Kıskanmak Üzerine Bir Dönem Romanı
8/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2026 22:22
Kıskanmak, aslında benim dizi sayesinde tanıdığım bir roman oldu. Ancak romanı okuduğumda diziden bambaşka bir hikaye karşıma çıktı. Dizinin hayranlarından biriyken senaryonun asıl konudan sapması üzerine diziye karşı son bölümlerde motivasyonumu kaybetmiştim. Hikaye ile haliyle dizi üzerinden tanışmış biri olarak ben dizideki gibi kitapta da Seniha’nın iç dünyasını baskın bekliyordum.Ama kitap daha çok Mükerrem ve Nüzhet’in ilişkisi odaklı ilerliyor. Seniha’nın annesinin tavırlarından ötürü küçük yaştan beri kendisinden 7 yaş büyük ağabeyini kıskandığına anca son sayfalarda yer verilmiş. Kitabı okurken tesadüfen aynı adlı Zeki Demirkubuz’un filmi olduğunu görünce hemen onu da izledim. Bu üçleme içinde en zayıfının film olduğu düşüncesindeyim. Filmin akışı çok yavaş ve cast seçimi oldukça zayıftı. Kitaba geri dönecek olursak eski dilde ifadeler olsa da anlatımı akıcı buldum. Seniha karakterinin ağabeyine beslediği karmaşık duyguları baskın olarak veriliyor. Ağabeyinin acınası görünmesinden bedbaht halinden yer yer keyif alıyor, yer yer de ona üzülüp yardım etmek istiyor. Aslında Mükerrem ile Nüzhet’in gönül ilişkisine sırf ağabeyinden intikam almak için destek veren Seniha’nın bazı bölümlerde de ağabeyini savunduğunu ve ona arka çıktığını görüyoruz. Seniha aslında yıllardır adaletsizliğe uğradığı ve kendisi hep düşkün durumda kaldığından sürekli ağabeyi ile rekabet halinde bir tavır sergiliyor. Ona karşı maddi ve manevi üstünlüğü elinde bulundurduğu sürece Seniha ağabeyinin de kötülüğünü istemiyor gibi geldi bana. Yılların açığını kapamak istiyor diyebiliriz. Yine de karakter bende sempati uyandırmadı açıkçası. Göz göre göre bir cinayetin azmettiricisi olması, cinayet sonrasında da hiçbir pişmanlık ve üzüntü yaşamaması onun kıskançlığının boyutlarının ne derece
KıskanmakNahid Sırrı Örik · Everest Yayınları · 20253,364 okunma
Paranın Gölgesindeki Baba
Puan vermedi·104 syf.··
2026 15. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 23 Şubat 2026 00:00
Aslında hikayenin kalbinde, bugün bile çevremizde benzerlerini görebileceğimiz, tüm hayatını maddiyat üzerine kurmuş Harpagon karakteri yer alıyor. Molière bu karakteri öyle bir kurgulamış ki, adam için hayattaki tek güven ve mutluluk kaynağı, bahçesinde gözü gibi baktığı altın dolu çıkını. Öyle bir para saplantısı var ki, kendi çocuklarını bile birer evlat olarak sevmek yerine, onlara sürekli masraf çıkaran birer yük gözüyle bakıyor. Hikaye ilerledikçe Harpagon’un bu kaybetme korkusu tam bir paranoyaya dönüşüyor; evdeki hizmetçilerden kendi çocuklarına kadar herkesten şüphelenmeye, herkesi potansiyel bir hırsız gibi görmeye başlıyor. Tabii evdeki gençler babalarının bu baskıcı ve bencil dünyasından sıyrılıp kendi hayatlarını kurmak isteyince işler iyice hareketleniyor. Harpagon’un altına olan körü körüne bağlılığı ile çocuklarının özgürlük ve mutluluk arayışı karşı karşıya geliyor. Yazar bu çatışmayı öyle ustalıkla aktarıyor ki, Harpagon'un düştüğü o şüpheci ve çaresiz durumları okurken paranın bir insanı ne kadar yalnızlaştırabileceğini ve trajikomik bir figüre dönüştürebileceğini çok net görüyorsunuz.
