Çağrı KARAKAŞ

Çağrı KARAKAŞ
@cagrikarakas
Kumral Ada Mavi Tuna
9/10
·500 syf.··
Beğendi
·
2019 14. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 11 Nisan 2019 11:41
Kızıl göğün altında bir araba yolculuğuna çıkmışsınızdır, günlerden pazar olsun. Nereye, ne amaçla gittiğinizin bile farkında değilsinizdir. Birilerinden, bir şeylerden kaçmak istediğiniz o anlardan bir tanesidir. Kafa dağıtmak için atmışsınızdır kendinizi dışarıya. Bir müzik açayım düşeyim yollara, rüzgâr nereye ben oraya demişsinizdir. Şansınız varsa radyoda da cıstak cıstak bir müzik çalıyordur. Ama benim gibi şansınız yoksa ha ağladı ha ağlayacak dediğiniz radyo spikerinin titrek sesinde kavuşamayan sevdalıları dinlersiniz. Kızı sevdalısına vermemişlerdir de köyün zenginiyle evlendirmişlerdir veya sevdiği kızı sevdalısına değil de abisine istemişlerdir falan. Birbirinden acıklı sevdalık hikayeleridir bunlar. Radyo spikerleri çok sever. Acıklı acıklı anlatırlar, peşine de bu türkü "sevip de kavuşamayanlara gelsin" deyip patlatırlar uzun havayı. Kumral Ada Mavi Tuna da böyle bir hikaye işte. A'nın B'ye, B'nin C'ye kavuşamadığı, kavuşsa da aradığı mutluluğu bulamadığı bir kitap. . Elbette ki sadece bununla sınırlı kalmayıp birçok konuya da değinmiş yazar. Aşkı, insanların sosyal yaşantılarını, farklı kesimlerden oluşan insan ilişkilerini, yeri geldiği zaman nokta atışı feminist görüşleri, lgbt'yi kurgu içerisine hem düşündüren hem de rahatsız etmeden insanlara kabullendiren bir anlatımı vardı. Lgbt'ye değinmiş olması belli kesimlerce kabul görülmemiş ancak bana göre rahatsız edici bir unsur değildi. Bu kadar farklı temayı bir arada bulunduran ve okuyucuyu hiç yormayan su gibi akan bir kurguydu. Kitabı okurken sıkça yeşilçam filmi seyrediyormuş gibi bir hisse kapıldım. Hem kurgusu hem de yakın geçmiş bir dönemi kaleme aldığı için bana öyle hissettirmiş olabilir. Bundan rahatsız mıydım, hayır son derece hoşuma gitti. . Yazarla tanışma kitabım olduğu için kalemi hakkında
Edebiyat
Kumral Ada Mavi TunaBuket Uzuner · Everest Yayınları · 202113,1bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Ay Işığı Sokağı
9/10
·80 syf.··
Beğendi
·
2019 12. kitabı
Kitabımızın içinde 5 tane kısacık öyküler var. Öyküler kısaydı ama okuduğumuz kurgu ve olay örgüleri her bakımdan doyurucu nitelikteydi. Başka bir kitapta olsa bir yerden sonra gözümüzün noktayı aradığı uzun cümleleri okuyucuyu baymamış aksine kitaba daha da çok bağlamıştı. İster istemez kopamıyorsunuz, virgülden sonra gelecek cümleyi merakla takip ediyorsunuz. Noktayı bulduğunuz anda ise beyninizde yanan zafer sinyalini her bir hücrenizde hissediyorsunuz. . Zweig'ın öykülerinde genelde karamsar bir hava sezinlersiniz. Psikolojik buhranlar, intiharlar, depresyon veya insanı depresyona sürükleyecek duygular, hırslar... Bu kitabında da yine o havayı soluyacaksınız. Merak etmeyin öyle sizi içine alan, modunuzu düşüren bir kitap olmayacak ama size mutluluk vereceğini de söyleyemem. Zweig'ın psikolojiye olan ilgisi ona müthiş bir karakter inceleme yeteneği katmış. Karakterlerini kanaviçe işler gibi işliyor satırlarına. İlmek ilmek dokuyor. Zihninizde beliren silüetler ete kemiğe bürünüp dikiliyor karşınıza. Tıpkı bu öyküsünde okuduğumuz hizmetçi kadın gibi, gezgin gibi, Fransız Albay ve diğerleri gibi. Hepsi aklımda birer iz bırakıp gittiler. . Stefan Zweig son zamanlarım en popüler yazarlarından birisi ve bana göre gerçekten bu popülerliği hak ediyor. Kendisine muhakkak bir şans vermenizi isterim.
