10/10
·156 syf.··
Beğendi
·
2026 146. kitabı
Pofidik dünyanın en cesur ajanlarından biri olabilir ama dürüst olmak gerekirse uyumayı ve atıştırmayı görevlerden biraz daha fazla seviyor. Casus arkadaşları Jade ve Kit ile gittikleri su parkında kendilerini beklenmedik bir maceranın içinde bulunca işler bir anda değişiyor. Kitabın en sevdiğim yanı eğlenceli dili ve çocukları sürekli hikâyenin içinde tutan hareketli olay örgüsü oldu.. Renkli çizimler, komik karakterler ve bol kahkaha eşliğinde ilerleyen hikâye özellikle okumaya yeni başlayan çocuklar için oldukça keyifli.. Dostluk, takım çalışması, cesaret ve problem çözme gibi güzel mesajlar verirken bunu eğlenceden ödün vermeden yapması da kitabın artılarından biri. Özellikle kedileri, gizemleri ve macera dolu hikâyeleri seven çocukların çok seveceğini düşünüyorum. 8-12 yaş grubu için eğlenceli ve sürükleyici bir okuma önerisi. Kahraman olmak için mükemmel olmanız gerekmediğini hatırlatan sıcacık bir macera!
Pofidik Ajan KediAdrian Beck · The Çocuk Yayınevi · 202633 okunma
9/10
·192 syf.··
2026 14. kitabı
fikir şu: Her insanın hayatta ulaşması gereken bir amacı vardır. Cesaret: Santiago’nun sürekli konfor alanını bırakması, risk almadan büyümenin zor olduğunu gösterir. İşaretler: Coelho, evrenin insanlara işaret gönderdiği fikrini sıkça işler. Aşk ve özgürlük: Fatima ile ilişkisi, gerçek sevginin engel değil destek olduğunu gösterir. Kitabın güçlü yanları: Akıcı ve sade dili var. Altı çizilecek çok fazla cümle içeriyor. Her yaşta farklı anlamlar çıkarılabiliyor. Umut ve arayış duygusunu güçlü veriyor. Eleştirilebilecek yanları: ✘ Bazı okurlar için fazla “mistik” gelebilir. ✘ Olay örgüsü basit bulunabilir. ✘ Bazı mesajları fazla doğrudan. Benim genel değerlendirmem: Simyacı, özellikle hayatında bir şeyleri sorguladığın dönemlerde farklı hissettiren bir kitap. Sana “aradığın şey gerçekten dışarıda mı, yoksa zaten içinde mi?” sorusunu bırakıyor. Özellikle senin sevdiğin gizemli ve derin alıntı havasına da yakın bir kitap.
SimyacıPaulo Coelho · Can Yayınları · 2024246,7bin okunma
Reklam
Puan vermedi·163 syf.·
2026 26. kitabı
Her şeyin çok hızlı tüketildiği, sürekli bir yerlere yetişmeye çalıştığımız şu günlerde Okçu’nun Yolu kısa bir mola oldu. Küçük bir kitap ama sayfaları çevirirken insanı durup düşünmeye zorluyor. Ana konu ok, yay, kiriş ve hedef olsa da hayatı okumak için güzel metaforlar. Kitap aslında basit bir okçuluk hikayesi gibi görünse de tamamen hayatın provası gibi. Coelho orada oku "niyetimiz", yayı "irademiz", hedefi de "varmak istediğimiz yer" olarak tanımlıyor. Hedefe giden yolun bizzat kendisinin önemli olduğu üzerinde duruyor. Hepimiz hayatın koşturmacası içinde bir şeyleri başarmaya, o hedef tahtasının tam ortasını vurmaya öyle odaklanıyoruz ki... Oysa usta diyor ki; gözün sadece hedefte olursa, o okun yaydan çıkışındaki zarafeti, rüzgarı, kendi kalbinin ritmini kaçırırsın. Bizlerde kimi zaman planlarımızın, hedeflerimizin peşinde öyle çok geriliyoruz ki bir yay gibi, kendimizi yıpratıyoruz. Ya da hata yapmaktan, ıskalamaktan korktuğumuz için elimizdeki oku fırlatmaya hiç cesaret edemiyoruz. Kitap "yolda olmanın", hata yapsan bile o süreçle terbiye olmanın güzelliğini hatırlattı. Bazen sadece durmak, nefes almak ve niyetimizin temizliğine güvenerek o oku serbest bırakmak gerekiyor mesajı çıkıyor. Büyük iddiaları olmayan, kısa sürede okunabilen bir kitap. Neredeyse yarısı çizmelerle dolu. Kitaplarla kalın.
