Oğuz KağanDenemelerMontaigne
Okumakta geç kaldığımı düşündüğüm bir kitap oldu. Hayata dair bir çok şeye dokunan bir kitap. Güzel iki anahtar kelimesi var; ruh ve beden. İyi ki yazılmış, çevrilmiş, bugünlere getirilmiş.
Roma imparatoru Marcus gibi düşünmek adı altında stoacılık felsefi bakış açısıyla kaleme alınmış reçete niteliğinde…
Doğal olan hiçbir şey kötü olamaz.
Bana bir ön yargı verin, dünyayı yerinden oynatayım. Bu karamsar yorumun altına da, kan rengindeki aynı mürekkeple yapılmış keyifli birkaç kalem darbesiyle, içinden ok geçen bir kalp resmi çizmişti. Santiaga Nasar’ın en yakın arkadaşları için olduğu gibi, sorgu yargıcı için de, son saatlerindeki davranış biçimi onun suçsuzluğunun kesin kanıtıydı.
Kader bizleri görünmez kılar. Aslında Santiago Nasar, herkesin gözleri önünde ön kapıdan girmişti içeri, görünmemek için de hiçbir şey yapmamıştı. Bu son cümle kitabın temasını oluşturuyor.
Ahlak ya da sağtöre, kelimenin en dar anlamıyla, neyin doğru veya yanlış sayıldığı ile ilgilenir. Ve halk kararını verir.
Kitap açık, net ve lafı dolandırmadan etmeden cesurca yazılmış bir kitap.
Düşünce ve ifade özgürlüğü temelinde dönemin sorunlarını içinde yaşayarak tasvirleriyle okurda hissettiriyor. Bir an kendinizi kilisede, mahkeme salonunda tanık olarak hissedebiliyorsunuz. Serveto’nun, Castellio’nun mücadelesi akıcı bir şekilde anlatılmış.
Düşünce, ifade ve vicdan özgürlüğünü hissetmek isteyenlere tavsiyemdir.
Korku…
Aldatma…
Duyguların farkında olmak. Özellikle korku duygusu açısından temel alınmış bir anlatı. Yazar duyguyu okuyucuda iyi hissettiriyor. Korku kıyafetinin ırene’yi nasıl giyindiğini ve sonunda nasıl çıkardığına tanıklık ediyorsunuz. Akıllı kocası frizt’in de şaşırtıcı sonu hayrete düşürüyor. Tavsiye ederim. Hukukçu için de nüansları barındırdığını demeden geçemeyeceğim.