Puan vermedi·479 syf.··
2026 203. kitabı
Gogol, kurnaz Çiçikov’un vergi ödememek için kağıt üzerinde yaşayan "ölü köylüleri" satın alma niyetini anlatırken, aslında Çarlık Rusyası’nın çürümüş sistemini fena halde tiye alıyor. Taşra aristokrasisinin açgözlülüğünü ve ahlaki çöküşünü kara mizahla yüzümüze vuran, "Asıl ölü olanlar kim?" sorusunu sorduran sarsıcı bir başyapıt.
Ölü CanlarNikolay Gogol · İş Bankası Kültür Yayınları · 202429,4bin okunma
Mina Urgan
10/10
·353 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 21:34
Fefkalade bir biyografi tadında bir kitap olduğunu söylemek isterim. Cumhuriyetin seksen yılını sağlam bir atatürkçüden ve iflah olmaz bir serseriden dinlemek isterseniz doğru bir kitap ,Mina urganın sıradışı yaşama anlayışı bu günkü feministleri cebinden çıkaracak bir farkındalığa ve ayrıcalığa sahip. Kananımca Türkiye’de entellektüel hayatı her daim solcu ve seküler insanlardan öğreneceğiz onlar her zaman çok daha realist bir örnek ve yaklaşımları var bu kitap su gibi okunacak çok akıcı bir kitap bu kitabı okurken ateist olmakla ne kadar haklı olduğumu bir kez daha anladım insana sınır koyan en büyük engel her zaman din ve inanç lardır onlardan bağımsız olanlar çok daha berrak bir zihne sahip olup daha üretken ve zengin entel bir yaşamları oluyor Mina bu konuda güzel örnek ona aşık oldum. Bu kitabı seküler insanlara özellikle tafsiye ederim kendinizi bulacaksanız iyi okumalar canlar
Bir Dinozorun AnılarıMina Urgan · Yapı Kredi Yayınları · 202214,3bin okunma
Reklam
Puan vermedi·624 syf.··
2026 24. kitabı
Her güzel kitap gibi tek okumanın yetmediği bir kitap. Seneler önce bana hediye edildiğinde okumuştum. Dünyada insanlar sınırlarla ayrılsa da aslında belli başlı parametrelerle yaşar ve ölürüz. Bambaşka sandığımız hayali sınırlar ise özünde bir yanılsamadır. Dünyayı kirletmenin, nüfusları yok etmenin en iğrenç pratik yollarından biri savaş. İçindeki insan hikayeleri ise insan olmayı unutanları bile çileden çıkaracak derecede korkunç, üzücü. 3-4 güne sığan bir aşk ve mücadelenin hikayesi. Bir insanı sevmek için kaç zaman yeter? Ya peki başka bir millet için savaşmak? Peki daha önce görmediğin ama bir kaç günde tanıyıp bağlandığın insanlar için acı çekmek? Bize zamanın ve mekânın insanı sadece sınırlayan sınırlı gerçekler olduğunu göstermiyor mu? Hayatın daracık bir anını kapsayan, bir ömürden fazlası sayılacak kısacık bir kaç gün. Sevgi, ihanet, kader ve diğer insani durumlar… İnsana hayatı sorgulatır, şöyle ki; Savaşlar ve yapay sınırlar insanı önce ötekileştirir sonra da anlamsız serüvenlere iter. Tanımadığın birine düşman olmak, kısacık anda tanıdığına aşık olmak, ona üzülmek hep bu acı hayatın gerçekleri olagelmiştir. Hayatı anlamlı ve dolu yaşamak varken, anlamsız ırk, din vs hayali sınırlarla insanlığı tüketmek… buna savaş ve koruma demek… aklı çalışan insanlar için kahredici bir zorbalık değil midir? Esas savaş çıkaranların hesapları yüzünden acı çekmek, yok olmak… tarifsiz ahmaklık ve tarifsiz acılar bundan gelir. Kitap bir başyapıt elbette. İçselleştireceğimiz, acı çekeceğimiz sahnelerle dolu. Tıpkı sevip de kalbimizi ısıtan anlarla dolu olması gibi!