Edebiyat
Ay Işığı SokağıStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202182bin okunma
Aramızdaki En Kısa Mesafe
8/10
·99 syf.··
Beğendi
·
2019 11. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 23 Mart 2019 14:27
Aramızdaki En Kısa Mesafe benim Barış Bıçakçı ile tanışma kitabımdı. Epeydir elimdeydi ancak okumak şimdiye nasip oldu. Barış Bıçakçı'nın kalemini beğendim. Oldukça akıcı ve sade bir anlatımı var. Öyle cafcaflı kelimelere çok fazla yer vermemiş. Edebiyat parçalayacağım diye bir çabaya da girmemiş bana göre. Gayet direkt ve açık bir şekilde kurmuş cümlelerini. Bu nedenle eğer Aramızdaki En Kısa Mesafe'yi okuyacaksanız korkmadan lambur lumbur dalabilirsiniz. . Aramızdaki En Kısa Mesafe içerisinde 24 başlık altında toplanmış kısa öykülerden oluşan bir öykü kitabı. Yoksa anı yazısı mı demeliydim ? Bilemiyorum. Yazar kendi çocukluğundan anılarını mı anlatıyor yoksa kurgu mu ondan da emin olamadım. Sonuçta kurgu da olsa kendi çocukluğundan anıları da olsa okuduğum öyküleri beğendim. İnsanın içini garip bir huzur ve özlemle dolduruyor. Kirletilmemiş, çocukluğun getirdiği en saf duygular düşüyor aklımıza. Satırlar arasında gezinirken sımsıcak aile ortamını hissediyorsunuz. Bazen de gözlerinizi kapayıp kendi çocukluk anılarınıza gidiyorsunuz. Bir de bakmışsınız ki yüzünüze yerleşen otomatik bir gülümseme eşliğinde kitabın sonuna gelmişsiniz. Kimine göre zamansız bitse de bence gayet dozunda bırakmış yazarımız. Azı karar çoğu zarar diyerekten konuya noktayı koyuyorum. . Aman Allah'ım öldüm bittim demesem de kitap bittiğinde içimde oluşan histen yola çıkarak başka kitaplarını da okuyacağımı düşünüyorum. Bunun için Barış Bıçakçı hayranlarından tavsiyeleri yorumlara bekliyorum.
