Bolseviklerin Türkistan'daki siyasetleri hep aynı kalmakta, yalnız metod çap ve taktik itibarı ile, yeni tedbirler eskilerinden ayilmaktadır. 1929 da basıldığını zikrettiğimiz eserimde ben Lenin'in en yaoın arkadaşlarıdan Artium'un bana 1920 de Baskurdistan'da söylediği sözleri nakletmiştim: O bana demisti ki: <Umum Rusya mikyasında çalsınz, inkıraza mahkûm olan kavimler için uğraşıp üzüyorsunuz; birisi gider, diğeri gelir. herhangi bir kavme mensup olmanın ne ehemmiyeti var, Ben de menşe itibar ile Ukraynalıyım. Rusya için 10.000 gibi intelligent'in bertaraf edilmesinin ne ehemmiyeti var. Onların yerine biz kuluçkalarda yetiştirir gibi yeni nesil yetiştireceğiz. Biz Kuşka (Afkan hududundaki istasyon) yerinde göğe tırmananlar vücuda getireceğiz. Türkmenlerin ne ehemmiyeti var. İkinci Komitern Kongresi için <Millivet ve müstemleke meseleleri> mevzuu üzerinde hazırladığı 10 madde hakkıda kendisi ile münakaşa ettiğimizde Lenin dahi Artium'unkilere yakın fikirleri, yalnız başka ibarelerle, tekrarlamıştı bize onlardan vedalaşmadan, ayrılıp gitmek için kâfi gelmişti. Artium ve Khruşçev aynı adamlardır ve vaziyet de aynıdır. Hulâsa : Altay - Pamir, Hazer Denizi - Lubnor arasındaki tekmil ülkelerde, insan itibarı ile olduğu kadar, iklimce de Moskov ülkesi haline getirilmek için, tasavvuru müşkül hamleler yapılmaktadır. Bu sahalar, komünizmin büyük bir emperyalist milletin maksatlarına âlet olmaka, zirvesine erdiği günleri yaşamaktadır.
Sayfa 222·Kitabı okudu
Bir Görünüş
Bir tərəfdən göyə qalxan hər ev Gülüyor boynubükük gülbələrə. Sən də, şair, bu uçan aləmi sev! Nəşəli gözlərini dikmə yerə! Raylar üstündə gəzən atlara bak, Sən də onlar kimi çap, dönmə geri! Dala baxmaqda nə var? Çırpınaraq Hər ufaq damla diyor: – Qoş iləri!
Sayfa 37
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Yaxşı Şeir
Dünən dərin bildiyin, bu gün dayaz görünür, Yazdığın yazılarda nə qış, nə yaz görünür. Zəiflər bolluğunda yaxşılar az görünür, Dünyanın yaxşı şeiri hər gün yazılan deyil! Oğulsan, axarına, zərbəsinə qarşı dur, O, zülmə, ədavətə, xəyanətə qarşıdır. Məmməd Akif Ərsoyun sərt “İstiqlal marşı”dır, Dünyanın yaxşı şeiri hər gün yazılan deyil! Doğulan çox olsa da, neyləsin doğan ana, Hər gün dünyaya gəlmir nə Yunus, nə Mövlana. Dahilik zərrə-zərrə hopur iliyə, qana, Dünyanın yaxşı şeiri hər gün yazılan deyil! Qəlb incələ-incələ iynəyə sap olsa da, Can quruya-quruya quruyub çöp olsa da, Qalaq-qalaq yazılar yığılıb çap olsa da, Dünyanın yaxşı şeiri hər gün yazılan deyil! Kökü qədimdən qədim, Adəmdən, Nuhdan gəlir, Qarışıb qandan keçir, süzülüb ruhdan gəlir. Ruh da, qan da, nəfəs də qadir Allahdan gəlir, Dünyanın yaxşı şeiri hər gün yazılan deyil!
