cheblo

cheblo
dalga gider, sahili hatırla
40 okur puanı
Eylül 2024 tarihinde katıldı
Üst güvertenin başında uzanıp Hayalet'in burnuyla yana açılan köpük dalgalarının yarattığı renk tayfına bakarken uyuyakaldığım bir geceyi unutmuyorum. Küçük bir vadide yosunlu taşların üstünden çağlayan bir derenin sesini andırıyordu ve mırıltılı şarkısı beni öyle bir uzaklaştırmış, kendimden geçirmişti ki artık kamarot Hump olmaktan da, otuz beş yıl kitapların arasında hayal kurmuş adam, Van Weyden olmaktan da çıkmıştım. Ama ardımda bir ses, Wolf Larsen'in karıştırmama olanak bırakmadığı sesi, gücünü kendi yenilmez kesinliğinden, olgunluğunu da alıntı yaptığı sözleri takdir edişinden alan sesi, beni dalgınlıktan çıkardı. "Ah, alev alev yanan tropikal gece, ardımızdaki köpüklü iz bir ışık demetine dönüştüğünde, Kızgın gökleri evcilleştirir, Sakin adımlar yıldız tozuna bulanmış yerleri arşınlar Ürkek balinalar kuyruklarını çarpar. Güneş buklelerini yalazlar, canım kızım, Ve ipleri çiyle gerilir, Çünkü eski izimizde ilerliyoruz, kendi izimizde, Güneye iniyoruz uzun iz boyunca, daima yeni olan iz üzerinde." " "Eee, Hump? Kulağına nasıl geliyor?" diye sordu sözlerin ve saptamaların gerektirdiği suskunluğun ardından. Yüzüne baktım. Denizin kendisi gibi ışıl ışıl parlıyordu ve gözlerinde yıldız ışığı çakıyordu. "Kulağıma, en azından coşku gösterebildiğiniz için dikkat çekici geldi." diye yanıtladım soğukça. "Ama niye yahu? Yaşamak bu işte! Yaşam bu!" diye haykırdı. "Ki bu da ucuz ve değersiz bir şey." sözlerini yüzüne çarptım. Güldü ve ilk kez sesinde dürüstçe bir neşe duydum.
Sayfa 70·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Günler ve geceler, "tümüyle bir mucize ve vahşi bir zevk" biçiminde ve ben de, korkunç işimden geriye pek az zamanım kalmasına karşın dünyanın sahip olduğunu hiçbir zaman düşlemediğim bu uçsuz bucaksız görüntüsüne bakmak için tek tük anlar çalıyorum. Yukarıda gökyüzü, lekesiz bir mavilikteydi. Masmavi bir saten parlaklığı ve rengini ayaklar altına seren denizin mavisi. Ufuk çizgisini tümüyle, kusursuz turkuaz gökyüzünde gümüş bir çerçeve gibi duran, hiç değişmeyen, hiç kımıldamayan açık renk, tüy gibi bulutlar çevreliyor.
Sayfa 70·Kitabı okudu
İçlerindeki ifadeyi çok iyi anlamamın benim için yazgıya dönüşeceği bu gözler iri ve biçimliydi. Geniş bir alnın altında konuşlanmış, gür, kara kaşların üzerlerinde yay çizdiği bu gözler, gerçek bir sanatçının fırçasından çıkmış gibi birbirinden ayrık duruyorlardı. Aynısı asla ikinci kez yinelenmeyen o aldatıcı, değişken, güneş ışığının yanardönerli ipek üzerinde yarattığı gölgeler ve renk değişimlerindeki gibi koyu ve açık gri, yeşilimsi gri ve kimi kez de derin denizin açık mavisine dönüşen kurşuni gözlerdi bunlar. Ruhu binbir biçimde maskeleyen ve ender anlarda açılıp dünyaya harika bir macera içinde çırılçıplak koşacakmışçasına atılmasına izin veren gözlerdi. Kurşun göklerin umutsuz hüznüyle düşüncelere dalabilen, kutup toprakları gibi soğuyabilen, savrulan bir kılıçtan çakan kıvılcımlar sıçratabilen ve yine de sıcak ve yumuşak.
Sayfa 23·Kitabı okudu

cheblo

, bir kitap okudu
Puan vermedi·240 syf.·
2026 4. kitabı
Amin Maalouf
8.1/10 · 4.996 okunma
Dicle, akıntıyla inilen ya da yelkenliyle tırmanılan Nil'in tersine, tek yönlü bir nehirdir. Mezopotamya'da rüzgârlar, tıpkı sular gibi dağdan denize akar, asla karaların içine doğru esmez, bu yüzden giderken eşekler, katırlar mecburen kayıklara yük edilir ki, dönüşte, kupkuru yollarda, o yalpalayan ceviz kabuklarını köylere doğru çeksinler.
Sayfa 9·Kitabı okudu