İnsan yaşadığı yerlerde beraber bulunduğu insanlara görünmez ince tellerle bağlanırmış; ayrılık vaktinde bu bağlar gerilmeye, kopan keman telleri gibi acı sesler çıkarmaya başlar, hep birinin gönlümüzden kopup ayrılması bir ayrı sızı uyandırırmış. Bunu yazan şair ne kadar haklıymış!
Bayıla bayıla okuduğum Feride'nin bu günlüğü o kadar güzel ki kendimi oradaki hayata kaptırdım. Rüyalarıma bile bir iki kez girdiğini de söylemeliyim. Dün gece son 150 sayfasını okuyayım dedim ve özellikle son 100 sayfada gözyaşlarım küçük bir gölcük oluşturdu. Kitabı bitirdiğim için kendimi boşlukta hissediyorum...Kesinlikle tekrar tekrar okuyacağım.
Daha önceki gönderimde 56 lira verdiğim için kalbimin çıtırdadığını söylemiştim, hala pahalı olduğunu düşünüyorum ama 56 lira mı yoksa bu kitap mı deseler hiç düşünmeden kitabı seçerim. (aslında bir iki dakika düşünebilirim ama bunu söylersek kitabın büyüsü kaçabilir...)
Ben aşkın bu boyutunu tehlikeli bulurum. Kadının aşkı bana çok fazla gelse de büyük bir merakla okudum. Bu denli tutkuyla bağlanmış hatta tapmış olması tuhaf olduğu kadar okunası da. Hiç bir şeye kitaptaki kadar inançlı ve bağlı olmadığımdan bu aşkı saçma bulmak gibi bir hadsizlikte bulunamam. Saygımı sonuna kadar hakediyor. Kitabın sonundaki Ahmet Cemal yorumuna da ayrıca bayıldığımı söylemeliyim.