... her defasında odada oturmuş camın dışındaki yağmuru seyreden biri gibi hissettim kendimi; doğrudan yakınımda olan şeylerle bile aramda camdan bir duvar vardı ve kendi irademle onu yıkacak gücü bulamıyordum.
Sayfa 10 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 32. Basım: Ocak 2025, İstanbul
Alıntı
"... hâlâ aynı sıkıntılarla boğuşup duruyorum. Camdan bir kavanoza kıstırılmış sinek gibi boşa kanat çırpuğımı düşünüyorum çoğu zaman. Belki de bu yüzden sabahları, bütün gece inşaata kum çekmiş gibi yorgun uyanıyorum. Hiçbir şeyin değişmemesi bir taraftan konforlu ama Öte yandan çok bunalıyorum. Dertsiz bir hayat olmayacağıni biliyorum da, ben artık başka dertlerle boğuşmak istiyorum Osman."
Sayfa 47 - İletişim Yayıncılık·Kitabı okudu
Reklam
… evi camdan olan, başkasının evine taş atmamalı!
Sayfa 82·Kitabı okuyor
Alıntı
Yağmur
Çağımın aklında plastik çiçekler açıyor, gülüyor ve seviniyorlar buna. Oysa yağmur durmadan yağıyor. Biz bir odanın ışığını açana dek yağacakmış. İki kişilik bir sessizliği buluşturana dek, bir ritmin içinde tekrar. Yağacakmış, hayatı oluşturana dek, tekrar. Sık sık camdan dışarı bakıyorsun, odaların dışına kaçıyorsun, kalmak istediğin bir yerin yokmuş, içindeki ses kaygıyla tanıştırıyormuş seni. Yağmur: Sessizliğiniz huzursuzluğunuzun sesi diyormuş size. Yankılanıyormuş yağmur: Ömrün birşey anlatıyor sana, ama sen anlamıyorsun! Yağmur durmadan yağıyormuş Hiçbirşey rastgele değildir. Hiçbirşey rastgele değildir. Ben anlıyorum ama, onlar anlamıyorlar daha, içlerindekini çoktan unuttular. Yağmur da sevmiyor artık bizi. Ama terk etmiyor, unutmuyor yine de; Yağmur yağacakmış daha: Buluşturana dek içimizdeki kopuk ritmi, cılız sesleri dönüştürene dek rüzgâra. Çağımızın aklında bombalar patlıyor, kaçıyor ama dönüyorlar aynı yıkık yerlere. Silinebilir mi bu yazı? Bu uzun anı unutulabilir mi? Eski bahçe acı çekiyor benim yerime. Ben silinebilsin, unutulabilsin diye
Alıntı
Eviniz camdan yapılmışsa başkalarının evine taş atarken bir kez daha düşünmeniz gerekir.
İstanbul’un en hazin sonbaharını tasfir eden Veysel Bey, o sabah defterine şöyle yazmıştı: Bir zamanlar elmas gerdanlıklar gibi ışıl ışıl parıldayan şehir, şimdi buzlu camdan bir kubbenin altında donup kalmış.
Reklam
Reklam