8/10
·224 syf.··
2025 25. kitabı
ispanyol yazar laura esquivel'in kaleminden çıkan okuması oldukça güzel bir kitap. uzun zamandır başladığım kitapları bitiremem, yada çok zor bitirme hastalığına yakalanan biri olarak, kitap kulübünün ayın kitabı seçmesi sayesinde bu kitaba başladım. 1 günde bitti kitap. şaşkınım. neyse kitaba ve konusuna gelelim. önce sadece yemek tarifi okuyacak gibi gelse de kitap, hayatı mutfakta geçen bir kızın annesi.işe, kardeşleri ile, mevcut siyasi durumlar ve en çokta kendi benliği ile çabalayıp durmasını okuyoruz. annesi oldukça despot bir lider olan tita, ailenin en küçük kızı. aile geleneğine göre, hiç evlenemeyecek ve annesine bakacak ömrü boyunca. ne yazık ki, evdeki gelenek çarşının kurallarına pek uymuyor. ee tita da biraz asi bir kız. öyle kalıplara uymaya pek hevesli değil. ( yanlış olmasın, ergenlikten falan değil anladığım doğumundan beri asi çocuk. ) erken doğan tita, mutfakta nacha tarafından büyütülüyor. (hemen parantez, kitapta en sevdiğim karakter. naif, bilge, öğretici. yok yok kadında.) asi kızımız tabii ki bir beyefendiye aşık oluyor ve evlenmek istiyor. herşey biraz da burdan sonra başlıyor zaten, titayı istemeye gelen aileye annesi büyük ablasını teklif ediyor. onlarda tamam diyor! (ne saçma iş, okurken gidip dövesim geldi pedro yu net.) sonrası biraz sarkastik bir hal alıyor bence, değer yargıları, hak adalet, yaşam, kim neyi neden yaşıyordu, hayat bu muydu falan diye düşünmeden edemedim. tita birçok haksızlığa uğrasa da, aşk gerçekten bu kadar güçlü bir duygu muydu? bunu hep sorguladım. sanırım bi noktadan sonra asla hak veremedim tita'ya. ama olsun, en azından o seçimi ile mutlu oldu. aşk romanı olduğuna kanaat getirdim bitirdikten sonra, herkese uymayabilir ama en azından bir şans verilebilirbelki.
Acı ÇikolataLaura Esquivel · Can Yayınları · 20194,298 okunma
Çocukları şımartmak hiç de iyi bir şey değildir..
7/10
·208 syf.··
2026 59. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 22:48
Kızım Olmadan Asla ve Vicdansızlar'ın ardından daha hafif bir kitap okumak istedim. Açıkçası Charlie'nin Çikolata Fabrikası'nı seçmemin temel sebebi de buydu. Çünkü önceki iki kitap, gerek anlattıkları olaylar gerekse bıraktıkları duygusal yük bakımından oldukça yorucuydu. Kitap, ilk bakışta çocuklara hitap eden eğlenceli bir hikâye gibi görünse de aslında aile bağları, yoksulluk, tüketim alışkanlıkları, açgözlülük ve karakter eğitimi gibi birçok konuya değiniyor. Charlie'nin içinde bulunduğu zor şartlara rağmen iyi kalabilmesi ve ailesinin birbirine bağlılığı hikâyenin en sevdiğim tarafı oldu. Fabrika ve içindeki fikirler oldukça yaratıcı olsa da bazı bölümlerde anlatının fazla basit kaldığını hissettim. Karakterlerin çoğu da belirli özellikleri temsil etmek için oluşturulmuş gibiydi. Yine de okurken sıkılmadım. Özellikle ağır kitapların ardından zihni dinlendiren, kısa sürede okunabilen bir kitap olması bakımından iyi bir tercih oldu. Kitabı okurken sık sık filmi hatırladım ve çoğu yerde filmin hikâyeyi daha etkileyici anlattığını düşündüm. Filmin atmosferi, karakterleri ve kurduğu dünya bana çok daha etkileyici geldi. Kitabın hayal gücünü görsellikle desteklemesi, hikâyeyi daha güçlü hissettirdi. Nadir yaşadığım bir durum olsa da bu kez film uyarlaması bende kitaptan daha fazla iz bıraktı. Charlie'nin Çikolata Fabrikası'nı okuduğuma memnunum. Özellikle ağır ve sarsıcı kitapların ardından iyi geldi. Ancak benim için, keyifle okunup rafa kaldırılan kitaplardan biri olarak kaldı. Şimdi sırada Roald Dahl'ın Charlie'nin Çikolata Fabrikası'nın ardından kaleme aldığı Charlie'nin Büyük Cam Asansörü var. Bakalım Charlie'nin yolculuğu bu kez hangi kapıları aralayacak..
