İnsan bazen sevgiyi yanlış yerde arıyor. Bir eksikliği tamamlayacak kişide, yalnızlığını unutturacak bir seste ya da hayatını anlamlı kılacak bir başkasında...
Oysa en kıymetli karşılaşmalar, iki eksikliğin birbirine tutunmasıyla değil; iki insanın kendi olarak yan yana gelebilmesiyle yaşanıyor
Kendi olarak sana gelen bir insan, yanında başka biri olmaya çalışmaz. Seni etkilemek için kendinden vazgeçmez. Olduğundan daha büyük, daha güçlü ya da daha farklı görünmeye uğraşmaz. Çünkü bilir ki gerçek yakınlık, maskelerin değil, insanın kendisinin görüldüğü yerde başlar.
Belki de sevginin en olgun hâli burada saklıdır. Birine ihtiyaç duyduğu için değil, onu istediği için yanında olmak. Sensiz de hayatına devam edebilecekken, seninle yürümeyi seçmek. Çünkü seçim, mecburiyetten daha değerlidir.
Birlikte olmak bazen yanlış anlaşılır. İnsanlar birbirlerine o kadar yaklaşırlar ki zamanla kendilerini kaybetmeye başlarlar. Birinin mutluluğu diğerinin omzuna yüklenir. Birinin korkuları diğerinin sınırlarını belirler. Sonra sevgi, özgürleştiren bir bağ olmaktan çıkar; taşınması gereken bir sorumluluğa dönüşür.
Oysa güzel olan, birbirinin hayatını taşımak değil; birbirinin hayatına eşlik edebilmektir.
Gerçek yakınlık, "Sen olmadan yaşayamam." demek değildir. Belki daha çok, "Sensiz de yaşayabilirim ama seninle yürümeyi seçiyorum." diyebilmektir.
Belki bu yüzden bazı insanlar hayatımıza geldiğinde içimiz rahatlar. Onların yanında daha farklı biri olmayız. Daha iyi biri olmaya çalışmayız. Daha güçlü görünmeye uğraşmayız. Sadece kendimiz oluruz.
Ve belki de insanın karşılaşabileceği en güzel şey budur.
Kendi olarak gelen, kendi olarak kalan ve seni de kendin olarak sevebilen biri.
🌬Yasemen Birses🌬