"Yaşamımızın büyük bir bölümünü yaşamı tasarlamakla, nihayet kendimize uygun bir yaşam süreceğimiz iyi günleri beklemekle geçiririz. Dolayısıyla yaşamadan ölürüz."
Bu kitabı okuduktan sonra toplumumuzun gerçekten ''mış'' gibi bir yaşantıya sahip olduğunu anladım. Neden peki? neden bu yaşamı tercih ediyoruz? Bence toplum olarak bunu kanıksamışız ve buna yaşamak diyoruz. En kötüsü de bunun farkında değiliz...
''yaşıyormuş gibi görünüp de aslında yaşamamak ve yaşamadığının farkında bile olmamak..." diyor. Doğan CÜCELOĞLU
Suçluları bir araya tıkıp onlardan hayır beklemek çölde su aramaya benzer...
Bundan böyle hapishaneler yalnız siyasi suçluların barındıkları bir yer olacak gibime geliyor.
"Neden zorluklar, hastalıklar, mutsuzluklar var?" sorusuyla başlamıştım düşünmeye. Zamanla insan olmanın sorumluluğu anlayan birey olmanın, bir aile veya millet olmanın yolunun bu zorlukların üstesinden gelme azminde ve uğraşısında olduğunu açık seçik görmeye başladım. Ama çözemediğim ve cevabını bulamadığım konular hâlâ var. Mesela savaşlarda, hastalıklarda, zor zamanlarda en çok zarar görüp en çok acı çekenlerin çocuklar olmasının hikmetini anlayabilmiş değilim.