Çanlar Kimin İçin ÇalıyorErnest Hemingway · Bilgi Yayınevi · 202514,5bin okunma
Tüm İnsanlık Adına Yazılmış Tam Bir Baş Yapıt
10/10
·479 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 15:47
GİRİŞ "Hayat nedir ? Acılar Vadisi. Dünya nedir ? Hissiz insan kalabalığı." 19.yüzyıl Rus edebiyatının en önemli yazarlarından birisi olan Nikolay Gogol, Rusya'nın kokuşmuş bürokrasi sistemini, toplumun gerçek yüzlerini ve devlet yönetiminin eksik yönlerini eleştirel bir bakış açısı ile eserlerinde yer vermektedir. Sadece Rusya'da değil, tüm dünyada edebi saygınlığa sahip olan Gogol, eserlerinde sınıfsal açıdan burjuva insanları yerine sıradan insanlara yer vermiş, böylece her bir okur kitaptaki karakterler ile empati kurarak, kendi günlük hayatı ile özleşleştirmiştir. Nikolay Gogol, 1809 yılında Ukrayna'nın Soroçinski köyünde dünyaya geldi. Bazı eserlerinin esin kaynaklığını yapan ve yaşadığı coğrafya olan Kazaklar sebebiyle hayatının önemli bir bölümünü burada yaşayarak geçirmiştir. Babası amatör olarak tiyatro oyunları yazıyordu ve Gogol'ün tiyatroya olan ilk deneyimleri babasını izlerken olmuştur. Hayatının ileri safhasında kazak kültürü ve çocuklukta yaşadığı birçok olay vesilesiyle birçok eser yazmış, dünya edebiyatına damgasını vurmuştur. Dünyaca ünlü bazı eserleri şunlardır; Palto, Burun, Portre, Bir Delinin Anı Defteri, Taras Bulba, Müfettiş. Gogol, hayatının belirli önemli bir zamanında Rusya'nın Petersburg şehrinde geçirmiştir. Burada çeşitli devlet kurumlarında görev yapmış ve en yakın dostu olan yazar Aleksandr Puşkin ile bu şehirde tanışıp beraber edebiyat sohbetleri gerçekleştirmiştir. Eserlerinin bazılarına esin kaynaklığı yapan bu şehir, özellikle yakın dostu Alexandr Puşkin'in Gogol için Ölü Canlar'ı yazma fikri vermesi onun hayatının dönüm noktalarından biri olmuştur. Gogol eserlerinde hiciv trajik grotesk ve fantastik öyküler ve tiyatro yapıları kaleme almıştır. Gogol'ün eserlerinde en çok kullanıldığı yazım türü olan "Grotesk" dediğimiz edebi
Edebiyat
Ölü CanlarNikolay Gogol · İş Bankası Kültür Yayınları · 202429,4bin okunma
5/10
·479 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
Rus edebiyatının babalarından hatta Dostoyevski tarafından “hepimiz gogol’ün palto’sundan çıktık” dediği yazarımızın sıkıcı romanı, beğenmedim. Alışılmışın aksine, çiçikov karakteri üzerinden dönemin rus insanına yapılan ağır eleştiriyi okuyoruz. Fakat kitapta heyecan yok, tansiyon hiç artmıyor, çok renksiz ve zevksiz bir çizgide başlıyor, devam ediyor ve bitiyor. Gogol’ün manik depresif hastası olduğu notu var kitapta. Bu son kitabının ikinci yarısını maalesef hastalığının nüksettiği bir depresyon anında yakıyor… yanan nüshalar, zaman içinde yayınevleri tarafından toplanıp derleniyor ve ölü canlar tamamlanıyor. Edebi olarak tabi ki kuvvetli ancak içerik olarak beni içine almadı, tavsiye edemiyorum.
Ölü CanlarNikolay Gogol · İş Bankası Kültür Yayınları · 202429,4bin okunma
6/10
·96 syf.··
2026 31. kitabı
Kitabı bitirdiğimde düşündüğüm ilk şey tatlı, samimi ve tam o zamana ait bir dil olduğuydu. Ancak bu tatlılığın arkasında çokça eksik kalmış bir anlatı var. Her şeyden önce meşhur Ölmeme Günü'nü daha önceden biliyorum. İkinci Yeni’nin, muazzam dostlukların ve masaların bir geleneğidir bu. Kitapta bu konuya ait fotoğraf görünce ve onu o geleneği yaşayan tadan birinden dinleyeceğim için heyecanlandım ama beklentimin çok altında kaldı. O günden bahsedilmemiş bile. Tomris Uyar'la karşılaşmış olsam belki de soracağım ilk konulardandır Ölmeme Günü. Detaylar havada kalmış, tam hikayenin içine girecekken sohbet kesilmiş gibi. Yine de tüm bu eksiklere rağmen içerdiği fotoğraflar ve gündelik yaşam konuşmaları gayet hoş. Kendimi bir anda o dönemin tam kalbinde, o yazar ve şairlerin arasında otururken buldum. Sanki Turgut Uyar bir köşede tütününü tazeliyor, Tomris Uyar keskin ve zeki cümleleriyle odayı dolduruyor, Cemaller, İlhanlar, Canlar, Edipler gelip geçiyor ben de sessizce bir köşede onları dinliyorum gibi hissettim. Beni o dönemin sokaklarına, odalarına ve dostluklarına bu kadar zahmetsizce götürebilmesi, kitabın en güzel yanı.Kısacası; o döneme, Turgut ve Tomris Uyar'a beni doyuramayan ve eksik bulduğum bir çalışma olsa da taşıdığı nostaljik ruh ve yaşattığı o şairlerin arasındaymışım hissi için okunur.
Ben Koşarım Aşağlara, KoşarımErhan Altan · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022381 okunma
Reklam
Reklam