Puan vermedi·56 syf.··
2026 34. kitabı
Cemal Süreya’nın altıncı ve son şiir kitabı Güz Bitiği, 1 Nisan 1988’de yayımlanmıştır. Sıcak Nal’dan sadece bir gün sonra çıkan kitap, aynı yıl Behçet Necatigil Şiir Ödülü’nü kazanmıştır (Sıcak Nal ile birlikte). Kitap, şairin olgunluk döneminin en damıtılmış, en içe dönük ve veda havası taşıyan eserlerinden biri olarak kabul edilir. Kitap toplam 56 sayfa civarındadır ve şu bileşenlerden oluşur: 1 düzyazı 20 şiir 1 şarkı 11 beyit 16 dize Süreya, kitabı “tek bir şiir” olarak nitelendirmiştir. Parçalar ayrı ayrı başlıklı gibi dursa da bütünsel bir akış ve tek bir duygusal/melankolik tonda ilerler. Adı, Doğu Perinçek’e göre Dîvânü Lugati’t-Türk’teki “Ay Bitigi”nden (askerlerin ad ve azık defteri) esinlenmiştir; “güz” mevsimiyle birleşince sonbaharın bitiş defteri, hesaplaşma ve veda anlamı taşır. Biçimsel çeşitlilik (düzyazıdan beyite, şarkıya) kitaba zenginlik katar. Şiirler genellikle kısa, yalın ve imgelerle örülüdür; gösterişli imgelerden ziyade suskunluklar, eksiltiler ve sezdirme ağır basar. Temalar Aşk, Ayrılık ve Yalnızlık: Kitabın kalbi burada atar. Şiirlerin çoğu “Keşke yalnız bunun için sevseydim seni” dizesiyle biter. Bu nakarat, sevgiyi basit anlara (bir çay içmek, bir bakış, bir yürüyüş) indirgerken aynı zamanda derin bir pişmanlık ve kabulleniş taşır. Zaman, Ölüm ve Veda: Sonbahar (güz) metaforu hâkimdir; sararan yapraklar, soğuyan hava, bitiş hissi. Şair adeta kendi şiir serüvenine ve hayata veda etmektedir. Melankoli dinginliğe, kabullenişe evrilir. İnsan İlişkileri ve Varoluş: Günlük hayat imgeleri (banliyö treni, çay, sokak, nalburlar) üzerinden evrensel duygular işlenir. Yalnızlık “ovanın düz oluşu gibi” yalın ve kaçınılmazdır. Kitap, İkinci Yeni’nin imgeci, yenilikçi dilinden uzaklaşarak daha olgun, daha doğrudan ama hâlâ derin bir üsluba
Güz BitigiCemal Süreya · Can Yayınları · 2020947 okunma
Inceleme
8/10
·110 syf.··
2026 17. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 05:34
Kısa bir hikâye ama içinde bir sürü çeşitlilik barındırıyor. Kin, hırs, açgözlülük, yalancılık, şefkat ve sevgi gibi duygular güzel bir şekilde anlatılmış. Iguana Gecesi kitabından daha akıcıydı ve sonu daha tatmin ediciydi.
