diyaloglar, adeta “münazara” şeklinde ilerliyor ve ikna etme çabalarını bolca okuyoruz. Öte yandan, eğitimsizliğin
KoleksiyoncuJohn Fowles · Ayrıntı Yayınları · 202410,9bin okunma
Çanlar kimin için çalıyor? Senin için..
7/10
·624 syf.··
2026 1. kitabı
Hemingway!.. Sadece bir yazar değil, tarihin kırılma noktalarında (Lozan, İstanbul, Gelibolu) bizzat bulunmuş bir tanık. Hemingway’in sadece bir savaş muhabiri olmadığı, aynı zamanda Sovyetler Birliği (NKVD bugünkü KGB) için "Argo" kod adıyla çalıştığı ve Amerikan stratejik hizmetlerine (OSS bugünkü CAI) raporlar sunduğu bugün artık gizli belgelerle biliniyor. Bunu bilin öyle okuyun derim. Çanlar Kimin İçin Çalıyor: Bir İdeolojik İllüzyon mu? "Hiçbir insan bir ada değildir... O halde asla sorma çanlar kimin için çalıyor diye; çanlar senin için çalıyor." Kitabın başındaki bu alıntı, 17. yüzyıl İngiliz şairi ve din adamı John Donne’a aittir. ​Aslında bu dizeler bir şiirden değil, Donne’un 1624 yılında ağır bir hastalık geçirdiği sırada yazdığı "Devotions upon Emergent Occasions" (Beklenmedik Durumlarda İbadetler) adlı eserindeki 17. Meditasyon bölümünden alınmıştır. Yani bir dua kitabı dostlar.. Kitaba ruh katan bu dizeler olmuş. Ernest Hemingway’in bu devasa alıntıyla açtığı romanı bitirdiğimde zihnimde tek bir soru belirdi: Bu çanlar gerçekten insanlık için mi çalıyor, yoksa Amerikan egosunu parlatmak için mi? Kitabı baştan sona süzdüğümde, karşımda edebi bir şaheserden ziyade, bir "Amerikan Kahramanlık Destanı" buldum. Rambo gitmiş insanlık için savaşmış.. İşte her satırıyla, sembolüyle ve tarihsel arka planıyla bu eserin kapsamlı bir dökümü: 1. "Yalnız Kurt" ve Amerikan Kahramanlık Miti Robert Jordan karakteri, ne kadar derinlikli işlenirse işlensin, özünde dünyayı kurtarmaya gelen o bildiğimiz Amerikalı figürü. Tıpkı bizim Cüneyt Arkın filmlerinde olduğu gibi; yerel halk (İspanyollar) ya hain (Pablo), ya aşırı saf (Anselmo), ya da yönetilmeye muhtaç resmedilirken; "aklı başında ve kurtarıcı" olan yine bir Amerikalı. Bu "süper kahraman" kompleksi, o
Çanlar Kimin İçin ÇalıyorErnest Hemingway · Bilgi Yayınevi · 202514,5bin okunma
Okuru Geri Zekalı Yerine Koyan Bir Kitap...
2/10
·764 syf.··
2026 6. kitabı
2026 incelemelerimi hep Wattpad kitapları üzerinden yapıyorum farkındayım, ama içimi dökmeyeceksem bu platform niye var ki? Yine bir Aslı Arslan evrenindeyiz ve sürpriz: Kimsenin psikolojisi yerinde değil, herkes bir dramın içinde boğuluyor ve tabii ki her yer "leke" dolu. Ben bu kadının karakterlerine neden sürekli travmalar yüklediğini anlamıyorum. Yani kardeşim anladık distopik bir yazarsın, bunda sorun yok. Ama iç monologlarda sürekli olarak karakterlerin travmalarının bize info dumping eşliğinde verilmesi beni çok boğdu. Bir karakteri acılı veya psikolojisi bozuk yazmak için paragraflarca travma yazmaya gerek yok. Biraz psikoloji araştırması yapsan, bir-iki tane bu tarz travmanın koca bir buzdağı yaratabileceğini zaten öğrenirdin. Distopya mı, Wattpad Romantizmi mi? Kitabımız 2027 Türkiye'sinde geçiyor ve bu evrende Türkiye, Krallık adı verilen bir hükümet tarafından yönetiliyor. Yönetim o kadar baskıcı ki; kitap okuduğu için idama çarptırılanlar mı dersiniz, dinlediği müzik yüzünden vatan haini ilan edilen mi... Eftalya isimli ana karakterimiz ise böyle bir sistemde krallık yanlısı avukatlardan biri. Hoş, bu sistemde niye avukat var diyen bir kişi bile çıkmamış, ona şaşırdım. Aslında adam akıllı işlense harika bir distopya olabilirmiş. Böyle bir evren yazıyorsan eğer ana odak, karakterlerinden ziyade bu sistemin işleyişi ve çöküşü olmalıydı sevgili Aslı Arslan. Ama sen bunun yerine okurlarını aptal yerine koyarak Tugay ve Eftalya aşkını ön planda tutmuşsun. (Not: Eftalya ismi Wattpad camiasında okuduğum en güzel isimdi, tek olumlu yorumum bu.) Mantığın İflas Ettiği O 6 Nokta: Teknoloji Nerede? Eftalya yıllar önce bir ödül töreninde, babasına idam kararı veren hakimi tuvalette öldürüyor ve bir Allah’ın kulu da bunu Eftalya'nın yaptığını fark etmiyor. 2027
Beyaz LekeAslı Arslan · İndigo Kitap · 20246,1bin okunma