"Rûhulkudüs (Cibril) kalbime şunu ilham etti: Kimi seversen sev, ondan ayrılacaksın. İstediğin kadar yaşa, muhakkak öleceksin. İstediğini yap, onun karşılığını göreceksin.” (Tayâlisi, el-Müsned, Beyhaki, Şuabü’l-İman)
Sayfa 29·Kitabı okuyor
Bil ki, Cibril, vahiy indirilen Resulden başkasına inmez ve bir şeriatı neshetmez. Bu nedenle sen bu noktada bir vesile çerçevesinde bilinçli olarak amel et. Eğer bu makamı elde etmek istersen bu levhten kalbine bir şeyler yansıyacaktır. O sırada Cebrail'i suretini göreceksin, ama Cebrail değildir. Bu, velilere has bir makamdır. Bu sureti gördüğünde ona bak. Eğer bu suretin sana baktığını görürsen, anla ki sen velilerden birisin.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Artık, cihan anladı ki, tahrif edilmemiş tek semavi kitap Kur'an’dır. Netice, dünya tasdik etti kı, Allah'ın has ve öz kitabı Kur'an’dır. Nihayet inanan da, inanmayan da onu gördü ve dinledi ki, en büyük mûcize Kur'an’dır. Hiçbir semavî ve dünyevi kitaba nasib olmayan, milyonlarca genç ve ihtiyarın ezberinde olan evde, camide, çarşıda, mektepte, müslüman ve hıristiyan âleminde, hülâsa bütün radyolarda kendisini dinlettiren yine o muazzam Kur'an’dır. Böyle bir kitabın elbette manâsı da, sözleri de mucizedir... O zaten her şeyi toplamış ve kucaklamış. Isterse onu kimse görmesin. Onu zaten Allah okumuş, Cibril okumuş, Resûlullâh (S.A.) okumuş, isterse bir beşer okumasın. Öyle ise o bize muhtaç değil, biz ona bütün dünya O kitaba muhtaçtır. Kur'an-ı Kerîm 1400 seneden beri okunmuş asliyyetini kaybetmemiş, nâzil olur olmaz hemen ezberlenmiş ve yazılmıştır. Kıyamete kadar da hâfızalarda kalacak, okunacak ve yazılacaktır. Zira bu kitabın sigortası Allah tarafından yapılmıştır. Fikri Aksoy
Sayfa 138 - Nur yayınları Özden matbaa 1975 Baskı (Kitaptır; PDF değil.)·Kitabı okuyor
Alıntı
Bâb-ı Cibrîl
“Cebrâil Kapısı” mânâsına, Medîne-i Münevvere’deki Mescid-i Nebevî’nin doğu tarafında kıbleye yakın kapısı. "Bâb-ı Cibrîl’e, Hazret-i Osman’ın evinin karşısında bulunması sebebiyle Bâb-ı Osmân; Resûlullah efendimiz Hazret-i Osman’ın evini ziyaret etmek üzere bu kapıdan girip çıkmayı âdet edindikleri için Bâb-ı Nebî de denilmiştir. Beni Kureyzâ Yahudileri üzerine sefer yapıldığı zaman, Cebrâil aleyhisselâm Peygamber efendimize yardım için geldiğinde Bâb-ı Cibrîl önünde beklemişti. (Mir’at-ı Haremeyn)"
Arı Sanat·Kitabı okuyor
Din
Ebû Hureyre' den (radyallâhu anh) şöyle dediği rivâyet edilmiştir: "Allah, bir kulu sevdiği zaman, Cibrîl aleyhisselâma seslenerek ve muhakkak ki Allah, filan (kulunu) seviyor sen de sev diye buyurur. Cibrîl aleyhisselâm onu sever. Sonra semâ ehli de muhakkak ki Allah, filan (kulunu) seviyor siz de onu sevin diye nidâ eder. Böylece onu semâ ehli de sever. Sonra onun için yeryüzünde bir kabul konur." (Müslim, 2637)
Din
Enes b. Mâlik (r.a) anlatıyor: Rasûlullah (s.a) ile beraber Tebuk'teydik. Güneş daha önce görmediğimiz bir nur ile doğdu. Ortalık her zamankinden daha aydınlık, alışılmadık bir biçimde parlaktı. O gün Cebrail (a.s) peygamberimize geldi. Rasûlullah (s.a); "Ey Cibril! Bugün güneşi, hiç görmediğim şekilde parlak görmekteyim... Niçin?" diye sordu. Cebrail (a.s); "Bugün Muâviye b. Muâviye el-Leysî Medine' de öldü. Allah (c.c) yetmiş melek gönderdi. Cenaze namazını bu melekler de kılıyor" dedi. Rasûlullah (s.a); "Peki, ona neden böyle ihtimam gösteriliyor?" dedi. Cebrail; "O, ihlas sûresini çok okurdu. Gece gündüz sabah akşam, ayakta ve yürürken Allah'ı anardı" diye cevap verdi. Allah (c.c) ondan razı olsun.
Sayfa 26·Kitabı okuyor