Sayfa 208 - 4.cilt
Zeytin Dalı İhtilali
Gökyüzü bazen ağır bir dumanla örtülür, sanki kara bulutlar kurşun dökülmüş birer zırhmış gibi. Ama yine de ararsın o bir karış maviyi; çünkü duymak istersin: Bu devasa gürültüde adaletin kalbi hala atıyor mu? İşte böyle bir sancıyla uyandım bugün. Bir askerin tüfeğini bırakıp bir çiçeğe su verişindeki o saklı iyiliğe aşık oldum önce. Sonra bir annenin, yıkıntılar arasında evladının oyuncağına sarılan o sonsuz direncine. Birinin merhametini aldım heybeme, diğerinin zulme karşı dimdik duran o mağrur öfkesini. Ruhum bugün bir meydan kadar kalabalık, bir o kadar da yaralı. Işıktı barış; karanlıktı hırs; ve insanlık, o her an kırılmaya hazır ince camdan kule. İçinde çokça kan vardı maalesef ama asıl harcı vicdandı, adaletti. Önce gözlerimi kör etti nefret, sonra hayallerim yandı. Sonra yandı barışın sancağı. Aşık oldum doğruluğa. Kaybolmuş masumiyete, hakkaniyete. Sağıma baktım zulüm, hırs, yıkım, kaos. Harabelerden sarktım, mülteci teknelerinden ufka gözlerimi bağladım, soluma bakındım. Uzun ve kanlı bir destan oldu tarihim. Elime bir zeytin dalı aldım; çeliği delercesine kazıdım umudu dünyanın taş kalbine. Bir cepheyi kapattım, bir bahçe açtım. Göç ettim nefretlerden. Kapattım perdeyi, yeni bir sayfa daha açtım. Feth ettim kendi vicdanımı. Kapattım perdeyi, yeni bir nefes açtım. Bir adalet çığlığı ile yıktım bütün o muktedir kulelerini. Kapattım perdeyi. Yeni bir dünya açtım sonra. Yeni bir mana, bir daha. Mevsim kıştı! Ben hep üşüdüm. Sürükledim vicdanımı, gözlerim zulüm yorgunu. Ellerim, baruta bulaşmış acılara müptela. Vatansızları düşündüm. Evsizleri, anasızları, babasızları. Ben hep düşündüm. Biteviye düşündüm. Kahrolarak, yana yakıla. Susuz, havasız ve fakat ateşli. İyiliği güzelliği düşündüm. Gündüz yarılarında, geceleyin sığınaklarda akan gizli
Zeytin Dalı İhtilali
Gökyüzü bazen ağır bir dumanla örtülür, sanki kara bulutlar kurşun dökülmüş birer zırhmış gibi. Ama yine de ararsın o bir karış maviyi; çünkü duymak istersin: Bu devasa gürültüde adaletin kalbi hala atıyor mu? İşte böyle bir sancıyla uyandım bugün. Bir askerin tüfeğini bırakıp bir çiçeğe su verişindeki o saklı iyiliğe aşık oldum önce. Sonra bir annenin, yıkıntılar arasında evladının oyuncağına sarılan o sonsuz direncine. Birinin merhametini aldım heybeme, diğerinin zulme karşı dimdik duran o mağrur öfkesini. Ruhum bugün bir meydan kadar kalabalık, bir o kadar da yaralı. Işıktı barış; karanlıktı hırs; ve insanlık, o her an kırılmaya hazır ince camdan kule. İçinde çokça kan vardı maalesef ama asıl harcı vicdandı, adaletti. Önce gözlerimi kör etti nefret, sonra hayallerim yandı. Sonra yandı barışın sancağı. Aşık oldum doğruluğa. Kaybolmuş masumiyete, hakkaniyete. Sağıma baktım zulüm, hırs, yıkım, kaos. Harabelerden sarktım, mülteci teknelerinden ufka gözlerimi bağladım, soluma bakındım. Uzun ve kanlı bir destan oldu tarihim. Elime bir zeytin dalı aldım; çeliği delercesine kazıdım umudu dünyanın taş kalbine. Bir cepheyi kapattım, bir bahçe açtım. Göç ettim nefretlerden. Kapattım perdeyi, yeni bir sayfa daha açtım. Feth ettim kendi vicdanımı. Kapattım perdeyi, yeni bir nefes açtım. Bir adalet çığlığı ile yıktım bütün o muktedir kulelerini. Kapattım perdeyi. Yeni bir dünya açtım sonra. Yeni bir mana, bir daha. Mevsim kıştı! Ben hep üşüdüm. Sürükledim vicdanımı, gözlerim zulüm yorgunu. Ellerim, baruta bulaşmış acılara müptela. Vatansızları düşündüm. Evsizleri, anasızları, babasızları. Ben hep düşündüm. Biteviye düşündüm. Kahrolarak, yana yakıla. Susuz, havasız ve fakat ateşli. İyiliği güzelliği düşündüm. Gündüz yarılarında, geceleyin sığınaklarda akan gizli
"Əşi","nə bilim","bəlkə","birdən",neynək","qismət budur","inanmıram","yox e,alınmaz" kimi tez-tez işlətdiyim şübhə və inamsızlıq dolu sözlərin siyahısını kompüter də yazıb çap etmiş və iş masamın yanındakı divardan asmışdım. Bu sözlərdən düzgün istifadə edilməyəndə düşməninə çevrilirdilər və buna görə də bacardıqca onlardan uzaq durmalı idim.
Sayfa 46·Kitabı okuyor