-Seni ona değişir miyim hiç! Sen öyle mi sandın? Hayır,hayır asla! O beni hiç sevmedi. Mektubunun en sonunda bana bir tek selam söylüyordu,o kadar. Bundan sonra sevse de istemem. Kim ne derse desin. Sevgilim, kimsesiz sevgilim benim! Seni hiç kimseye kaptırmam! Uzun zamandan beri seviyorum seni.. bilmediğim zamanlardan beri seni sevmiş,seni beklemişim ben. Ve işte geldin, seni beklediğimi biliyormuş gibi geldin!
Bu arada Ruslan uzaklarda dörtnala gidiyor;
Ormanların,kırların ıssız kuytularında
Alışkın bir düşünceyle gönlü akıyor
Ludmila’ya ve mutluluğuna.
Diyor ki:”Bulacak mıyım can yoldaşımı?
Nerelerdesin benim gönlümün sultanı?
Işıltılı gözlerini görecek miyim?
Tatlı konuşmanı işitecek miyim?
Sana acımayı öğreteceğim
Ve sonra en güzel tahammür eden günahımızı
Sana tembelliği öğreteceğim.
Sana uzak memleketlerden bahsedenlerin
Dili tutulsun
Sana bir incir yaprağına bakmasını öğreteceğim.
Kendi avuçlarının içinde seyahati
Ve gökyüzünün her yerde mavi olduğunu öğreteceğim.
Var olmak mı,yok olmak mı,bütün sorun bu!
Düşüncemizin katlanması mı güzel,
Zalim kaderin yumruklarına,oklarına
Yoksa diretip bela denizlerine karşı
Dur,yeter!demesi mi?
Ölmek,uyumak sadece! Düşünün ki uyumakla yalnız
Bitebilir bütün acıları yüreğin,
Çektiği bütün kahırlar insanoğlunun.