CimriMolière · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202228bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Hamının 3-5 sətir rəy yazdığı kitaba mənim dastan yazmağım
10/10
·80 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
Bismillah. Balaca Qara Balıq Samed Behrengi Əsər uşaqlar üçün nəzərdə tutulsa da, böyüklərə,bəlkə də, uşaqlardan daha artıq xitab edə bilər. Hekayə bir nənənin 12.000 nəvə balığa nağıl danışması ilə başlayır. Balaca Qara Balıq artıq yaşadığı sudan sıxılıb,o həyatın mənasını bu balaca yerdə qısılıb qocalmağı gözləmək,hər gün mənasızca gəzməkdə görə bilmir. Ona görə məna ilə gəzmək, görmək,dənizi tapmaq lazımdır. Ancaq Qara Balığın başda anası olmaqla dost tanışı,qohum qonşusu, hamısı, onu bu "axmaq" fikrinə görə qınayır. Bu real həyatda aldığımız qərarlara qarşı yaxınlarımızın həvəsöldürücü, qınayıcı nəzər və sözlərinə bir işarədir. Qara Balıq isə bu qədər söz söhbətə baxmayaraq öz əməlindən dönmür və uzun bir səyahətə çıxır. Bu isə biz insanlara tutdugumuz yoldan dönməmək üçün sanki bir stimul verir. Qara Balığı tənqid edənlər burada da bitmir,o əvvəlcə həyatın bərki-boşunu görməmiş,valideyninin fikri ilə formalaşan çömçəquyruqların,daha sonra isə necə bu qədər egolu və cahil olduqlarına sübut kimi göstəriləcək ana qurbağanın kinayəli sözlərini dinləməyə məcbur qalır. Bəlkə də,günümüzdə bunu sosial media ilə bağlayan bilərik. Bizi tanıyanlar qədər tanımayanlar da bizi həvəsdən salmağa çalışır,daim mənfi fikir ötürürlər. Sanki özləri bacaramadıqları şeylərin acığını bacarmağa çalışanlardan çıxırlar. Sanki o Balaca Qara Balıq haqlı olsa,indiyə qədər yaşadıqları ömrün puç olmasından qorxurlar.Biz isə Qara Balığın mövqeyindən baxmalı və onun etdiyi kimi bu sözlərə fikir verməməli,ötüb keçməliyik. Qara Balıq bu görüşdən sonra nəhəng bir xərçənglə rastlaşır. Xərçəng o əsnada bir qurbağanı parçalayıb yeyirdi. Qara Balıq o dəqiqə bu məxluqdan ehtiyat eləməli olduğunu anlayır. Xərçəng onu aldadıb yanına çağırmağa çalışsa da, qəhrəmanımız gözüaçıqdır. Özünün də dediyi kimi "ağlı,
Balaca Qara BalıqSamed Behrengi · Simurq Nəşriyyatı (Parlaq İmzalar) · 202336,8bin okunma
2/10
·408 syf.··
2026 9. kitabı
Bu kitap bir kişisel gelişim ya da psikoloji kitabı değil. Daha çok, yazarın kendi eğitimlerine mürid toplamak için yazdığı bir kitap. Yazarını ayakta alkışlıyorum. Beyaz yakalı modern insanın bağlanma açığını keşfedince, kendine seküler bir tarikat kurmuş, şeyhliğini ilan etmiş. “Aydınlatıyorum, dönüştürüyorum” ayağına müridlerinin paralarını cukkalıyor; para almadıklarına da çay demletiyor, ortalığı toplatıyor, getir götürünü yaptırıyor. Kitap boyunca aynı kavramlar dönüp duruyor: uyanmak, aydınlanmak, dönüşmek, değişim, olasılıklar, seçim… “Her şey senin seçimin”, “Anda ol”, “Anı yaşa”, “Bakış açını değiştir”, “Hiçbir şeyin seni üzmesine izin verme”, “Merkezine dön”, “Merkezleş”, “Gerçeği gör”, “Gerçekliğini yaşa”, “Affetmek”, “Anda kalmak”, “Aydınlanmak”, “Dönüşmek”, “Kendini bilmek”, “Kendi içine dönmek”, “Nefes, nefes, nefes…” Bunlar durmadan yineleniyor ama hiçbirinin altı tam doldurulmuyor. Mesela kendini bilmek için ne yapmalı? Aaa, tabii ki yazarın