Bu sefer sandıktan ne çıkacak
Puan vermedi·160 syf.··
2026 25. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 23:11
İhsan Oktay Anar’ın romanlarında dikkatimi çeken ortak noktalardan biri de sandık motifi. Neredeyse her kitabında bir şekilde karşımıza çıkan bu unsur, yazarın anlatı dünyasının vazgeçilmez parçalarından biri gibi. Sanki Anar, her romanında okurunun önüne yeni bir sandık koyuyor; biz de kapağı aralandıkça yalnızca hikâyeyi değil, hikâyenin ardında saklanan anlamları da keşfediyoruz. Tiamat da benim için tam olarak böyle bir kitaptı. Roman oldukça akıcı ilerliyor. Olaylar hız kesmeden devam ederken Anar yine kendine has diliyle gerçek ile hayali, ciddiyet ile mizahı ustaca harmanlıyor. Kitabın sayfa sayısı çok yüksek olmasa da içine sığdırdığı dünya oldukça geniş. Bazı denizcilik terimleri ve teknik ayrıntılar zaman zaman okuma hızımı düşürdü. Ancak bu detaylar kitabın atmosferine hizmet ettiği için çok da rahatsız edici gelmedi. Zaten Anar okurken her şeyi eksiksiz anlamaya çalışmaktan çok, anlatının akışına kendini bırakmak gerektiğini düşünüyorum. Yazarın eserlerinde sıkça karşılaştığımız o gizemli obje ya da sandık motifi burada da hissediliyor. Sanki karakterler kadar eşyaların da bir hafızası var ve hikâye, saklanan bir sırrın etrafında dönüyor. Bu yönüyle Tiamat bana yine klasik bir Anar romanı hissi verdi. En sevdiğim tarafı ise kitabın okuruna kesin cevaplar vermemesi oldu. Son sayfayı kapattığınızda aklınızda olaylardan çok sorular kalıyor. Belki de İhsan Oktay Anar’ın büyüsü tam burada yatıyor: Hikâyeyi bitiriyor ama düşünmeyi bitirmiyor. Kitabı bitirdiğimde zihnimde denizin tuzu, birkaç güzel cümle ve cevabını kendim arayacağım sorular kaldı. Belki de bu yüzden son sözü kitaba bırakmak en doğrusu: “Acaba hepimiz hayal mi gördük? Cümleten çıldırdık mı? Altını demirle mi karıştırdık, meleği ifritle, Tanrı’yı şeytanla? Işığa gidelim derken karanlığa mı
Tiamatİhsan Oktay Anar · Everest Yayınları · 20225,5bin okunma
7/10
·160 syf.··
2026 17. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 16 Mart 2026 15:21
"Şu altın sanduka, yaldızlı melekli, cicili bicili, süslü püslü. Acaba hepimiz hayal mi gördük? Cümleten çıldırdık mı? Altını demirle mi karıştırdık, meleği ifritle, Tanrı'yı şeytanla? Işığa gidelim derken karanlığa mı daldık? Cennet yerine cehennemi mi seçtik? Mızrak çuvala sığdı, ama olanlar aklıma sığmadı." Sene 1915, Devlet-i Aliye armalı bir tahtelbahir Akdeniz açıklarında seyrederken karşısına çıkan şilepten yanıt alamazlar ve şilebe inip baktıklarında herkesin ölmüş olduğunu görürler. Bunu fırsat bilip yağmaya başlayan mürettebat altından bir sanduka ile karşılaşır ve hepsi zengin olduğunu düşünerek sevinmeye başlar. Tahtelbahire alınan bu ağır sanduka dehşetli bir kötülüğün taşıyıcısıdır ve başlarına bela aldıklarının farkında değildirler. Her şey yolunda giderken yavaş yavaş kötülük uyanacak ve bir ölüm kalım mücadelesi başlayacaktır. İhsan Oktay Anar bu defa bizi denizaltında bir maceraya sürüklüyor ve heyecanlı bir yaşam mücadelesine şahit oluyoruz. Aç gözlü davranıp başka şilebin eşyalarını yağmalayan bu mürettebat çok korkunç saatler yaşayacak denizaltında. Bir yandan düşmandan kaçarken bir yandan da o şeytani gücü yenmeye çalışacaklar. Yer yer komik, yer yer korkutucu, genel olarak sürükleyici bir kitap olmuş Tiamat. Tabi kitabı anlayabilmek için biraz deniz terimlerine de hâkim olmak lazım. İnternete girip denizaltı ile ilgili araştırma da yapmakta fayda var. Ama yine de az çok neyi anlatmak istediği anlaşılıyor yazarın. Ben zevk alarak okudum bu kitabını da. İhsan Oktay Anar dilini seven okurlar da mutlaka sevecektir.
