Kelimelerle çelik çomak oynamayı seviyorum. Çünkü kelimeler, benim esâs dünyam.
Felsefe
Polisiye
Çağatay Yaşmut Polisiye yazmak, sandalyeye yaslanıp iki cinayet sahnesi karalamaktan ibaret değil; zihin mühendisliği ister. Çünkü iyi polisiye, okurun aklıyla satranç oynar, kötüsü ise mahalle arasında kör ebe. Hele iddialı polisiye yazmak; çoluk çocuğun kumda çelik çomak çevirmesine benzemez. Bazı polisiyeler masal anlatır uyutur, bazıları da insanın zihnine suç mahalli kurar, iz bırakır. Her ayrıntı farklı, gizem ve meraktır. Gerilimi yüksek, heyecanı zirvede yaşatır. İşte bu şekilde nitelikli, polisiye edebiyatın nabzını gerçekten tutabilen, nadir kalemlerden biri olan Yazar Çağatay Yaşmut’un külliyatını okumaya devam ediyorum.
1000Kitap
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
eskimeyen hikaye
eylüldü dünyanın bütün takvimleri günlerden ise perşembe ben her zamanki yerimde sen ise kalbimin öbür ucunda sen on birinde olmalıydın ben ise anne diye başka yüzlere kaçtığım yaşta. ne çok şey öğretmiş bize en güzel dersimiz hayat bilgisi: seni sevmek dertlerin en güzeli ya matematik neyin hesabı olmalıydı böyle topladıgimız, çıkardığımız carptigimiz yine de kırık notlar aldığımız şimdi nasıl acıyor mu dersin bir mutlu yer bulmak için atlaslarda gezinen parmaklarimiz ucu boncuklu saclarinla bazen sen lavanta kokmadan önce kurşunkalemimle belli belirsiz kenarları kirişmiş defterine seni seviyorum diye yazarken sen çoktan ben de diyordun kimselere görünmeden herkesten fazla biz cocuktuk
Şiir
öykümsü şiir
aylardan eylül günlerden perşembe ben her zamanki yerimde sen ise kalbimin ta öbür ucunda sen on birinde olmalıydın ben ise anne diye başka yüzlere kaçtığım yaşta. ne çok şey öğretmiş bize en güzel dersimiz hayat bilgisi: seni sevmek dertlerin en güzeli ya matematik neyin hesabı olmalıydı böyle topladıgimız, çıkardığımız carptigimiz yine de kırık notlar aldığımız şimdi nasıl acıyor mu dersin bir mutlu yer bulmak için atlaslarda gezinen parmaklarimiz ucu boncuklu saclarinla bazen sen lavanta kokmadan önce kurşunkalemimle belli belirsiz Kenarları kirişmiş defterine seni seviyorum diye yazarken sen çoktan ben de diyordun herkesten fazla cocuktuk sen en çok sek sek oynardin ben ise çelik çomak
"Uygarlığın bedeli nevrozla ödenir" diyor Freud. Hakîkâten biz sobalı evlerde, köylerde, tarlalarda yaşarken mutlulukla çelik çomak oynuyorduk. Kentleştikçe, modern bir hâl aldıkça; sorun, problem, rahatsızlık, hastalık, stres, dert, keder, ne varsa ne yazık ki pik yaptı/yapıyor/yapacak. Starbucks'da White Chocalate Mocha içmekle Face'de fors atar olduk! Yazık!
Sosyoloji
"Uygarlığın bedeli nevrozla ödenir" diyor Freud. Hakîkâten biz sobalı evlerde, köylerde, tarlalarda yaşarken mutlulukla çelik çomak oynuyorduk. Kentleştikçe, modern bir hâl aldıkça; sorun, problem, rahatsızlık, hastalık, stres, dert, keder, ne varsa ne yazık ki pik yaptı/yapıyor/yapacak.
Sosyoloji