Charlie'nin Çikolata FabrikasıRoald Dahl · Can Çocuk Yayınları · 200513,2bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
10/10
·424 syf.··
Beğendi
·
2026 144. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 27 Mayıs 2026 08:26
"ZARAR VERECEKSİN" "Hayatta her şeyin cevabı yok. Bazen cevap sadece raslantı. Bazen sadece insani zaaflar, arkadaşlık gibi, tutku gibi, aşk gibi, seks gibi, alışkanlık veya yalnızlık gibi. Bazen cevabı daha derinde aramamak lazım." Mesut Akarsu, amcasının ölümü üzerine bir haftalığına geldiği Ünye’de mahsur kalır. Zaman öylesine tuhaf işler ki bu şehirde, bir hafta “asırlara” dönüşür. Tam bu sırada uğradığı silahlı saldırıdan sağ kurtulan Mesut, canına kimlerin kastettiğini öğrenmek ve onları cezalandırmak için yemin eder. Artık geri dönüş yoktur. Mesut, kendisine ölesiye sadık adamları, lüks Mercedes’i ve pahalı silahlarıyla Karadeniz’in sisli sahilinden başlayıp Ankara’nın bürokratik koridorlarına, oradan da İstanbul’un arka sokaklarına uzanan acımasız bir hesaplaşmanın içine dalar. Yol boyunca hakkı olan paraya ulaşmaya çalışırken aslında çok daha büyük bir çarkın dişlisi olduğunu fark eder: Siyasetin kirli ilişkileri, bürokrasinin paslı işleyişi ve insanın dipsiz çıkarcılığı… Mesut, silah zoruyla adalet dağıtmaya çalışan bir intikamcıya dönüşse de her hamlesinde yalnızlığı daha da derinleşir. Çünkü kalabalıkta kimseye çarpmamaya çalışarak yürüyen bir “çatlak cam”dan farksızdır. Özellikle çikolata fabrikası… Kim bilir, değil mi? Sıradan bir fabrika gibi başlıyor, ama ilerledikçe silah kaçakçılığı için kurulmuş bir paravan olduğu ortaya çıkıyor. Bu detay hikâyeye ayrı bir karanlık hava katıyor. Sanki her şeyin göründüğü gibi olmadığı, herkesin bir şey sakladığı bir dünya. Kim haklı, kim suçlu bazen ayırt etmek zorlaşıyor. Çünkü herkes kendi çıkarının peşinde. İyi ile kötü arasındaki çizgi öylesine silik ki, bir noktadan sonra “acaba kimin tarafındayım?” diye düşünüyoruz. Kitap, Mesut’un düşmanlarına tek tek ulaşıp onları alt etme çabalarını, kanlı çatışmaları,
Edebiyat
Zarar VereceksinHamdi Koç · Doğan Kitap · 202631 okunma
İmera Fera Kitap Yorumu
7/10
·320 syf.··
2026 35. kitabı
“Kimsin, neredesin, beni bul gülüşü güzel bey.” #alıntı Konudan kısaca bahsedeyim. Esme Derin, içerik üretmek için Rize’ye giden ünlü bir YouTuber. Orada gördüğü ve gülüşünü aklından çıkaramadığı bir adamın fotoğrafını çekiyor. Eve döndüğünde ise bu fotoğrafı sosyal medyada paylaşıp onu bulmaya çalışıyor. “Beni bul gülüşü güzel bey” diyerek başlayan bu arayış, onu Ordu’nun çikolata ve fındık kralı Çakır Efe Ataoğulları’na götürüyor. Ama tabii işin eğlenceli tarafı şu: Çakır Efe sosyal medyayla pek arası olmayan, fenomen dünyasına mesafeli duran, güçlü bir iş insanı. Çakır Efe’nin o “ben böyle şeylerden anlamam” halleriyle Esme’nin daha hareketli dünyasının karşılaşması bence kitabı keyifli yapan detaylardan biriydi. Bir tarafta enerjisi yüksek, göz önünde yaşamaya alışkın Esme; diğer tarafta daha mesafeli, daha ağırbaşlı ama varlığıyla her sayfada kendini hissettiren