9/10
·614 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 16:05
betimlemeleri cok fazlaydi onun disinda beni rahatsız eden bir sey olmadi hatta bir wattpad kitabinin cok cok üstündeydi benim icin okudukca kendini icine çekiyordu ikinci kitaba hemen baslayacagim "Cehennem,evi olmayanlara kapılarını açar.Bu yüzdendir kayıp ruhların günaha tutunusu.Erdemde ve iyilikte değil, kötülükte teselli bulurlar çünkü sadece karanlık onları gerçekten kucaklar."
Lilith'in GözyaşlarıAnna Tsintsadze · Lapis Yayınları · 2025573 okunma
Puan vermedi·236 syf.··
2026 50. kitabı
José Saramago’nun "Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş" adlı eseri modern masal gibidir. Saramago, insanlığın en büyük kadim arzusu ölümsüzlüğü hırpalıyor. Ölümsüzlük bir lütuf olmanın ötesinde toplumsal bir felaketse? ​ ​Roman, edebiyat tarihinin en çarpıcı ve unutulmaz giriş cümlelerinden biriyle açılır: ​"Ertesi gün hiç kimse ölmedi." ​Adı belirtilmeyen bir ülkede, 1 Ocak itibarıyla ölüm tamamen durur. İlk başta bu durum muazzam bir coşkuyla karşılanır; insanoğlu nihayet en büyük düşmanını yenmiş, ebedi hayatı bulmuştur. Ancak Saramago’nun ironisi tam da burada devreye girer. Ölüm döşeğinde olan, bitkisel hayattaki hastalar ölmemekte, ama iyileşmemektedir de. Sağlık sistemi kilitlenir. İş yapamaz hale gelen cenaze levazımatçıları, hükümete baskı yaparak hayvan cenazeleri kaldırmak gibi absürt yaratıcı çözümler aramaya başlar. ​Kilise büyük bir varoluşsal krize girer. Çünkü ölüm ve dolayısıyla yeniden diriliş yoksa, dinin vadettiği cennet/cehennem ve kurtuluş teorisi tamamen çökmüştür. ​Devlet, sonsuza kadar emekli maaşı ödemek zorunda kalacağı gerçeğiyle yüzleşince çöküşün eşiğine gelir. ​Saramago, insanlığın ütopya olarak gördüğü bir durumu, kusursuz bir distopyaya dönüştürür. ​Kitap, yapısal olarak keskin bir şekilde ikiye ayrılır. Bu yönüyle hem toplumsal bir hiciv hem de bireysel bir yüzleşme hikayesidir: ​Toplumsal anlamda odak noktası makro düzeydedir. Devletin, mafyanın (romandaki adıyla Maphia) ve kurumların ölümün yokluğuyla nasıl başa çıkmaya çalıştığı anlatılır. Ölmek isteyen ama ölemeyen yaşlı akrabalarını sınırın dışına (ölümün hala geçerli olduğu komşu ülkelere) götüren aileler ve bu kaçakçılıktan rant devşiren mafya üzerinden insan doğasının ahlaki çürümüşlüğü gözler önüne serilir. ​Kişisel anlamda ölüm bir mektup göndererek grevine son verdiğini
Ölüm Bir Varmış Bir YokmuşJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınevi · 202015,4bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
İnsan bazen cehennemi dışarıda değil, içinde taşır.
Puan vermedi·279 syf.··
2026 15. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 15:05
Çoğu kişi kitabın toplumsal veya politik tarafına odaklanabilir; ben ise daha çok insanın kendi zihniyle kurduğu ilişkiyi gördüm. Çünkü bana göre insanın en büyük cehennemi, dış dünyanın ona yaptıkları değil, kendi içinde susturamadığı seslerdir. Gündüz Vassaf, bazı satırlarda insanın alışkanlıklarını, korkularını ve kabullerini cok iyi bir bicimde sorgulatıyor kitap bir süre sonra okunmaktan çıkıp insanın kendi kendini okumasına dönüşüyor. Bazen rahatsız ediyor, bazen düşündürüyor ama en önemlisi zihni konfor alanından çıkarıyor. Gunduz vassaf kendi cizgisi disinda yine cevaplar aratmayip okuyucuya kendine sorular sormasini sagliyor. Okuyucuyu bir fikre ikna etmeye çalışmıyor; sadece sorular bırakıyor. O soruların cevabını ise herkes kendi hayatında arıyor. Sanırım cehennem, içinde yaşadığımız yerden çok, sorgulamayı bıraktığımız andır. Ve belki de özgürlük, dışarıdaki duvarlar yıkıldığında değil, içerideki duvarları fark ettiğimizde başlıyordur
Cehenneme ÖvgüGündüz Vassaf · İletişim Yayınları · 202513bin okunma
Vicdanını yitirmiş bir dünyadan başka nedir ki Cehennem?
