Nasıl ki vücudumuz kendini iyileştirebiliyorsa, ruhumuz da kendini iyileştirebilir.
...
Vücudumuz kendini, bizim bir şey yapmamıza gerek kalmaksızın en harika şekilde iyileştirir ve bu, nispeten hızlı bir şekilde gerçekleşir. Ancak yarayı koparır, kaşır ve ovalarsak, o zaman o kadar da çabuk kapanmaz. Hatta enfeksiyon oluşturarak ve yarayı büyüterek işleri daha da kötüleştirme riskiyle karşı karşıya kalırız.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Oğlum Yaşar, benim başıma çok belalar geldi. Ben asıl kime sövüleceğini çok iyi bilirim ama, sövülecek olana sövünce başım derde giriyor. Yani, çorbadan ağzım çok yandığından, ben de şimdi yoğurdu bile üfleyerek yiyorum. Asıl sövülecek olanlara sövülmesi gerekenlere sövüp saysak, polis yakamıza yapışır. Biz de, asıl sövmemiz gerekenlerin yerine feleğe söveriz. Bu millet feleğin olmadığını bilmez de mi, yatar kalkar feleğe söver, hiç durmaz boyuna feleğe ilenir? Bilir bilmesine... Ama feleğe söverken, feleğe ilenirken, kime sövüp ilendiğini bilir, yüreğinin ataşını söndürür. İleneceklere ilensek, mahkemeye verirler; hapislere atarlar. Millet de yolunu bulmuş, feleğe söver, kadere ilenir, yazgısını yerer. Yüreğini serinletir, biraz olsun erinir."
Dünyada gerçekten neler olduğunu zaten bilmiyoruz. Bizler sadece medyaya yansıyan kısmından haberdarız ve bunlar da yalnızca en kötü durumların anlık görüntülerinden oluşuyor, bize resmin tamamı göstermiyorlar.