Çakır Efe… İkisinin karşı karşıya geldiği sahneler gerçekten çok eğlenceli ve tatlıydı. Karadeniz atmosferi de hikayeye ayrı bir sıcaklık katmış. Sadece bir aşk hikâyesi okuyormuşum gibi değil de; o yöresel havanın ve aile sıcaklığının içinde geçen eğlenceli bir dizi izliyormuşum gibi hissettim. Ben özellikle kitabın samimi, bol bol gülümseten ve karakterler arasındaki çekimi yavaş yavaş hissettiren tarafını sevdim. Bir de bahsetmeden geçemeyeceğim; Esme’nin eltisi Dilan’la olan iletişimlerine bayıldım. Bana biraz Sen Anlat Karadeniz’deki Nefes ve Asiye dinamiğini hissettirdi. O destekleyici, tatlı ve içten kadın dayanışması kitabın içinde çok hoş durmuştu. Benim için İmera Fera, Karadeniz esintili, eğlenceli, akıcı ve yüzünüzde bir gülümsemeyle okuyabileceğiniz bir tatlı romantik komedi oldu. Özellikle sosyal medya üzerinden başlayan tanışma hikayelerini, zıt karakter dinamiklerini ve sıcak yerli
1000Kitap
İmera FeraPayelll · Parola Yayınları · 2025264 okunma
Kavuşamayan Aşıklar Kitap Yorumu
8/10
·104 syf.··
2026 34. kitabı
Bazen ikinci şanslar çiçeklerle değil… mezardan gelen çığlıklarla başlar. Kısacık ama okurken “ben az önce ne okudum?” dedirten bir novellaydı. Yaklaşık 100 sayfalık bir hikaye ve okurken su gibi aktı diyebilirim. Konudan bahsedeyim. Louisiana’da bir mezarlık çalışanı olan Noah, Sevgililer Günü gecesinde sıradan bir vardiya geçireceğini sanıyor. Ama tabii ki romantik komedi evreni bazen çiçek, çikolata ve mum ışığı yerine… mezardan gelen çığlıkları seçebiliyor. Çünkü Noah’ın lise aşkı Emma, o gün gömüldüğü mezardan canlı çıkıyor. Evet, yanlış okumadınız. Ve onu oraya kim koyduysa, belli ki nabız kontrolü yapmayı unutmuş. Bence kitabın en eğlenceli tarafı tam olarak bu absürt başlangıcı hiç fazla ciddiye almadan ama merak duygusunu da kaybetmeden ilerlemesiydi. Bir yanda Emma’nın başına ne geldiğini çözmeye çalışıyoruz, diğer yanda Noah ve Emma arasındaki eski çekimin yeniden kıvılcımlanmasını okuyoruz. Kısa olmasına rağmen temposu yüksekti; özellikle dark rom-com havası, hafif gerilimli tarafı ve karakterlerin arasındaki kimya kitabı çok hızlı okutuyor. Özellikle Emma'nın başına gelen şeye rağmen pasif kalmayan, öfkesiyle ve hayatta kalma inadıyla kendini sevdiren bir karakterdi. Tabii novella olduğu için kısacık bir kitap ama ben, Noah ve Emma’yı daha fazla okumaya kesinlikle hayır demezdim. Özetle, kısa, kaotik, eğlenceli ve biraz da karanlık bir şey arıyorsanız Kavuşamayan Aşıklar tam tek oturuşluk bir kaçamak.
1000Kitap
Kavuşamayan AşıklarNavessa Allen · İndigo Kitap · 2026128 okunma
Sapık Erkek Güzellemesi
1/10
·%81 (428/528 syf.)
Kitap hakkında yazacağım tek bir olay var o da kitabın en başı; Kadın karakter tesettürlü, müslüman ve evinde uyuyorken erkek odasına giriyor :) bakın kadın uykuda, erkeği tanımıyor, saçlar açık malum uyku yani ve n’apıyor erkek? Öpüyor efendim dudaklarından :) ‘ama kahvenin yanında bir çikolata isterim’ der gibi bir buse istiyor ve alıyor :) YUAA AMA NE KADAR TATLI DEĞİL Mİ KIZLARR <333
MıhMehsa · Ephesus Yayınları · 0466 okunma