Allahın Arslanı şehitlerin efendisi Hamza Gönül kapım açık bekler her an o canan gibi Aşkın zincirini boynumdan çözemedim Ebuzer Özkan Gönül kapısı açılmamıştı islama Yinede cesurdu arslan avlardı sokaklarda Canan gibiydi yar gibiydi her mazluma Allahın Arslanı şehitlerin efendisi Hamza Dedilerki gökler süslendi yıldızlar ile Bir arslan dolaşıyordu Mekke Medinede Hz Hamza dediki arslan ve tilki hep hikaye Allahın Arslanı şehitlerin efendisi Hamza Hz Hamza cesurdu korkmazdı arslandı O şeytandan korunurdu heybetli insandı Mekkede Medine arslan avı ile yaşardı Allahın Arslanı şehitlerin efendisi Hamza Hz Hamza Hz Muhammedin amcasıdır Candır canandır şehitlerin başıdır Mazlum aslana can zalim aslana avcıdır Allahın Arslanı şehitlerin efendisi Hamza Kul Nefsani der bazı aşklar ilk gün gibidir Hamza peygamberimizin en sevdiğidir
Şiir
Canını Allah rızası için verirmiş! Ama Allah rızası için önce vatanı pisliklerden(!) kurtaracak, yanlış bilgileri ayıklayacak, büyük(!) cihat yapacak, çocuğunu işe sokacak... Sonra canını Allah rızası için verecek! Daha çok yolun var! Aha Filistin'de canını ver. Cennet garanti!
Din
Reklam
Gezilecek yerler özbekistan Artık, mesela kimseye inanmıyorum; Bakışları sahte olur genelde. Önce "canım" derler, sonra "canın çıksın" derler. Oysa ben masum bir çocuk gibi sevdim Güven Tekin Kırık Bir Kalbin Veda Notu Edebiyat defteri okurları hepinize es selam Aleyküm ve Rahmetullah kıymetli üyemiz Güven Tekin ben masum bir çocuk gibi sevdim derken ne güzel bir sevgi tarifi yapıyor çocuklar masumdur evet insan ibadet niyeti ile bakar bir çocuk masumiyeti ile sevebilirse seyahat ve okumalarından en büyük güzellikleri elde edebilir içinizde sevgi olmaz ise yol size güzelliklerini göstermez şairim biz bakışı sahte olan insanlardan koruyalım kendimizi Türk dünyasının ve orta Asyanın en önemli ülkesi olan özbekistan Semerkant Buhara doğal tarihi ve ilim sahibi insanların sahici bakışları ve can diyen yürekten gelen iç sesleri ile karşılıyor bizleri ne kadar yılanlarca ısırılmış olsakta biz iyiliklerimizi sadece Cenabı hak için yapalım sahici bir insan olabilmek mükemmellikten kıymetlidir peki sahi ve sahici insanları ile bilinen Özbekistanda bizleri ne bekliyor geçmişin ihtişamı ve Timur imparatorluğundan kalan bir türk tarihi ve atalarımızın o kusurlarımızı düzeltmeye faydalı olan iç sesleri evet atalarımızda mükemmel değildi ama inşa imar ve ıslah için çalıştılar özbekistan bugün unesco dünya miras listesinde yer alan Aral gölü vede kızılkum çölü ile komşu bir bölge peki yeniden sevip keşfetmeye hazırmıyız Bosna hersek ve srebenitsa şehitleri Günah bu gözle görülecek olursa, mukavemeti nefse acı gelen bir şey olmaktan çıkar ve onları tek tek bilmek düşman ordusunu unsur unsur tanımak gibi zevkli bir anlayışa döner… Vakur Çayseven Vakur Çayseven· Akademya Dergisi - Sayı 2 1000k ailesinin saygıdeğer okuycuları sabah el hayr gününüz hayırlı mübarek olsun kıymetli
Duygu ve Düşünce
Enver Paşa’nın Türkistan’da vasiyeti:
"Ey Türkistanlı kardeşlerim, bizim namaz kıldığımız camiler ahır, medreselerimiz zevk u safa için işret meclisi oldu. Kıymetli kardeşlerim, olanların hepsini kendi gözlerinizle görmektesiniz. Nasıl bir zamanda bulunduğunuzu görmenize rağmen rahat uyumaktasınız! Hiç olmazsa bundan sonra uyanmanız gerekmez mi? Peygamberimiz Hz. Muhammed hadis-i şeriflerinde, ‘Kıyamet günü herkes Allah’ın huzurunda hesap verecektir’ buyurmaktadır. Bu hesabın verilebilmesi için, kıyamete kadar her Müslümanın, İslam düşmanlarına karşı cihat etmesi üzerine farzdır. Komünistler kafirlerin ta kendileridir. Onlar, şeriatı ayaklar altına almakta, vatanımızı yol, sizlere zulüm yapmaktalar. Sizleri aşağılamakta ve horlamaktalar, fakat sizler bunlara hiç ses çıkarmamaktasınız. Kardeşlerim, böylesine aşağılayıcı, alçaklığa nasıl tahammül ediyorsunuz? Yarın hangi yüzle Allah’ın huzuruna çıkacaksınız? Yaptığınız hangi işler için mahşer gününde Peygamber sizlere ümmetim diyecektir. Komünistler, sizlerin malınızı, mülkünüzü yağmaladılar, sizleri evsiz, barksız bıraktılar, çocuklarınız aç, perişan kaldı. Ey kandaş ve dindaş kardeşlerim, sizler buna rağmen hala uyumaktasınız! Komünistlerin hileli tuzaklarına düştüğünüzün farkında mısınız? Onlar, Allah’a ve hiçbir dine inanmadıkları gibi, soyu ve ailenin kutsallığını da kabul etmezler. Ey soy kardeşlerim, inancınızı korumak, çocuklarımızı komünist zulmü altında ezdirmemek için başkaldırmanız şarttır. Mukaddes vatanın istiklali için başkaldırmalısınız. Bunun için Allah’ın merhametine sığının ve Hazreti Peygamber’in mürüvvetine erişiniz. Allah’a sığınarak, elinize silah alıp, cihada katılınız. Zira ‘Cennet vatan için şehit olanlarındır.’ Elinizde silahla, kafirlere karşı yapılan savaşta şehit olana Cenab-ı Allah kıyamete kadar kabir azabından
Dinar Bandosu
Küçük İskender, Metin Altıok gibi genç ve özgün bir tarzı giyinen şairleri aldığı bir grupta sayıyordu Nilgün Marmarayı: Yeni Marjinaller. Hatta bu grubun içine dahil etmekten çok, onu bu grubun şefi ilan ediyordu: "Şöyle bir şaka kurmuştuk: Sanki bir şenlik var. Sağdan soldan eğri büğrü çalgılar ve sökük bayrak kırmızısı üniformalar. Yani 'Dinar Bandosu! Nilgün Marmara zaman zaman havalara attığı asasıyla önde yürüyen şef genç kız, Cihat Burak 'helikon'u sol yerine sağ omzuna takmaya çalışıyor. Sen izci kılığında 'trampet', ben İngiliz kornosu, Sezai Karakoç kös', Komet 'zil', Enis Batur 'trompet', gerçek 'mahzun marjinal' Metin Altıok 'yatay flüt', Turgay Özen 'okarina', Sami Baydar 'obua', Küçük İskender ağzıbozuk bir klarnet' - yeni bir İstanbul ezgisi çalıyoruz. Yalnız bir Memet Fuat 'sousaphone'la alttan alta kanto ritminde bir marş havası tutturmuş. 'Şiir adamları da belki var ama onlar iyi seçilmiyor." Nilgün Marmara'nın içinde bulunduğu bu Dinar Bandosu, Ece Ayhan'ın taktığı bir isimdi. Dinar, Ege'de çatma bandolara takılan isimdi. Kadrosu yoktu bu bandonun. Çatlak sesler çıkaran çalgıların olduğu, sökükler içinde bayrak kırmızısı üniformaların bulunduğu bu bando, sadece törenlerde öylesine, birdenbire, hızlıca bir araya gelirdi. Ece Ayhan, bu bandonun çalgıcılarını daha da detaylandırmış ve herkese tek tek bir görev vermişti. Zaman zaman içindeki çalgıları zaman zaman da kişileri değiştiriyor ama bandonun hissettirdiklerini hiç değiştirmiyordu. Bandonun en büyük özelliği herhangi bir kuralı ol-maması ve her an değişmeye hazır olmasıydı. Verdiği görevlerde **Nilgün Marmara'ya “tambur majör" görevini yüklemişti. Tambur majör, elindeki asa ile bando takımının çaldığı parçayı, yürüyüşü ve ritmi yönlendirirdi. Bu düzensiz bandonun en başında bu görevle Nilgün
Necmettin Erbakan
Müslümanlık namaz kılmak, Kur'an okumak, tesbih çekmekten ibaret olsaydı, Ebû Eyyûb el-Ensâri'nin İstanbul'da ne işi vardı? #filistin
Reklam
Reklam