Okçu'nun YoluPaulo Coelho · Can Yayınları · 20217,7bin okunma
Puan vermedi·304 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 19:07
Yeliz, çok küçük yaşlardan ailesini kaybetmiş, şu anda sınava hazırlanan genç bir kızdır. Ailesinin ona bırakmış olduğu fabrikanın başına hakkıyla geçebilmek için başını derslerden asla kaldırmamaktadır. Bir gün, dershaneden evine döndüğü bir gecede sıra dışı bir olay yaşar ve bu onu çok korkutur. Aynı evde birlikte yaşadıkları halası ve eniştesinin ona kötü bir şaka yaptığını düşünsede, gerçek sandığından çok daha başkadır. Spoisiz bu kadar anlatılabiliyor sanırım :D Bu kitaba başlamak beni fazlasıyla geriyordu. Bu tür şeyler okumak ya da izlemek beni hemen etkiliyor. Lakin okumaya başladığım anda kitabın aslında beklediğim kadar korkutucu olmadığını anladım. Yazarın basit yazımı benim gerginliğimi fazlaca almış olsa da gece vakti okuyabileceğim bir kitap kesinlike değildi. Aslında bu kitabın gece okunması daha mantıklı geliyor bana çünkü korku adında yapılan her şey bu zamanlarda daha çok anlaşılır oluyor. Ayrıca kitabın keyfi böyle çıkarılmalı. Ama bu tabii ki cesaret edebileceğim bir konu değil maalesef :D Evet, herkesin de söylediği gibi, olaylar birbirlerini fazlaca tekrarlıyordu ama bu beni rahatsız etmedi. Rahatsız olduğum tek konu her bölümde o korkunç şeyleri yaşamaktı. Bir bölümde de sakin bir gün okumayı isterdim açıkcası. Ama sondaki amaca bakıldığında da her gün, her an bir şeyler yaşamamız da normal geliyor bana çünkü aceleci bir taraf var :) Keyifle okudum diyebilirim. Sonu aceleye gelinmiş gibi yazılmış bir havası vardı. Doğruyu söylemek gerekirse ben o cin çıkartma olaylarını okumayı falan beklemiştim ve istemiştim. O cin çıkartma anını okumak bana daha çok keyif verebilirdi ama bu konuda da yazardan ümitli olduğumu söyleyemeyeceğim. Bence öyle bir şey yazsaydı bile o an bize geçmez, çok çok basit kalırdı. Yazarın ilk
1000Kitap
Senin YüzündenR. İdeli · Artemis Yayınları · 2025476 okunma
Bazı sorular dualardan daha dürüsttür.
Puan vermedi·70 syf.··
2026 90. kitabı
Rahel Tanrı’yla Hesaplaşıyor, adından da anlaşılacağı gibi kolay okunan ama kolay sindirilen bir kitap değil. İnanç, adalet, acı ve sorgulama üzerine düşündüren bir metin. Kitabı okurken en çok hoşuma giden şey, sorgulamanın düşmanlık olarak sunulmaması oldu. Çünkü çoğu zaman insanlara ya inanmak ya da tamamen reddetmek arasında bir seçim varmış gibi davranılıyor. Oysa hayatın içinde bazen insan inanırken de sorgulayabiliyor, severken de kırılabiliyor, güvenirken de soru sorabiliyor. Rahel’in Tanrı’yla hesaplaşması aslında biraz da insanın hayatla hesaplaşması gibi geldi bana. Yaşanan acıların, haksızlıkların ve cevapsız kalan soruların karşısında sessiz kalmayı reddediyor. Bu yönüyle kitap, kesin cevaplar vermekten çok düşünmeye alan açıyor. Her görüşüne katıldığımı söyleyemem ama zaten kitabın amacı da okuru kendi tarafına çekmek değil gibi geldi. Daha çok, uzun zamandır sormaya cesaret edemediğimiz soruların varlığını hatırlatıyor. Kitabı bitirdiğimde aklımda kalan şey cevaplar değil, sorulardı. Sanırım bazı kitapların değeri de tam burada yatıyor. Bize ne düşüneceğimizi söylemelerinde değil, düşünmeye devam etmemize neden olmalarında.
Rahel Tanrı’yla HesaplaşıyorStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202124,8bin okunma
10/10
·236 syf.··
2026 44. kitabı
Bazı kitaplar vardır; okurken sadece karakterlerin değil, kendi düşüncelerinizin de peşine düşersiniz... Gölgede Kalan, sevgisiz bir çocukluk geçiren Yusuf'un İstanbul'a taşınmasıyla başlıyor. Kiraladığı evde bulduğu eski bir defter ise onu hiç beklemediği bir yolculuğa çıkarıyor. Yusuf, defterin sayfalarında başka bir hayatın izlerini sürerken aslında kendi geçmişiyle ve bastırdığı duygularıyla da yüzleşmeye başlıyor. Kitabın en sevdiğim yanı, geçmiş ve bugün arasında kurduğu bağ oldu. Hikâye ilerledikçe merak duygusu giderek artıyor ve her yeni sayfada biraz daha derine çekiliyorsunuz. Özellikle karakterlerin yaşadığı yalnızlık ve aidiyet arayışı bana oldukça geçti. Final kısmına gelirsek... Uzun zamandır bir kitabın sonu beni bu kadar durup düşündürmemişti. Kitabı bitirdikten sonra bir süre öylece kalıp olanları zihnimde yeniden toparladım. Genel olarak akıcı anlatımı, merak uyandıran kurgusu ve bıraktığı hisle keyifle okuduğum bir kitap oldu. Yazarımızın kalemine sağlık. Peki siz, taşındığınız evde eski bir günlük bulsaydınız okumaya cesaret eder miydiniz?
Gölgede KalanAyten Yağmur · İkinci Adam Yayınları · 2025114 okunma
Reklam
Reklam