Yosun yeşili bağlamış gözlerim, Gayri topraktı görmez olmuş; Süzülmüş de konuvermişim bir deniz üstüne, Bir piç izmarite gönül vermişim.
Tanrıdan habersiz dünyaya gelişim; İnsan eli değmemis tuzlu derime; Yazdı kışdı geceydi ömrüm suda, Bir piç izmarite gönül vermişim.
Herşeyimiz, dünya öyle istedi diye!
Isiğı anlıyalım derim
Aydan, yildızdan ve güneşten;
Isığı bilsin derim vücudum,
Etim, kemiğim ve aklım;
Çırılçıplak, yeniden doğmus gibi, Herşeyi yeniden koklamak,
Ve düşünmek herseyi yeniden;
İlk sevdiğin zamanki kadar
Meçhul ve güzel sevdiklerin;
Işığın altında çünkü herşey yenidir,
Madem tiren yürürken inmeye bırakmıyorlar; Inenleri iyi sularla yıkamıyorlar; Insanı Bit Pazarında kokmadan gömmüyorlar. Sen bundan böyle ne yıllanmış şarap, Ne de çınarın dibinde ihtiyar olacaksın; Sen aylak avnaların ortasında aylak; Tozların icinde toz: tirenin içinde yolcu; Sen, ne kapının içinde, sen, ne kapının dışında; Sen. Bit Pazarında alıcı, sen Bit Pazarında satılık eşya; Sen, yaşasan Yaşasan ölülerle beraber yaşayacaksın; Sen, ne kapının içinde. sen, ne kapının dışında; Sen, ölsen, ölsen ölümle beraber öleceksin.