Savaş bir sonuca bağlandığında kazanan olmazdı. Geriye sadece ürkütücü bir sessizlik, yıkık dökük bir dünya, geniz yakan kokular kalırdı. Öfke dinmezdi. Savaşın tek getirisi yeni ve daha çok can alan savaşlar olurdu. Bitmek tükenmek bilmeyen hırslar ama çoktan bitip tükenen insanlıklar. Kimsenin kimseye acımadığı, geçen zamanın, gelişen ve değişen insan ırkının, medeniyetlerin, açılıp kapanan çağların, devrimlerin, hayalleri kurulan ütopyaların ama bir türlü ütopyalara ulaşmamıza izin vermeyen distopyaların yaşandığı, her geçen gün "kaçıncı yüzyılda yaşıyoruz" sorusunun sorulduğu ancak yine de mürekkep yalayan toplumların insan kanına susadığı dünyamızda neden hâlâ kan emici vampirler, insan etiyle beslenen yamyamlar yokmuş gibi tüm bunları birer korkunç fantazya olarak görüyoruz, bilmiyorum.
Peki sizce insanlık, kendi elleriyle kurduğu bu distopyadan bir gün kurtulabilecek mi?