Şu lanet şapkayı çıkar işte
Ben çocukken bir öğretmen şapkamı çıkarmamı söylediğinde çıkarırdım. Bugün bir öğretmen öğrenciden şapkasını çıkarmasını istese annesinden bir e-posta gelir; çocuğun aslında şapkasıyla kendini daha rahat hissettiğini açıklayan bir e-posta.
“Çünkü, herkesin kendine döndüğü yalnızlıkta, bir kimsenin neye sahip olduğu ortaya çıkar: İşte aptal adam, kendi zavallı bireyselliğinin sırtından atamayacağı yükü altında inim inim inliyor; öte yanda yüksek yetenekli kişi, en ıssız ortamı bile kendi düşünceleriyle şenliklendiriyor ve canlandırıyor.”
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Bir çöl kaç kum saati eder içimde Gitgide azalarak artan kuraklık eskiyip unutulmuş bir tabir gibi hâlâ yerli yerinde Bu uzun yolda esvabımı havalandıran tek rüzgar yok işte- o yüzden kırdım asamı omurgamı iyiliklerle Ben yalnızsam her şey yalnızdır demekti dün suretim sürüklenedursun ne çıkar gölgemle konuşabileceğim efkâr yeter bana o çölde Gördüğüm serap sadece kendi gövdem Hayaller tırmanmış üstüme- hızla ruhumu kemirmekte Bir kum saati kaç çöl taşır dilimde Gitgide çoğalarak kaybolan teselli gülümseten ölümler gibi hâlâ peşimde hâlâ peşimde
Sayfa 46 - yalnızlığın takibi·Kitabı okuyor
Şiir
Durduğu yerdeki duvarların nasıl yükseldiğini anlayamayan, köprülerin kuruluşundan hiç mi hiç çakmayan, hâlâ teknolojinin tüm nimetlerinin (posta, telefon, telgraf da dahil) nimet oluşlarına zihinsel ya da duygusal en ufak bir hizmette bulunamayan biri için çıkar da insanlar demez mi "bu yüzyılda işin ne apla?" Benim Ferdanımın da olumlayacağı bir yanıtım olur bu densiz soruya şöyle ki: "Bakınız," derim "öncelikle melankoli tarih ve denizaşırı ve taşırıdır, türlü kılıklara bürünür yeniden yeniden çıkar karşınıza,
Sayfa 17
Alıntı
Devlet, örgütlenmiş zorbalıktır ve toplumsal gelişmenin belli bir aşamasında kaçınılmaz olarak ortaya çıkar: Uzlaşmaz sınıflara bölünmüş toplum, varlığı belli ölçüde kendi varlığından kaynaklanan bir "iktidar"ı başa getirmeden yapamaz olur. Sınıfsal çelişkilerden doğduğu için devlet her zaman "güçlü" olanındır; ekonomik üstünlüğü ele geçiren, bunun yardımıyla siyasal egemenliği de elde eden sınıfındır ve bu nitelikleriyle devlet, ezilen sınıfın dize getirilmesinin ve sömürülmesinin yeni bir aracıdır. Bu bağlamda antik devlet her şeyden önce, köleleri dize getiren köle sahiplerinin devletiydi; feodal devlet, toprağa bağlı köylülere boyun eğdiren soylular örgütlenmesiydi; çağdaş temsili devlet ise ücretli işçilerin kapitalistlerce sömürülmelerinin aracıdır (Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni'nde Engels hem kendisinin, hem de Marx'in görüşlerini açıklıyor). En özgür ve ilerici biçimli burjuva devleti, bir demokratik cumhuriyet bile bu gerçekliği ortadan kaldırmaz, onun yalnızca biçimini değiştirir (hükümet-borsa ilişkisi, memurların, basının vb. doğrudan ya da dolaylı olarak satın alınabilir olmaları). Sosyalizm sınıfları yok ederken devleti de yok eder. "Devletin gerçekten tüm toplumun temsilcisi olarak ortaya çıkması ve üretim araçlarına toplum yararına el koyması, ilk perdedir," diye yazıyor Engels, Anti-Dühring'te ve ekliyor: "Aslında bu onun devlet olarak bağımsız son eylemi de olacaktır. Devlet erkinin toplumsal ilişkilere el atması bir alandan ötekine gereksizleşerek kendiliğinden son bulur. İnsanları yönetmenin yerini şeylerin yönetilmesi ve üretim sürecinin düzenlenmesi alır. Devlet 'lağvedilmeyecek', yok olup gidecektir.
burada sosyalizmin, komünizme geçiş aşaması olduğunun unutulmaması gerekir.
Kötülerin sesi incedir, başta çok çıkar ama kolay kesilir. Esas olan, iyiliğin sesini yükseltmek ve ona kulak vermektir. İyiliğin sesi kısık bir şekilde başlar; önce ovalarda yankılanır, sonra dağları, denizleri aşar ve bütün vatan coğrafyasına yayılır. Yaralı kalplere şifa misali dokunur. Milletimiz bu sesi iyi tanır. Yabancısı olmadığı bir ses, yani kendi sesidir. İyiliğin sesini yükselterek yaralarımızı saracağız., Karınca misali iyiliğin elinden tutacağız ve bir iyilik kervanı hâlinde her daim yolda olacağız. Bu yol bizi kurtuluşa çıkarır, Allah'a ulaştırır.
Sayfa 43