eğitimlerine katılmalısınız (!) İşin içine kuantum safsataları katılmış: sonsuz olasılıklar evreni, senin o evrenlerden seçim yaptığın gibi… Erkcan Özcan Hoca’ya yöneltilen “Hocam, kuantum fal mıdır?” sorusundan sonra yüzünün aldığı ifadeye benzer bir ifade kitap boyunca benim de yüzüme oturuyor. Bahsettiğim hocanın videolarından çıkardığım sonuç şu ki: Kuantum olasılığı, senin dileğinle seçilen bir menü değil; matematiksel olarak hesaplanan, deneylerle doğrulanan bir olasılık yapısıdır. Zar atınca 1–6 arası gelme olasılıkları vardır. Ama “Ben 6 frekansına girdim, ben tüm kalbimle 6’yı seçiyorum, aldım kabul ettim, 777 dedim, o yüzden 6 gelecek” diyemeyiz. Kitabın dediğine göre istediğin şeyleri kalbinden geçir, olması için ne gerekli sorularını sor; kalbinin titreşimleri doğru olasılıkların frekansını çekecek
SeyirPiraye · Mona Yayıncılık · 202115,2bin okunma
Puan vermedi·480 syf.··
2026 42. kitabı
Bu kitap öyle bildiğimiz “seçilmiş kişi dünyayı kurtarıyor” masallarından değil; resmen o baskıcı, bataklık gibi atmosferi ciğerlerimde hissettim. Yazar öyle bir dünya kurmuş ki, işgal altındaki bir yerin nasıl yavaş yavaş delirdiğini, insanların hayatta kalmak için ne kadar küçülebileceğini görüyorsun. Yasnic’in omuzlarındaki tanrıyla olan o tuhaf ilişkisi ya da Ruslav’ın o bitmek bilmeyen kaçışı… Hepsi aslında tek bir şeyi sorgulatıyor: Herkesin bir çıkar peşinde olduğu bir yerde gerçekten “iyi” kalmak mümkün mü? Kitap boyunca o isyanın kokusunu alıyorsun ama öyle romantik bir devrim falan bekleme; her şey çok daha kirli, çok daha gerçek ve çok daha acımasız ilerliyor. Asıl vurucu olan kısım ise “Mükemmel İdare” ve işgal baskısının yarattığı o görünmez hapishane hissi. Herkes bir oyun kuruyor, herkes birinin açığını arıyor ama aslında hepsi koca bir dişlinin parçası olduklarını unutuyor. Okurken bazen “yuh artık, bu kadar da olmaz” diyorsun ama sonra bizim dünyadaki bürokrasiyi, adaletsizliği düşününce “aslında tam olarak böyle” diyorsun. Karakterler arasındaki o gri alanlar, kimin dost kimin düşman olduğunun sürekli değişmesi beni acayip içine çekti. Eğer düz bir fantastik değil de, insanın içine işleyen, bittikten sonra bile o puslu havasından çıkamayacağın sert bir hikaye arıyorsan, bu dünya seni zaten bir şekilde yutuyor.
Son Şanslar ŞehriAdrian Tchaikovsky · Eksik Parça Yayınları · 20266 okunma
Edebî Filozof
7/10
·168 syf.··
2026 50. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 18 Nisan 2026 15:04
Sarhoş hâlde yürüyen Nafiz Efendi, elindeki lahana ile kör bir kuyuya düşer. Etraftakiler onu çıkarırken lahana ile birlikte kuyuda bulduğu çıkını da alır. Polis açtığı zaman bunun kesik bir insan başı olduğunu görür ve bu cinayeti aydınlatmak için harekete geçerler. Yazarın tek polisiye romanı. Kendine has mizahi diliyle merak uyandırıcı bir metin sunmuş. Her zamanki gibi toplumu eleştirip felsefik düşüncelerini de aktarmış. İnsanların para uğruna yapmayacağı şeyin olmadığını, tabiat olarak kötülükle var olduğunu güzel hicvetmiş. Dipnotların fazla olması akıcılığı sekteye uğratsa da yine de fena bir kitap değildi.
Kesik BaşHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025603 okunma