Puan vermedi·398 syf.·
2026 20. kitabı
• Kitap böyle bir cümleyle başlıyor ve gerçekten de tüm okuyanlara vicdanlarını sorgulatıyor. • Bir cinayetin, bir cana kıymanın hafifletici, hatta takdir edilecek bir sebebi olabilir miydi? Ölenlerin hepsinin çocuk tacizcisi olduğunu öğrendiğinizde bakış açınız nasıl değişirdi? • Beş yıl önce Körebe lakaplı şahıs tarafından değişik ritüellerle işlenmiş seri cinayetler yeniden gün yüzüne çıkıyor ve bu kez dosyayı Nevzat Başkomiser ile ekibi üstleniyor. Bir yandan gizemli cinayetler diğer yandan da Suriye göçmenleri ve organ mafyası ile mücadele... • Son sayfada olaylar yerine oturduğunda anladım ki kitabın adı boşuna "Kırlangıç Çığlığı" değilmiş. Kırlangıçlar göçmen kuşlardır çok hızlı uçarlar. Ama her göç bir fırtına demektir. Yüzlercesi yolda kaybolur, fırtınaya yakalanıp düşer. Göçü tamamlayıp sıcak gökyüzüne ulaşanlar ise arkalarında kalanları unutmaz. Acıyla, öfkeyle, çığlık çığlığa anarlar. • Özetleyecek olursam kitap kesinlikle çok heyecanlı ve sürükleyiciydi. Fakat çocukların yaşadığı talihsiz olayları okurken canım çok acıdı. Çünkü Sayın Yazar, son sayfada elimize bir kitap değil, göç yolunda düşen her kırlangıcın acı dolu haykırışını bıraktı. Ve o çığlık kitap kapandıktan sonra bile gökyüzümde yankılandı. Polisiye severlere kesinlikle tavsiyemdir. Hoş kalın, kitaplarla kalın...
Kırlangıç ÇığlığıAhmet Ümit · Everest Yayınları · 201839,9bin okunma
Puan vermedi·176 syf.··
2026 45. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 09:23
Kireç Ocağı, aslında bir insanın yıkılışını değil, düşüncenin toplumla karşılaşınca nasıl öğütüldüğünü anlatıyor. Konrad'ın sözlerinde görünen delilik, belki de dünyanın akıllılığına duyulan en büyük itirazdır. Çocukluğunu cehennem gibi hatırlayan, insanlarla kirlenildiğini söyleyen, düşüncenin susturulduğu bir düzene öfke duyan Konrad; yalnızca kendisini değil, çağını da yargılar. Roman boyunca insanın en büyük mahkûmiyetinin dört duvar değil, anlaşılmamak olduğu hissediliyor. Çünkü toplum çoğu zaman hakikati söyleyeni dinlemek yerine susturmayı tercih eder; düşünceyi çürütmektense düşünürü "deli" ilan etmek daha kolaydır. En tehlikeli olan da budur: Kulakların duymayı, beyinlerin düşünmeyi bıraktığı yerde sessizlik erdem, itaat ise akıl sanılır. Belki de Bernhard'ın en acımasız cümlesi şudur: İnsan, çoğu zaman başkalarıyla değil, başkalarının beklentileriyle kirlenir. Bu yüzden Kireç Ocağı, bir cinayetin değil; hakikatin, düşüncenin ve insan ruhunun yavaş yavaş boğuluşunun romanıdır. Sayfalar ilerledikçe anlıyoruz ki bazen en büyük kireç ocağı taşları değil, insanın kendi zihnidir; içine düşen her düşünceyi ya taşa çevirir ya da toza.
Duygu ve Düşünce
Kireç OcağıThomas Bernhard · Yapı Kredi Yayınları · 2025412 okunma
Geç Kaldığım Bir Kitap, Yeniden Başladığım Bir Yazar
Puan vermedi·495 syf.··
2026 2. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 20 Nisan 2026 22:10
Ben bu kitabı nasıl bu kadar geç okudum gerçekten bilmiyorum. Şimdiye kadar okuduğum en sürükleyici kitaplardan biri oldu diyebilirim. Okudukça düşündüm, düşündükçe daha da okumak istedim. Her bölümde ayrı bir merak oluştu ve çoğu zaman “bir sayfa daha” diyerek kitabı elimden bırakamadım. Kitap, Louvre Müzesi’nde işlenen gizemli bir cinayetle başlıyor. Cinayetin ardından ortaya çıkan şifreler, Robert Langdon ve Sophie Neveu’yu hem sanat eserleri hem de gizli mesajlar üzerinden bir yolculuğa sürüklüyor. Leonardo da Vinci’nin eserlerinde saklı ipuçları, onları Kutsal Kase ile ilgili büyük bir sırrın peşine düşürüyor. Hikâye ilerledikçe hem tarih hem de dinle ilgili birçok gizemli iddia da olayların içine giriyor ve merak sürekli artıyor. Dan Brown ile ilk olarak 12–13 yaşlarındayken Melekler ve Şeytanlar kitabı sayesinde tanışmıştım. O zamanlar açıkçası kitabı anlamakta biraz zorlanmıştım ve bitirmek de kolay olmamıştı. Ama Da Vinci’nin Şifresini okuduktan sonra Dan Brown’ın tarzını çok daha iyi anladım diyebilirim. Bu yüzden Melekler ve Şeytanları tekrar okumaya karar verdim. Ayrıca bu kitabın bende bıraktığı etkiyle birlikte serinin diğer kitapları olan Kayıp Sembol, Cehennem ve Başlangıçı da okuma listeme ekledim. Da Vinci’nin Şifresi benim için sadece sürükleyici bir kitap değil, aynı zamanda yıllar önce başladığım bir yazarı yeniden keşfetmemi sağlayan özel bir deneyim oldu. Gizem ve macera seviyorsanız bence bu seriye kesinlikle bir şans vermelisiniz.
Da Vinci ŞifresiDan Brown · Altın Kitaplar · 200352,9bin okunma