10/10
·48 syf.··
2026 24. kitabı
Mina ile orman yolculuğumuz devam ediyor... Bu kez bize kargalar, karıncalar, kunduzlar ve arılar eşlik ediyor. Her sayfada doğayı biraz daha yakından tanıyor, çevremizi korumanın neden önemli olduğunu öğreniyoruz. Karıncaların dayanışmasını, Arıların doğadaki değerini, Ağaçların ve ormanların önemini, Yenilenebilir enerjinin geleceğimiz için neden gerekli olduğunu keşfediyoruz. Üstelik kitabın sonunda yaz sıcaklarına serinlik katacak nefis bir karpuzlu limonata tarifi de bizi bekliyor. Çocuklar için eğlenceli, büyükler için düşündürücü bir yolculuk... Çünkü geleceğin muhafızları, bugünün bilinçli çocuklarıdır.
Yeşil Kalkan: Geleceğin MuhafızlarıTuğba Soydan · Çınaraltı Yayıncılık · 20266 okunma
10/10
·48 syf.··
Beğendi
·
2026 136. kitabı
GökyüzününBataryaları ile Yeşil Kalkan serisinin üçüncü kitabını da keyifle okuduk. Bu kez hikâyemiz bizi ilkbaharın tazeliğinde yenilenebilir enerji ve güneş enerjisiyle tanıştırıyor. Mina'nın dedesinin evinde başlayan merakı, çocukları hem eğlendiren hem de düşündüren bir keşif yolculuğuna dönüşüyor. Güneş panellerinin nasıl çalıştığını, doğaya zarar vermeden enerji üretmenin mümkün olduğunu ve çevremizi korumanın önemini sade, anlaşılır ve sıcacık bir dille anlatıyor. Kitabın en sevdiğim yönlerinden biri, çocuklara bilgi verirken bunu hikâyenin akışını bozmadan yapması oldu. Mina'nın bitmek bilmeyen soruları, çocukların merak duygusunu desteklerken bilimsel düşünmeye de güzel bir kapı aralıyor. Ayrıca kitap sonunda yer alan etkinlikler ve atölye çalışmaları, okuma deneyimini daha da zenginleştiriyor. Çevre bilinci, sürdürülebilir yaşam ve yenilenebilir enerji gibi önemli konuları çocuklara sevdirmek isteyen ebeveynler ve öğretmenler için çok güzel bir kaynak. Hem öğretici hem eğlenceli hem de ilham verici bir kitap. Çocuklara çevre sevgisini ve doğayı koruma bilincini kazandıran sıcacık bir hikâye arıyorsanız, bu kitabı gönül rahatlığıyla tavsiye ederim.
Yeşil Kalkan: Gökyüzünün BataryalarıTuğba Soydan · Çınaraltı Yayıncılık · 20269 okunma
Reklam
10/10
·208 syf.··
2026 3. kitabı
·
54 günde okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2026 00:00
Kitapla ilgili en sevdiğim şey etiketler üzerinde durmasıydı. Bu noktayı "Atomik Alışkanlıklar" kitabı da değinmişti ve kesinlikle çok hak vermiştim. Beyin her koşulda çelişkiyi sevmediğinden dolayı kendince tutunduğu bazı kurallar veya şemalar vardır. Biz insanlar gerek çevremizde olup bitenleri gerek kendimizi algılayışımızda belli başlı öğrenmelerimizle yorumlarız. Bu yorumlamalar ise genelde kişinin karakterine atıfta bulunur ve buna "temel atıf hatası" denir. İnsanlar, çevresindeki insanları yargılarken veya bir olay hakkında bir yorumda bulunurken ilk değindiği şey kişinin karakteri olur. Birisi geç kalıyorsa eğer trafikten değil o kişinin tembelliğine atıfta bulunur. Bu atıflar, çevremizi ve kendimizi yorumlayışımızı şekillendirir. Halbuki insan; bağlama, ortama, kişiye göre değişen bir varlıktır. Bazı insanların yanında a özelliğine sahipken, bazı insanların yanında özelliğine sahibizdir. Genel olarak çok ilgi bekleyen birisi değilken, belli başlı kişilere karşı çok ilgi beklerken buluruz kendimizi. Bu, aslında kendimize olan tanışıklığımızın yanlış olmasından kaynaklanmaz, tam tersi kendimizle daha