Bir gün olur, elbette eski beğler dirilir;
Yine kılıç kuşanır tarihteki paşalar.
Yine şanlar alınıp nice canlar verilir,
Yiğit akınımızdan yine dünya şaşalar.
Benüm bunda karârum yok ben bunda gitmege geldüm
Bâzirgânam metâ'um çok alana satmaga geldüm
Ben gelmedüm da'vî-y-içün benüm işüm sevi-y-içün
Dostun evi gönüllerdür gönüller yapmaga geldüm
Dost esrigi deliligüm âşıklar bilür neligüm
Degşüriben ikiligüm birlige bitmege geldüm
O hocamdur ben kulıyam dost bağçesi bülbüliyem
Ol hocamun bağçesine şâd olup ötmege geldüm
Bunda biliş olan cânlar anda bilişürler-imiş
Bilişüben hocam-ıla hâlüm arz itmege geldüm
Yûnus Emre âşık olmış ma'şûka derdinden ölmiş
Girçek erün kapusında hâlüm arz itmege geldüm
(...) hani insan kendisinin alaya alabileceği ama başkalarının alay edemeyeceği bir konuda alay edildiği zaman nasıl kasılırsa, öylesine kaskatı kesivermişti.