Ölüm korkusu, Tanrı'nın yazdığı şu romanın en acıklı çelişkilerinden biri.
Tanrı bütün romanı boyunca "ikinci ciltten" bahsediyor, "öbür taraf" diyor ama "bu kitabı" okurken herkes ölümden korkuyor
Senden korkmadığım ve emirlerine uymadığım için bir hain olarak mı göreceksin beni yoksa yaratıcılığına duyduğum bağlılık, yarattıklarından dolayı sana duyduğum o edebi sevgi, hiçbir yazarda olmayan o eşsiz hayal gücüne duyduğum hayranlık beni sadık biri mi yapacak senin gözünde?
Mülkiyet evrensel mutabakatla, yani eşitlikle meşrulaştırıldıktan sonra, koşullardaki eşitsizlik de mülkiyetle meşrulaştırılmak zorunda kalır, bu ikilemden kaçış mümkün olmayacaktır.
Toprak gibi ele avuca gelen ve sınırlarla çevrili bir şeyin, su ve gün ışığına nazaran sahiplenilmeye daha elverişli olduğunu pekâlâ anlıyorum; havadan ziyade toprakta mülkiyet hakkından yararlanmanın daha kolay olduğunu da. Ama buradaki mesele kolaylık zorluk meselesi değildir ve Say¹ olanak ile hakkı birbirine karıştırmaktadır. Denizden ve havadan ziyade neden toprağın sahiplenildiği sorulmuyor; insanın bizzat yaratmadığı, doğa tarafından kendisine karşılıksız bahşedilmiş bu zenginliği hangi hakka dayanarak sahiplendiği araştırılıyor.