"Once toprak ve cemaddın, seni bitki âlemine getirdi, bitki âleminden alaka ve mudga âlemine yolculuk ettin. Buradan hayvanlık âlemine, hayvanlıktan da insanlık alemine sefer ettin. Yüce Allah böyle bir seferi sana yakınlaştırdı. Bu gelip, geçtiğin yollar, duraklar senin aklında hayalinde yokken ve hangi yoldan nasıl geleceğini bilmezken, seni getirdiler.Işte sen de apaçık görüyorsun ki geldin. Böylece seni daha başka, türlü türlü âlemlere de götürecekler. Bunu inkâr etme ve sana bunu haber verirlerse kabul et."
Sayfa 78·Kitabı okuyor
1000Kitap
Senin de sevdaya tutulduğun olur mu, Madrian? MARDIAN Olur, güzel sultanım. KLEOPATRA Gerçekten mi? MARDIAN Tam gerçeklik denemez buna sultanım; Çünkü benim gerçekten yapabileceklerim Masum, uslu şeylerdir yalnız. Ama taşkın arzular duyduğum olur, Venüs’le Mars’ın neler yaptıkları Geçer bile aklımdan ve...
Edebiyat
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Birkaç gün önce televizyonda, din ve ahlâk derslerine dair bir beyan: — "Din ve ahlâk dersleri, Danıştay hükmüyle, çağ dışı bulunduğu için kaldırılıyor." Kast; bir kötünün, iyisi getirilmek için kaldırılması değil, esastan yok edilmeye davranılması... Eldeki kitaplara değil de esasından din ve ahlâka ve onlara giden öbür kitaplara tahammül kalmamıştır. Asıl böyle bir anlayışı; çağ dışı şöyle dursun, insanın maymundan geldiği hayal edilse, o devrenin bile çağ dışı kabul edebilirsiniz. Meçhulü fethetmeye ve mutlak hakikati avlamaya memur insanın mâveradan gelen seslerle yöneldiği istikamet olan dine ve bütün beşerî münasebetlerin mîzanı ahlâka "çağ dışı" diyebilmek için; cemadın (cansız varlıkların) bile mahrum olmadığı şekilde topyekûn idrak ve irfan dışı kalmak gerekir. Din ve ahlâka bağlı olmak veya olmamak ayrı, bunlara "çağ dışı" diyebilmek ayrı... Sanki varlık ve yokluk bütünüyle ölçülmüş, hesaba çekilmiş de gaî sebebin nihaî sebebi bulunmuş ve raporu Danıştaydan geçirilmiş gibi bir eda! Bu edadaki duygusuzluk, meçhule karşı haşyetsizlik ve bir milletin inancına hürmetsizlik; ancak Allah’ın Kur’ân’da “Bel hüm adal - Hayvandan da aşağı” tavsifiyle tespit olunabilir. Din ve ahlâk derslerini kaldırabilirler; bu fiilen mümkündür. Fakat "çağ dışı" diyemezler; bu mücerret mânada ilmen mümkün değildir. Allah’a, dine ve ahlâka inanmayıp da meçhule inanan bir nasipsizin bile takınamayacağı bu tavır; düşünün, din ihtiyacını malûmların en ulvisi bilen bir kalbe nasıl tesir eder! Şöyle: Hayali mümkün en aşağıdan daha aşağı... “Kâfir ağlar bizim ahval-i perişanımıza” dedikleri budur!
Sayfa 74 - AŞAĞILIK DERECESİ, 7 Haziran 1978, b.d.y
Çerçeve
Remaurian'da
Bir gün doğuyor Şafak günün açılan gözlerinin aceleci bakışı Ağaçlar onu izliyor
Sayfa 30·Kitabı okudu
Remaurian'da
... Orada mevsim mevsim üstüne Taş taşı yumuşatır zeytinyağıyla Ve derin uykuya dalmış biri Belki uyanabilir Dönen taşın ıssızlığıyla.
Sayfa 28·Kitabı okudu
- SEMNÛN...
Bana öyle geliyor ki, elime bir taş parçası alsam, ona yana yakıla dertlerimi anlatsam, hareketimi delice bulmasam, bıkmasam, ısrar etsem; taş yavaş yavaş yumuşar, süngerleşir, kıvrımlaşır, kulak biçimine girer ve zarında nabzı tıp tıp atarak beni dinlemeye koyulur. Cemaddan bunu ümit eden, insandan neler ummaz değil mi? Hiç de değil… Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, Semnun isimli veli, bir gün mescitte müridlerine tasavvufun temel meselesi olan aşkı anlatırken, birden bire mescidin billûr avizesi paramparça kırılıp yere düşmüş, pencereden giren bir kuş Semnun’un eline konmuş, gagasını tırnaklarına çarpmış ve ağzından iplik gibi ince bir kan sızarak can vermiş. Veli müridlerine demiş ki: – Aşka ait kelimeler cemadın ve hayvanın yüreğine işler, fakat gafil insana tesir etmez! Şüphesiz ki yeryüzünde, insandan ulvî ve insandan süflî nesne yok… Bakarsınız, muhatabınız bir insandır; kafasında bu dünyadan değil de yıldızlardan gelen fikir mevcetlerini bile zapt edecek bin lambalı bir radyo ahizesi taşır. Yine bakarsınız, muhatabınız yine bir insandır; karşısında tamtam dansının gürültüsü koparılsa suratı buruşmaz. Bu soydan insanların gözleri görmemek, dilleri tatmamak ve kulakları işitmemek içindir. Bu soydan insanlar, aletlerine mâlik oldukları hasselerin, ruhundan topyekûn mahrumdurlar. Her köşesinden birer ampul sarkan bir evin elektrik cereyanından öksüz kalışı gibi… Halka sözüm yok; fakat memleketimizde dava sahibi cins muharririn, alâka beklediği müşahhas istikametlerden saran kayıtsızlık, Semnun’un bildirdiği kaynaktan başka nereden gelebilir?
Sayfa 64 - Haziran 2010, “Anlayana Sivrisinek Saz”, b.d.y·Kitabı okudu
Çerçeve