10/10
·256 syf.··
2026 149. kitabı
Biz (We), 1920–1921 yıllarında yazılmış ve modern distopya türünün ilk büyük örneklerinden biri kabul edilen bir romandır. Daha sonra yazılan 1984 ve Cesur Yeni Dünya gibi klasiklere ilham verdiği sıkça belirtilir. Roman, 26. yüzyılda geçen totaliter bir toplumda geçer. İnsanların isimleri yoktur; herkes sayılarla anılır. Camdan yapılmış evlerde yaşarlar, böylece mahremiyet neredeyse tamamen ortadan kaldırılmıştır. Günlük yaşam, devlet tarafından dakikası dakikasına planlanır. Hikâyenin kahramanı D-503, “İntegral” adlı uzay gemisinin başmühendisidir. Düzeni, matematiği ve kusursuz sistemi savunurken, gizemli bir kadın olan I-330 ile tanışır. Bu karşılaşma onun içinde daha önce hiç tanımadığı duyguları uyandırır ve sorgulamaya başlamasına neden olur. Biz Yevgeni İvanoviç Zamyatin
BizYevgeni İvanoviç Zamyatin · İthaki Yayınları · 202011,9bin okunma
10/10
·60 syf.··
2026 28. kitabı
BODRUM KATINDAKİ MAKİNE YAZAR: MİRA DEMİRKIRAN YAYINEVİ: MELİSA MATBAACILIK SAYFA SAYISI: 62 Merhabalar... Bugün @bodrumkatindakimakine kaleme aldığı #bodrumkatındakimakine kitabı ile geldim . Minik yazarımız @bodrumkatindakimakine bu başarısı, bir ömür olarak beni çok mutlu etti. Eminim ki ileride kendisini daha da geliştirmiş bir şekilde, bir çok kitabını okurken bulacağız. Kitabın içerisinde birbirinden farklı mektup, hikayeler ve şiir bulunuyor. Bir çoğuna bayıldım fakat sizlere bir tanesinden kısaca bahsetmek istiyorum. Buket, bodrum katında topunu ararken mavi bir örtünün altında bir makine bulur. Üzerinde sayılar ve kırmızı bir buton vardır. Ekrana 100 yazar ve kırmızı butona basar. O an da ekran da "100 yıl sonraya gidiliyor" yazısı ile ilerisi bembeyaz ışıkla dolar. Ve Buket kendisini 100 yıl sonraki evlerinde bulur. Camdan dışarıya baktığında her bir evin gökdelen olduğunu, saymayacağı kadar fazla katlarının olduğunu, sokakta kimseciklerin olmadığını görür. Bu durumdan emin olmak için kendisini hemen sokağa atmak ister. Fakat çok yüksekte olduğu için merdiven kullanamaz ve bir asansör arar. Asansöre bindiğinde ise şok yaşar çünkü asansörde hiç bir tuş yoktur. Ve asansör ses komutu ile çalışmaktadır. Sokağa çıktığında ise Buket'i başka bir şaşkınlık bekler gerçekten kimsecikler yoktur. Hatta bugün pazar olması gereken sokakta, Pazar dahi yoktur. Bütün bu şaşkınlıkları devam ederken arkadaşı Nilay'ı görmek ister ve onunla bu durumu konuşmak ister. Peki sizce Buket, Nilay'a ulaşabilecek mi? Buket bu yıldan memnun kalacak mı? #reklam değil #çocukkitabı #kitapyorumu #bookstagramtürkiye
Bodrum Katındaki MakineMira Demirkıran · Melisa Matbaa · 202619 okunma
Reklam
10/10
·336 syf.·
2026 48. kitabı
Nurullah Genç ~ Omuzlarımda Dünya Omuzlarımda Dünya, Nurullah Genç’in hayatından izler taşıyan otobiyografik bir eserdir. Kitap, yoksul ve imkânları kısıtlı bir dağ köyünde yaşayan Seyfullah’ın oğlunu okutma hayalini ve bu uğurda verdiği mücadeleyi anlatır. Seyfullah, tüm zorluklara rağmen oğlu Nurullah’ın eğitim alarak başarılı bir insan olması için büyük fedakârlıklar yapar. Eserde; azim, sabır, çalışkanlık, aile sevgisi ve eğitimin önemi ön plana çıkar. Nurullah’ın çocukluk yıllarında karşılaştığı maddi sıkıntılar, uzun ve zorlu eğitim yolculuğu ile başarıya ulaşma süreci anlatılır. Aynı zamanda Anadolu insanının dayanışması, iyilikseverliği ve manevi değerleri de vurgulanır. İnsan, inançla ve kararlılıkla çalıştığında en zor şartları aşabilir; eğitim ve gayret hayatı değiştiren en önemli güçlerdir. @timasyayingrubu @nurullahgenc1 “Çalışacaksınız ve okuyacaksınız. Dua edeceksiniz ve kendinizi yetiştireceksiniz.”