tanışık oluruz. Birçok mekan, insan ve durum bizim yeni bir yönümüzü keşfetmemize olanak sağlar. Belki de yeni keşfettiğimiz o yön hiç yoktur içimizde, sonradan gelmiştir bize ama bir şekilde yenidir. İşte bundandır insanlar sürekli sınırlarınızı aşın, kendinizi aşın diyorlar. Her keşfettiğiniz yeni yer, keşfettiğiniz yeni insan ve keşfettiğiniz yeni olaylar bizi aslında bizimle daha çok yakınlaştırıyor. Ben şahsen nedense bir an önce kendimi tanıma olayını aşıp genç yetişkinlikten çıkmış olmak istiyorum ama sanırım yaşımız kaç olursa olsun zihni yeni deneyimlere açarsak kendi içimizde değişecek yeni şeyler, yeni özellikler ve yeni varyasyonların çıkacak. Beynimin
Pembe Fili DüşünmeZeynep Selvili · İnkılap Kitabevi · 202411,6bin okunma
6/10
·304 syf.··
2026 12. kitabı
Kitap hakkındaki yorumuma, kitapta altını çizdiğim bazı cümlelerle başlamak istiyorum: -Tüm hayatımı yaşayabileceğim hayali yeniden ateşlendi. -Sınırları belirlemeyi bir kez öğrendiğimizde, gerçekten kendileri olan kişilerle gerçekten kendimiz olabileceğimiz alanlarımız olur. -Kendimize nasıl baktığımızı değiştirebiliriz; çevremizi yorumlama ve sevdiklerimizle ilişki kurma şekillerimizi değiştirebiliriz. Benliğimizle bağlantı biçimimizi değiştirebiliriz ve bunu yaparak evrenle bağlantı şeklimizi de değiştirmiş oluruz. Öncelikle, bu kitabın bence günlük hayatın akışında okunacak bir kitap olmadığını söyleyebilirim. Eve gidildiğinde, sakin bir zamanda; masa başında ya da kalem kâğıtla bir şeyler yazılabilecek bir anda okunması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum. Hatta bir çalışma kitabı gibi de düşünebilirsiniz. Çünkü kitabın içinde “şu çalışmayı yap” şeklinde birçok görev veriliyor ve aslında bu görevler, hem kendinizi tanımanız hem de bulunduğunuz durumdan daha iyi bir noktaya gelebilmeniz için yapılan çalışmalar. Kitabı genel olarak beğendiğimi söyleyebilirim ama dediğim gibi, günlük hayatın akışında okuyamadığım için görevlerin çoğunu yapamadım. Sadece bazılarını işaretledim ve bunları yapmak için kendime daha sonra alan açtım diyebilirim. O görevlerin bazılarını yaptım; fakat daha iyi hissedebilmek için bunun süreklilik gerektirdiğini düşünüyorum. Bu yüzden, ilerleyen zamanlarda kitap hakkındaki yorumlarım değişebilir. Kitapla ilgili yapabileceğim bir diğer yorum da şu: Kitap, bir noktada kendi vücut yapımızda bulunan organların ya da dokuların terimsel olarak bilinmesine ve aslında onları nasıl değiştirebileceğimize odaklanmamızı sağlıyor. Ancak psikolojiyi çok yüzeysel bilen biri olarak — okuduğu birkaç kitaptan aşina olan biri diyebilirim — bu terimler
Kendini İyileştirme İşi Nasıl Yapılır?Nicole LePera · Butik · 2021535 okunma
9/10
·99 syf.··
Beğendi
·
2026 37. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 16 Mayıs 2026 15:31
#KonuşuyoruzAmaAnlaşamıyoruz #GökhanKara Herkese merhaba arkadaşlar. Bugün sizlere Gökhan Kara'nın kaleminden Konuşuyoruz Ama Anlaşamıyoruz adlı kitabın yorumuyla geldim. Kitap toplamda 100 sayfa. Öncelikle şunu söylemem gerekir ki; bazen kitap okurken sanki kendimizi okuyormuş gibi hissediyoruz ya, bu eser tam da bunu hissettirdi. Çünkü gerçekten hayatta bir şeyleri çabalıyoruz, anlatıyoruz, niyetimizi anlatıyoruz, hedefimizi anlatıyoruz, yaşadıklarımızın nasıl hissettirdiğini anlatıyoruz. Anlatıyoruz da