Tiamatİhsan Oktay Anar · Everest Yayınları · 20225,5bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·160 syf.··
2025 49. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 27 Aralık 2025 00:20
“Acaba hepimiz hayal mi gördük? Cümleten çıldırdık mı? Altını demirle mi karıştırdık, meleği ifritle, Tanrı’yı şeytanla? Işığa gidelim derken karanlığa mı daldık? Cennet yerine cehennemi mi seçtik?” Gelelim kitap hakkında küçük bir özete: 1915 yılında 1. Dünya Savaşı devam ederken padişah Abdülhamit, Tiamat telsiz kodlu tahtelbahiri (denizaltı) Kızıldeniz girişine yakın bir yerde göreve yollar. Denizaltının görevi o bölgede bulunan bütün düşman gemilerini batırmaktır. (?) Saldırdıkları son şilepten, kumandan ani bir kararla ganimet toplamaya karar verince mürettebatın bir kısmı gemiye gider ama şahit oldukları görüntüler son derece korkutucudur ve buldukları cesetlerin ölüm şekli akıl dışıdır. Ancak iki melek figürünün koruduğu altın bir sandık ve işlemesi farklı görünen yedi adet çivi, hepsinin aklını başından alır. Öyle ki gemide yaşadıkları tüm anlamsızlıkların, hatta gördükleri cesetlerin ölüm biçimlerini bile kafalarında örtbas etmelerine sebep olur. Ve sandığı denizaltına götürmeye karar verirler. Götürdükleri bu sandık tabi ki başlarına büyük belalar açacaktır. Oldukça garip, çarpıcı ve farklı, ironik bir dille anlatılmış bu hikâye hem bilimkurgu anlamında hem mitoloji hem fantezi hakkında oldukça merak uyandırıyor.. İhsan Oktay Anar kesinlikle okunması gereken yazarlar arasında. Her birimizin ondan öğreneceği çok şeyler var. Ayrıca hayâl gücünüzü zorlayan türden eserler yaratması ayrıca ilgi çekici. Gelelim "Tiamat"a: Babil’in yaradılış destanında Tiamat, tuzlu sular tanrıçasıdır. Delicesine âşık olduğu Apsu ise tatlı sular tanrısı. Ne zamanki bu iki tanrı bir araya gelir işte o zaman onların parçalarından yeni tanrılar türer. Ama bu yeni oluşan tanrılar, Tanrı Apsu’ya bir pusu kurarak onu öldürür. Bunun üzerine Tanrıça Tiamat, korkunç yaratıklardan
1000Kitap
Tiamatİhsan Oktay Anar · Everest Yayınları · 20225,5bin okunma
T1AMAT
Puan vermedi·160 syf.·
2025 199. kitabı
Acaba hepimiz hayal mi gördük? Cümleten çıldırdık mı? Altını demirle mi karıştırdık, meleği ifritle, Tanrıyı şeytanla? Işığa gidelim derken karanlığa mı daldık? Cennet yeri ne cehennemi mi seçtik? Mızrak çuvala sığdı, ama olanlar aklıma sığmadı.” (s. 85)  Bu alıntı, İhsan Oktay Anar’ın fantastik dünyasının özünü bir araya getiriyor. Puslu Kıtalar Atlası ’ndan Suskunlar ’a uzanan külliyatındaki masalsı anlatımı zengin tasvirleri ve ironi dolu dil birleştiriyor. ben de bu külliyatın son halkasında, yazarın bütün kitaplarını tamamlarken, hayal ile hakikatin, ışık ile karanlığın arasındaki anlatıların bıraktığı buruk sevinci taşıyorum. Yazarın bu romanı Tiamat ‘ta ilk sayfadan harekete geçiyor. Karanlığın ve derin suların tanrıçası olan Tiamat, romana adını veren karanlık ve su imgesinden geliyor. Roman da ismine yakışır bir başlangıçla, yoğun ve karanlık tasvirler eşliğinde kapılarını aralıyor. Yazar mitolojik bir gölgeyle, sahnenin arkasından daha baştan ışığı ve bakışı evrenine göre ayarlıyor. Bu atmosferin üzerine kurduğu hikaye şöyle gelişiyor. 1915 yılında Port Said açıklarında devriye gezen bir Devlet-i Aliyye tahtelbahirinin (denizaltı) etrafında ilerliyor. Fırtınalı bir gecede, denizin karanlığında yol alan denizaltı, savaşın sert gerçekliğiyle ve derin sularda gizlenen tuhaf, tekinsiz olaylarla karşılaşıyor. Mürettebatın yaşadıkları, gerilimi ve merak uyandıran atmosferi giderek yoğunlaştırıyor. Olaylar ilerledikçe, savaşın ortasında akıl ile hurafenin, disiplin ile rahatlığın ve insan iradesi ile derinliklerin kudreti arasındaki gerilim derinleşiyor roman bu karanlık denizin içinde ağır ağır yol almaya devam ediyor. Anar kitabıyla insanın bilinmeyene karşı duyduğu korkuyu, hırsı, açgözlülüğü, kader ve kaosla kurduğu ilişkiyi irdeliyor. Derin deniz tasvirleri