(syf;17) “Fiili dua olmadan kalvi ya da sözlü duanın tesiri arzulanan düzeyde gerçekleşmez.”(syf;17) “Yardım etmek üzere uzandığımız her el kendi elinizdir.”(stf;18) “Tartışabilirsiniz ama kavga edemezsiniz. Çünkü fikir tartışması yapılırken kavga etmek insani değildir.”(syf;23) “Tamamen zıt düşüncelere sahip olabiliriz. Hakaret etmeden, küçük görmeden, aşağılamadan, birbirimize saygı duyarak tartışmayı beceremediğimiz sürece bu ülke mesafe alamayacaktır.”(syf;27) “Haksızlığa karşı koyarsanız zulme engel olursunuz. İnsanlık haksızlığa karşı çıkmadığı için dünya zulümlerle dolu bugün.”(syf;47) “İnsan sahip olduğu herhangi bir malı satarken kusurlarını saklamamalı.”(syf;55) “Koysan yüreğimin pervazlarına Bilmem ısınır mı ayaz ellerin…”(syf;59) “Nicedir yaralarıma ruhunu sürüyorum…”(syf;70) “Ben ağı örümceğe öğretenin adıyla açarım
Omuzlarımda DünyaNurullah Genç · Timaş Yayınları · 20242,002 okunma
Puan vermedi·141 syf.··
2026 17. kitabı
İlk bakışta kısa öykülerden oluşan sade bir eser gibi duruyor ama sayfalar ilerledikçe insanın yüzüne çok daha sert bir gerçek çarpıyor. Burada anlatılan şey sadece geçmişte kalmış bir toplum düzeni değil; korkunun, çıkarın, suskunluğun ve alışmanın insanları nasıl değiştirdiği. Metinler basit görünse de altlarında keskin bir sorgulama var. Özellikle güçlülerin kurduğu düzenin aslında ne kadar kırılgan olduğunu göstermesi beni en çok etkileyen taraf oldu. Ben bu eseri okurken kendimi sürekli rahat bir okuyucu gibi değil, sorguya çekilen biri gibi hissettim. Çünkü anlatılan mesele sadece tepede duranlar, emir verenler, halktan kopanlar değil. Asıl mesele, onların orada kalmasına sessizce izin veren kalabalıklar. Yani kötülük burada tek bir kişinin omzuna yüklenmiyor. Herkesin küçük küçük pay aldığı, kimsenin tamamen masum kalamadığı bir düzen gösteriliyor. Bence en çarpıcı tarafı da bu: İnsan kendini hep iyi tarafta görmek ister. Haksızlığa uğrayanın yanında durduğunu, ezileni anladığını, adaletsizliğe karşı olduğunu düşünür. Ama bu satırları okurken insan ister istemez kendine dönüyor. “Ben gerçekten karşı çıkar mıydım, yoksa susup geçer miydim?” diye soruyor. Bu soru rahatsız edici ama tam da bu yüzden değerli. Eserdeki camdan köşk fikri bence müthiş bir metafor. Dışarıdan bakınca parlak, yüksek, ulaşılmaz ve güçlü görünüyor. Ama aslında bir taşla çatlayabilecek kadar hassas. Bu bana şunu düşündürdü: Bazen en sağlam görünen sistemler, gerçekten sağlam oldukları için değil, insanlar korktuğu için ayakta kalır. Herkes susarsa cam saray taş gibi görünür. Ama biri gerçeği fark edip ilk taşı attığında, o görkemli görüntünün ne kadar kırılgan olduğu ortaya çıkar. Burada güç meselesi sadece siyasi ya da toplumsal bir konu gibi anlatılmıyor; insan psikolojisinin içine
Alıntı
Sırça KöşkSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 202069,7bin okunma
10/10
·424 syf.··
Beğendi
·
2026 144. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 27 Mayıs 2026 08:26