anlatıyoruz... Bazen boş bir duvara da konuşuyor hissiyatı verenler mi dersiniz, "X" durumunu anlatıp karşı tarafın "B" olarak anlaması mı dersiniz, konuşsam olmuyor sussam olmuyor mu dersiniz... Bunları eminim yaşamışsınızdır. Peki bunlar neden oluyor? Elbette iletişim problemi. Çünkü bazen bir şeyleri ifade ederken doğru ifade edemiyor olabiliriz. Çok sorguladım kendimi. Sayfalar ara ara duraksayıp düşündürdü. "Acaba ben böyle mi yaptım da böyle oldu?" gibisinden. Çünkü insanın ağzından çıkan laftan ötürü bazen suskunluk bile iletişimi sarsabilir. Çünkü iletişim sağlıklı olmadığı zaman bu sefer anlaşmazlık baş gösteriyor. Birbirimizi ne kadar dinliyoruz? Ne kadar anlıyoruz? Elbette sadece karşı tarafla olan iletişim değil, kendimizle olan iletişim de çok önemlidir. Aslında kitabı okurken "Şöyle yapmalısın, bu daha doğru olandır vs." yerine, yazarımız bizlere tecrübelerini, gözlemlerini anlatıyor. Özellikle sorduğu sorularla zaten kendi içimizde vermiş olduğumuz o sorgulama savaşı ile kendi kendimizle iletişim halinde olarak bir şeyleri çözmeye başlıyoruz. Sonrasında çevremizi gözlemlemeye, söylediklerimiz karşısında çevrenizin yani kimlerin nasıl tepkiler verdiğine bakmaya başlıyoruz. Yazar anlattığı her şeyde tecrübelerini örneklerle zenginleştirerek biz değerli
1000Kitap
Konuşuyoruz ama AnlaşamıyoruzGökhan Kara · Güneşyolu Yayınları · 20269 okunma
7/10
·484 syf.··
2026 17. kitabı
Bu seriyi okumamak büyük bir kayıp, neden mi? Çünkü kadın - erkek arasındaki farklılıkları ve bu farklılıklarda nasıl bir yol izlememiz gerektiğini anlatıyor. Keman ile çello gibi düşünün. İkisinin de kendine göre bir duruşu ve sesi var. Eğer sen çelloyu, kemanmış gibi düşünürsen çok bariz bir hayal kırıklığına düşersin ama eğer notalarını ve çelloya ait özellikleri kavrar ve bunu kabul edersen, işte o vakit, o karmaşık duygu ve düşüncelerden arınmış seslerden sana ait olanı bulursun. Bilinç ve öz bilinç ile kendimizi ve çevremizi sorgulamayı, bunun yanı sıra soruna değil de çözüme odaklı, üretken, uyumlu, iyimser yani umudunu yitirmeyen pozitif düşünce adı altında, duygusal zekanın önemini vurguluyor. Zeki olmak ile mutluluk arasında tercih yaparak, ne büyük yanlış yaptığımızı; eğitim, iş, ve benzer durumlarda ne kadar başarılı olursak olalım, bizi biz yapan duyguları, benliğimizi ve sevdiklerimizi bakan ama görmeyen robot gibi yaşayarak aslında mutluluktan taviz verdiğimizi ve bunu nasıl düzelteceğimizi, şu aşağıda sıralamış olduğum kitaplar sayesinde kendimize ve çevremize güzel yatırımlar yaparak, mutluluğu ve asıl başarıyı elde etmemizi pek ala mümkün kılıyor. - Erdal Atabek "Bizim Duygusal Zekamız" - Daniel Goleman "Duygusal Zekâ EQ" - John Gray "Erkekler Marstan Kadınlar Venüsten" Bazen kendimizi hayatın temposuna o kadar kaptırıyoruz ki, sonbahar kadife kırmızısı yaprakları, ilkbaharın cemresini, kahveyi karşılıklı bir eş, dost ve yahut aileyle içmeyi bile çok görüyoruz. Geriye dönüp baktığımızda elde ettiğimiz başarılar bizi iyi yerlere, güzel konumlara getirecek ama diyeceğiz; "keşke o sırada ailemle, arkadaşlarımla da iyisiyle/ kötüsüyle bir anı biriktirmiş olsaydım, şu geçmiş zamanları daha canlı kılınabilirdim," diye. Böylesi olumsuz düşüncelere
Anı-Mektup-Günlük
Adım Adım Hayataİpek Ongun · Artemis Yayınları · 20127,5bin okunma
Reklam
Reklam