Edebiyat
Kızgın Damdaki KediTennessee Williams · Nisan Yayınları · 199656 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Seçkinler ve Rasyonel Olmayan Kitleleri̇n Fonlanma Algori̇tması
9/10
·103 syf.··
2026 225. kitabı
Toplumsal yapıların, ideolojilerin ve politik kavgaların arkasındaki çıplak motor, ahlaki ilerleme veya insani değerler değil; tamamen elitlerin yer değiştirmesi (Circulation of Elites) ve rasyonel olmayan kitlelerin bu süreçte birer piyon olarak kullanılmasıdır. Antik Yunan’da Sofist Thrasymakhos’un ortaya koyduğu "Adalet, güçlünün işine gelendir" kanunu, günümüzün modern ve dijital laboratuvarında da pürüzsüz bir şekilde işlemektedir. Toplumdaki en büyük yanılgı, yönetici elitlerin (gücü elinde tutan kliklerin) çok zeki, bilgili veya üstün rasyonel varlıklar olduğu zannıdır. Pratikte elitlerin rasyonel olması gerekmez; onlar sadece kitledeki aptallığı, zihinsel tembelliği ve ilkel kabile dürtülerini manipüle etmeyi öğrenmiş "nitelikli parazitlerdir." Günümüzün tarikat yapıları, küresel fon mekanizmaları ya da politik figürleri, entelektüel bir derinliğe sahip değillerdir. Onların tek yeteneği, kitlelerin "kafa çalıştırmayı gerektirmeyen" dogmalara olan kronik açlığını görüp, gücü elde tutmak için bu cehaleti kanalize etmektir. Güç; rasyonel aklın değil, kitle manipülasyon yeteneğinin ödülüdür. Tarih boyunca sahneye çıkan dinler, sosyalizm, kapitalizm, feminizm, Woke kültürü veya Black Lives Matter gibi tüm ideolojik ve sosyolojik akımlar, makro düzeyde sadece birer araçtır. Bilinçsiz Otomatlar: Bu akımların savunucuları (solcular, radikal aktivistler, tarikat müritleri) mekanizmanın farkında değillerdir. Bilişsel kapasiteleri yetersiz olduğu için kendilerini dünyayı kurtaran "ahlaki kahramanlar" sanırlar. Oysa hepsi rasyonel olmayan birer biyolojik piyondur. Fonlama ve Propaganda Bariyeri: Yeni bir elit grubu, mevcut güç sahiplerini devirmek istediğinde kitlelere rasyonel argümanlar sunamaz; çünkü kitleler rasyonaliteyi kavrayamaz. Bunun yerine kitleleri ajite
Sosyoloji
Seçkinlerin Yükselişi Ve DüşüşüVilfredo Pareto · Doğubatı Yayınları · 2006159 okunma
Sanatçı güzel şeylerin yaratıcısıdır
8/10
·258 syf.··
Beğendi
·
2026 23. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 12:08
Dorian Gray'in Portresi - Oscar Wilde "Yaşamın amacı kendi kendini geliştirmek, tekâmül etmektir. Dünyaya gelme sebebimiz özümüzün farkına varmaktır." Oscar Wilde'ın en önemli ve tartışmalı eserlerinden birisi olan Dorian Gray'in Portresi, Dorian adında oldukça yakışıklı ve çevresi tarafından hayranlık duyulan bir adamın, ebedi gençlik arzusu sonucu yapılan sanat eserinin, bir insanın ömrünü nasıl bu kadar etkileyebileceğini anlatmaktadır. Hikâyede üç önemli karakter ön plana çıkmaktadır. Ana karakter Dorian, Lord Henry ve ressam Basil. Lord Henry, felsefi ve sanatsal olan konuşmaları yüzünden Dorian'ı etkisi altına almış, son derece bilgili ve kültürlü birisidir. Yaptığı yerinde tespitler ve dünya görüşü, onu diğer insanlardan farklı bir konuma yerleştirmesine sebep olmaktadır. Lord Henry'nin, insana dair önemli görüşleri şunlardır: "Modern çağın ideali iyi eğitimli insandır. İyi eğitim görmüş insanın zihni ise korkunçtur; her şeyin ederinin üzerinde satıldığı canavarlarla dolu, tozlu bir çıfıt çarşısı gibidir." "Bir insanı etkilemek ona kendi ruhunu vermektir. Etkilenen kişi artık kendi fikirleriyle düşünemez, kendi tutkularıyla yanıp tutuşamaz hale gelir." "Yaşamın amacı kendi kendini geliştirmek, tekâmül etmektir. Dünyaya gelme sebebimiz özümüzün farkına varmaktır." "Sahip olunabilecek en kıymetli şey gençliktir." "Günümüzde insanlar benliklerini sinsice kuşatan sağduyudan ölüyor; aslında asla pişman olunmaması gereken tek şeyin hataları olduğunu anladıklarındaysa iş işten geçmiş oluyor." Lord Henry'nin söylediği bu çarpıcı sözler belki de günümüz açısından değerlendirildiğinde dahi oldukça önemli olan, insana dair birçok şeyi hatırlatmaktadır. Bunlardan en dikkat çekicisi çevremize karşı en faydalı olacak şekilde yaşamak ve bu hayatta; kalıcı,