"ZARAR VERECEKSİN" "Hayatta her şeyin cevabı yok. Bazen cevap sadece raslantı. Bazen sadece insani zaaflar, arkadaşlık gibi, tutku gibi, aşk gibi, seks gibi, alışkanlık veya yalnızlık gibi. Bazen cevabı daha derinde aramamak lazım." Mesut Akarsu, amcasının ölümü üzerine bir haftalığına geldiği Ünye’de mahsur kalır. Zaman öylesine tuhaf işler ki bu şehirde, bir hafta “asırlara” dönüşür. Tam bu sırada uğradığı silahlı saldırıdan sağ kurtulan Mesut, canına kimlerin kastettiğini öğrenmek ve onları cezalandırmak için yemin eder. Artık geri dönüş yoktur. Mesut, kendisine ölesiye sadık adamları, lüks Mercedes’i ve pahalı silahlarıyla Karadeniz’in sisli sahilinden başlayıp Ankara’nın bürokratik koridorlarına, oradan da İstanbul’un arka sokaklarına uzanan acımasız bir hesaplaşmanın içine dalar. Yol boyunca hakkı olan paraya ulaşmaya çalışırken aslında çok daha büyük bir çarkın dişlisi olduğunu fark eder: Siyasetin kirli ilişkileri, bürokrasinin paslı işleyişi ve insanın dipsiz çıkarcılığı… Mesut, silah zoruyla adalet dağıtmaya çalışan bir intikamcıya dönüşse de her hamlesinde yalnızlığı daha da derinleşir. Çünkü kalabalıkta kimseye çarpmamaya çalışarak yürüyen bir “çatlak cam”dan farksızdır. Özellikle çikolata fabrikası… Kim bilir, değil mi? Sıradan bir fabrika gibi başlıyor, ama ilerledikçe silah kaçakçılığı için kurulmuş bir paravan olduğu ortaya çıkıyor. Bu detay hikâyeye ayrı bir karanlık hava katıyor. Sanki her şeyin göründüğü gibi olmadığı, herkesin bir şey sakladığı bir dünya. Kim haklı, kim suçlu bazen ayırt etmek zorlaşıyor. Çünkü herkes kendi çıkarının peşinde. İyi ile kötü arasındaki çizgi öylesine silik ki, bir noktadan sonra “acaba kimin tarafındayım?” diye düşünüyoruz. Kitap, Mesut’un düşmanlarına tek tek ulaşıp onları alt etme çabalarını, kanlı çatışmaları,
Edebiyat
Zarar VereceksinHamdi Koç · Doğan Kitap · 202629 okunma
Camdaki Kız
Puan vermedi·352 syf.··
2026 85. kitabı
Nalan dışarıdan bakıldığında hayallerindeki hayatı yaşayan genç bir kadındır. Çok zengin bir ailede büyümüş, iyi eğitim almış, son derece zarif ve güzeldir. Ancak bu mükemmelliğin altında korkunç bir baskı vardır. Nalan, annesi sandığı ama aslında anneannesi olan Feride Hanım tarafından, bir suçlu gibi kontrol edilerek büyütülmüştür. Feride'nin geçmişteki bir travması yüzünden Nalan'a uyguladığı bu baskı Nalan'ı duygusal olarak felç etmiş ve onu camdan bir kutunun içine hapsetmiştir. Nalan hayatı boyunca görmediği sevgiyi ve onayı, kendisine ilgi gösteren iki kişide, birincisi Koroğlu ailesinin oğlu Sedat'ta aramaya başlar. Ancak bu evlilik, beklediği kurtuluş yerine yeni bir yalnızlığın başlangıcı olur. Sedat zengin, yakışıklı ama babasının baskısı altında ezilmiş, sorumsuz ve duygusal olarak olgunlaşmamış bir figürdür. Nalan'ın ruhundaki boşluğu dolduramaz. İkincisi Hayri Nalan'ın hayatına sonradan giren, ondan sınıfsal ve kültürel olarak çok farklı olan, kaba saba ama ona ilgi gösteren bir karakterdir. Nalan, çocukluğundaki sevgi açlığı yüzünden Hayri'ye saplantılı bir şekilde bağlanır. Bu bağlanma, bir kadının kendini bulma çabasının mı yoksa yeni bir felakete sürüklenişinin mi hikayesidir? Yazar bunu psikolojik tahlillerde sorgular. Camdaki Kız Gülseren Budayıcıoğlu
1000Kitap
Camdaki KızGülseren Budayıcıoğlu · Doğan Kitap · 201928,1bin okunma
Reklam
Reklam