Düşünce
Tiamatİhsan Oktay Anar · Everest Yayınları · 20225,5bin okunma
Tiamat
Puan vermedi·160 syf.··
2023 5. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 14 Kasım 2023 22:43
1915 yılında, tahtelbahir mürettebatının, bir yük gemisini ele geçirmesiyle birlikte elde ettikleri ganimetlerin arasında buldukları altın sandık ile başlarına gelen fantastik ve korkunç olaylar anlatılıyor. Bir yandan sandıktan çıkan canavarla uğraşırken, bir yandan da üzerlerinde cirit atan savaş gemileri ile mücadele eden mürettebatın yaşadığı gerilim dolu anlar olağanüstü bir tempoyla anlatılıyor. Denizcilik terimlerinin fazla olması başlangıçta biraz yorsa da sonrasında alışıyorsunuz. Keyifle okuyun derim. "Acaba hepimiz hayal mi gördük? Cümleten çıldırdık mı? Altını demirle mi karıştırdık, meleği ifritle, Tanrı’yı şeytanla? Işığa gidelim derken karanlığa mı daldık? Cennet yerine cehennemi mi seçtik?”
Duygu ve Düşünce
Tiamatİhsan Oktay Anar · Everest Yayınları · 20225,5bin okunma
Tiamat Üzerine
7/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2023 29. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 06 Ağustos 2023 01:40
İhsan Oktay Anar'ın son kitabının adı Tiamat, Akad diline ait bir kelimedir. Tiamat aynı zamanda antik Babil-Mezopotamya mitolojisinde tatlı su tanrısı Apsû ile çiftleşen ilk kaosun sorumlusu tuz denizinin ilkel tanrıçasıdır. Babil kaynakları Tiamat'ı bir deniz yılanı veya deniz ejderhası olarak resmetmişlerdir. Romanda İhsan Oktay Anar tahtaülbahirin (denizaltı) telsiz çağrı kodu olarak adlandırma tekniği ile Tiamat ismini seçerken tıpkı mitolojik varlığın sonu gibi bir son ile denizaltının derin karanlık sulara gömülüceğini önceden haber verir gibidir.Anlatının ilk giriş paragrafı ile son paragrafının aynı olması da bu düşüncemizi destekler niteliktedir. Aslında bu ilk giriş cümlesi: "Soğuk ve karanlık dipler boş ve anlamsızdı. Kadim batıklarda ölü denizcilerin kıpır kıpır yakamozlu ruhları, yakarırcasına kolları yukarıda, yosunlar gibi akıntıda kıvrılıp kıvranarak salınıyor, zeminde çürümüş leş katmanından ölümün nabzı gibi tek tük atan kabarcıklar tıp tıp kopararak yükseliyordu.(s9)" Tiamat ve içindeki mürettebat için işlerin iyi gitmeyeceğinin sinyalini verir. Aynı sayfada geçen: "Başlangıçta her şey soğuk, boş ve anlamsızdı." ifadesi kaos sonrası yaratılış mitlerine benzer bir atmosfer ortaya koyuyor. Anlatıda asıl olay mürettebatı ölmüş ( birçoğunun kafatasları çivi ile delinmiş ve beyinleri boşalmış şekilde ölen insanlar ) metruk bir şilepte bulunan göz alıcı, üstünde altın meleklerin olduğu bir sandığın ve yedi gümüş çivinin bulunması ile başlar. Bütün aksiliklerin başlangıç noktası da bu olacaktır. Post-modern tekniklerine alışkın olduğumuz İhsan Oktay Anar bu "tekinsiz ganimet" in bulunması ile yaşananları tıpkı Latin Amerika edebiyatındaki Gabriel Garcia Marguez, Jorge Luis Borges gibi büyülü gerçekçiliğin sınırlarını zorlayarak okuyucuya aktarır.
Edebiyat & Roman
Tiamatİhsan Oktay Anar · Everest Yayınları · 20225,5bin okunma