Ferhan Şensoy’un Hacı Komünist kitabını okumaya başladığımda, aslında ne kadar absürd, ne kadar mizahi ve bir o kadar da düşündürücü bir yolculuğa çıkacağımı tam olarak kestirememiştim. İlk sayfalardan itibaren kendimi Küba’da, uçağın dar koltuklarında, sigara yasağına isyan ederken buldum. Şensoy’un dili o kadar canlı ve doğrudan ki, yazarın kafasının içindeymiş gibi hissediyorsunuz.
Kitap, klasik bir gezi günlüğünden çok daha fazlası; absürd mizahın, politik hicvin, kişisel gözlemlerin ve zaman zaman kültürel eleştirilerin iç içe geçtiği bir anlatı. Küba’da geçirdiği süreçte yaşadıkları, yalnızca bir turistin gözünden değil, oyuncu, yönetmen ve prodüksiyon ekibiyle birlikte deneyimlediği bir sahne arkasının da ironik ve komik portresi.
En sevdiğim yönlerinden biri, Şensoy’un günlük diliyle mizahı ustalıkla harmanlaması. Sigara krizinden, çorba mizahına, Havana sokaklarındaki küçük maceralardan, set arkasındaki kaotik ama eğlenceli detaylara kadar her şey öyle canlı ki okurken hem gülüyor hem de düşündürüyorsunuz. Örneğin, Küba’da halkın yaşam standartlarıyla ilgili yorumları, Che Guevara ve Fidel Castro esprileri, absürd ama gerçekçi bir bakış açısı sunuyor.
Şensoy’un anlatımında öne çıkan bir diğer şey de, kişisel gözlemleriyle evrensel eleştiriyi bir araya getirmesi. Uçakta sigara içememek üzerine verdiği tepkiler, sadece bir anlık mizah değil, bireyin özgürlüğü ve sistem eleştirisi üzerine bir hiciv. Aynı şekilde, defter ve kırtasiye arayışı, Küba’nın devlet yapısı ve yaşam biçimi üzerine ince bir gözlem sunuyor.
Hacı Komünist, hem okuması keyifli hem de düşündürücü bir kitap. Mizahı güçlü, dili akıcı ve absürtlüğü zekice. Şensoy’un kendine has üslubu, okuru sürekli hem gülmeye hem de düşünmeye davet ediyor. Eğer siz de klasik gezi günlüğünden daha fazlasını,