Edebiyat
Dorian Gray'in PortresiOscar Wilde · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202399,4bin okunma
Puan vermedi·303 syf.··
2026 510. kitabı
R.F. Kuang’ın Sarı Yüz adlı eseri, yayıncılık dünyasının perde arkasını, kültürel sahiplenme ve sosyal medyanın manipülatif gücünü keskin bir dille eleştiren modern bir gerilim romanıdır. Hikaye, edebi anlamda başarısız bir yazar olan June Hayward’ın, çok satan yazar arkadaşı Athena Liu'nun trajik bir kaza sonucu ölümü üzerine, onun tamamlanmamış taslağını çalması ve kendi eseriymiş gibi yayımlaması etrafında şekillenir. June, eseri yayımlarken kendi adını Juniper Song olarak değiştirir ve yazar fotoğrafında ırkını belirsiz kılacak şekilde düzenlemeler yaparak, aslında kendisine ait olmayan bir kültürel mirası sahiplenir. Roman, şu temel unsurları ustalıkla işler: Kültürel Sahiplenme: Bir yazarın, kendi geçmişiyle hiçbir bağı olmayan bir konuyu, sırf popülerlik uğruna kullanmasının etik sınırlarını sorgular. Sosyal Medya ve İptal Kültürü: June'un yükselişi ve sonrasında gelen linç süreci üzerinden, internet üzerindeki tepkilerin nasıl birer silaha dönüştüğünü ve dijital çağda gerçeğin nasıl kolayca çarpıtılabileceğini gösterir. Güvenilmez Anlatıcı: Okuyucuyu, bencil ve manipülatif bir karakter olan June'un zihnine hapseder; June’un kendi eylemlerini nasıl rasyonalize ettiğini görmek, okur için rahatsız edici bir deneyime dönüşür. Sarı Yüz, edebi sahtekarlığın sınırlarını zorlayan, yayıncılık sektöründeki çeşitlilik arayışının nasıl istismar edilebileceğini ve bir başarının ardındaki yalanların, vicdan ve toplum baskısıyla nasıl bir çöküşe dönüşebileceğini anlatan oldukça güncel ve sarsıcı bir başyapıttır.
Sarı YüzR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 202513,5bin okunma
''Birimiz Ölmek Üzere''
8/10
·352 syf.·
2026 1. kitabı
#kitapyorumu • İlk kitabı okuduktan sonra bu kitapta beklentim oldukça yüksekti. Bu arada diziyi izleyenler için burada küçük bir not düşmem gerek: Eğer dizinin 2. sezonunu izleyip 'kitabı okumama gerek yok' diye düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz! Kitap ve dizi bu noktada yollarını tamamen ayırıyor. Birbirinden tamamen bağımsız iki farklı kurgu izlemiş ve okumuş oluyorsunuz. Ancak bu durum beni üzmek yerine aksine çok heyecanlandırdı; aynı karakterlerin iki farklı hikâyesine tanıklık etmek, onlara olan bağımı daha da güçlendirdi. İki farklı hikâyeye de ayrı ayrı bağlandım; sanki tek bir hikâye yerine, aynı kadroyla iki farklı film çekilmiş gibiydi. Bu çeşitlilik kitabı benim için daha da özel kıldı. Kitapta bambaşka bir gizemin peşine düşmek harika bir sürpriz oldu. Benim için çok keyifli bir deneyimdi. Ancak ne yazık ki kitabın yarısına gelene kadar olay örgüsü neredeyse tekdüze devam ettiği için bir nebze de olsa hayal kırıklığına uğradım. Olaylar çözülmeye başladığında kitabın ilk yarısı anlam kazandı ama ilk yarısını atlatmak gerçekten zordu. Ara verdiğim bir dönem bile olmuştu. İlk kitaptaki karakterlerin yokluğu da aşırı derecede hissedildi. Ana karakterin Maeve olacağını biliyordum, ancak diğer karakterlerin kitabın neredeyse yarısından fazlasında görülmeyeceğini düşünmemiştim açıkçası. ''Birimiz yalan söylüyor'' incelemesinde kendisine çok bağlanamadığım için Bronwyn ile ilgili çok fazla bir yorum yapmamıştım, ancak bu kitapta gözlerim onu aradı. Fark etmeden nasıl da bağlamış beni kendine. Genellikle Maeve, Phoebe ve Knox arasında geçen bir olay örgüsü vardı. Kötü değildi ama mükemmel de diyemem. Kitapta sevmediğim şeylerden birisi Doğruluk mu Cesaret mi oyununun başta ana konu gibi tanıtılıp sonrasında sadece birkaç kez görünmesi. Oyun üzerinden devam etse,
İnceleme
Birimiz Ölmek ÜzereKaren M. McManus · Yabancı Yayınları · 2021518 okunma