Can Dündar.... Yüzyılın Aşkları...
İkinci kez okuduğum en etkileyici kitaplardan. Sanırım ikinci kez okumaya ihtiyacım vardı. Hele ki bir önceki okumamdan sonra bu kitap bir anda elimde belirivermişti.
Kadının ve erkeğin, aşklarının içinde oluşabilecek, gerçek halleri. İnsanlığın varoluşundan bu yana yaşayabileceği duyguları barından, bu topraklarda filizlenen, yanan, kavrulan, meyveler veren, bu meyvelerden bazılarını toprağa veren gerçek aşklar. Ya kavrulan yüreklerin bizlere mâl olmuş şiirleri, romanları, filmleri, şarkıları, resimleri, heykelleri, hapisleri, idamları, intiharları... Ya sadece bu sayfalarda okuyabildiğim mektupları, ihanetleri, dayakları, cinayetleri, suskunlukları, sırları...
Ezbere bildiğiniz ve delicesine sevdalı olduğu karısına yazdığını düşündüğünüz bir şiirin aslında dayısının kızına yazılmış olduğunu öğrendiğiniz an oluşan duygularınızın tarifini tanımlaya çalıştığınız sayfalarda yıkılıyor insan. İntihara giden bir aşkı okurken öncesinde gözyaşlarıyla ıslanmış ve kurumuş bir mektubun üzerine gözyaşınızı bırakıyorsunuz. Aşkını doyasıya yaşayamadan, aradaki yaş farkının utancıyla haykırmadan sevdasını, müzikaller yazıp dilden dile dolaşan şarkıların bestesini ve sözünü yanyana hazırladığı kadını, kanserden bir anda kaybettiğinde sadece dört dakika ağlayacak gücünün kalmasına şaşırıyor, yüzünü hic görmeden nikahlandığı kadına deli gibi sevdalanıp ülkesinde uzaklarda gözlerini hayata yumanla ah çekiyorsunuz. Lanetli bir ailenin soyağacını lime lime edip yârinin bir başkasına kaymış olan yüreğiyle siz de yaniyor, aşkından hiç vazgeçmeden servetini, imajını, ana babasını, eğitimini bir çırpıda itip sevdiği adama kaçan kadına saygı duyuyorsunuz.
Hepsi gerçek ve kaynaklarıyla gösterilen bu kitapta yer alan on sevda:
Naciye-Enver
Latife-Mustafa Kemal