Edebiyat
Aramızdaki En Kısa MesafeBarış Bıçakçı · İletişim Yayınevi · 20204,313 okunma
Hepyek
8/10
·164 syf.··
Beğendi
·
2019 10. kitabı
Daha önce yazarın Antabus isimli kitabını okumuş ve çok sevmiştim. Bu nedenle başka bir kitabını daha edinmek istedim ve Hepyek ile yazara tekrardan bir merhaba dedim. O da bana 19'luk ve 17'lik iki kimsesiz genç ile, köy imamının karısı ile, florasan ışığı altında kocasının yaşam mücadelesini seyreden kadın ile, restoranda çalışan bir komi ile, üzerinde sadece donuyla sokakta kalmış bir kadın ile, roman orkestrasında oynayan dansöz ile ve diğer karakterleri ile merhaba dedi. Merhabası, sanki akşama kadar barkot okutunca çıkan dııııtt seslerinden yorulmuş kasiyer kızınkine benziyordu ya da sabah kapıyı açtığımda karşılaştığım komşumunkine. Belki de pazarda tezgahına yaklaştığım bir satıcıda rastlamıştım bu merhabaya, belki de iş çıkışı karnımı doyurmak için gittiğim bir garsonun isteksiz dudakları arasında. Öyleydi işte karakterler. Hepsi içimizden, hepsi bugünümüzden veya dünümüzdendi. Her biri göründüğünün çok daha ötesinden karakterlerdi. Yazarımızın açmış olduğu pencereden göremediğimi, görmek istemediğimi gördüm satırları takip ederken. Her öyküde her karakterde her gün merhabaladığım insanları farklı düşünür oldum. Acabalarımı geçirdim içimden. Merhaba derken bile acılı çıkan ses tonunun neyle yorulduğunu düşündüm. Her insanın birer kapalı sandık olduğunu ve içlerinde taşıdıkları cevherleri düşündüm. Çünkü öyleydi Seray'ın karakterleri. Karabiberli nohutlu pilavını yerken öyleydi 19'luk ve 17'lik, galata köprüsünde selfiesini çekemeyen Ceylan da öyleydi. . Seray'ın kalemi gerçekten çok kuvvetli. Anlatımı, karakter ve mekân betimlemeleri, kelime dağarcığı harika. Asla tekrara düşmüyor. Mesajlarını kanaviçeye işler gibi işliyor satırlarına. Düşündürüyor. Kendimizden , çevremizden izler taşıyor. Anlat anlat bitiremem buna eminim ama artık bir nokta koymam gerekir.
Edebiyat
HepyekSeray Şahiner · Everest Yayınları · 2019973 okunma
Misafir
8/10
·332 syf.··
Beğendi
·
2019 9. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 08 Mart 2019 22:30
Nermin Yıldırım benim için çok kıymetlidir. Onunla Dokunmadan kitabı ile tanışmış ve kurgusuna, anlatıcılığına, gözlem yeteneğine, betimlemelerine, cümlelerine, kelimelerine kısacası her şeyine vurulmuştum. Kendisini ara ara özler, kitabını okurken altını çizdiğin satırlarını defalarca okurum. İşte yine böyle özlem dolu bir anımda aldım elime Misafir'i başladım okumaya. İlk satırlardan yine beni kendine çekmeyi başardı. Hani bazen şey olur ya herhangi bir kitabı okumaya başlarsınız ve "kitabın başları çok sıkıcı ilk 100 sayfadan sonra veya yarısından sonra açıldı" dersiniz. Hah işte bu olay Nermin Yıldırım kitabında olmuyor. Çünkü anlatmaya başlayınca kelimelerin ahengine kapılıp gidiyorsunuz. . Kitabımızda akıl hastanesine "ev", hastalara "misafir", orada çalışan insanlara ise "abla" veya "abi" deniyor. Rikkat ve Esin'de kitabımızın ana karakteri. Rikkat bu evin Abla'larından bir tanesi. 60 yaşlarında ve yaşadığı hayattan fazlasıyla memnuniyetsiz. Sık sık geçmişi yad ediyor. Kafası sürekli yaşadıkları ve yaşayamadıkları ile dolu. Pişmanlıkları, hayal kırıklıkları, özlemi, içinde kalan ukteleri ile dolu bir kadın. Esin ise 19 yaşında "ev" diye belirtilen bu yerin Misafir'lerinden. Esin'in de kafası tıpkı Rikkat'ın ki gibi geçmişiyle meşgul. Ancak arlarındaki tek fark Esin hatırlayamıyor. Kitap kurgusal olarak bu iki karakterin etrafında gelişiyor. . Yazarımızın dokunmak istediği noktayı ise kitabın sonlarına doğru kurduğu tek bir cümleden net bir şekilde anlayabiliriz. Yazar genel olarak insanların içinde sıkışıp kaldıkları yerden kaçıp kendilerini kurtardıklarını sandıkları yerin aslında onlara daha büyük dert olacağını, kısacası dünyanın başlı başına bir akıl hastanesi olduğunu vurguluyor. Tıpkı fanustan kaçıp denizlere okyanuslara sığınan balık misali. . Kitabı
Edebiyat
MisafirNermin Yıldırım · Hep Kitap · 20182,986 okunma