Naci Azra Arılı

Naci Azra Arılı
@cinali88
Matematik Öğretmeni
Yüksek Lisans
İstanbul
18 okur puanı
Ağustos 2019 tarihinde katıldı
Kent
Ç yaşanası değil, yarım gün gezilip arkada bırakılası bir kentti buraya sonradan gelen herkesin gözünde. O da nihayetinde üniversite okumak için gelmişti; denizi, kumu ve güneşi yılın üç yüz altmış beş günü eksik olmayan bir güney kentinden. “Özlemek iyidir, uzak kalırsam değerini daha iyi anlarım.” demişti Ç’ye ilk geldiğinde. Oysa özlediği şeyin, geride bıraktığı güneşli kent değil de o parlak kubbenin altında yaşamaktan mutlu olan kendisi olduğunu fark ettiğinde iş işten çoktan geçmişti. Kendini özlemekti özlemenin aslı. Sevgiliyi özleyen insan da aslında sevgilinin varlığını değil, kendisinin sevgilinin yanında duyduğu mutluluk ve tatmin olmuşluk ânını özlemiyor muydu sonuçta? Özlemenin en bencil yanı demişti genç buna, bir türlü kabul etmek istemediğimiz en sefil ve en gerçek yüzü...
Sayfa 49 - İskenderiye Yayınevi·Kitabı okudu
Edebiyat
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
ilişkiler
Sevilisini sarıp paketleyerek gözden uzak tutan, gerektiğinde küçük işaretlerle paketin orda, çekmecede durduğunu hissettiren insanlar, genel olarak ikili ilişkilerde daha başarılıydılar. Hatta, o sanal paket artık var olmadığında bile… Böyle erkeklerle -ender olarak da kadınlarla- yaşayanlar ”ötekine” umarsızca âşık olmayı ölene dek sürdürüyorlar, yılmaz bir bağlılık ve amansız bir umutla küçücük bir gülümseme, bir teşekkür, öylesine bir gönül alma ve sonunda -her zaman olduğu gibi- düşkünlük günlerinin de biricik sevgilisi ve can dostu olduklarını kanıtlamak için sabırla bekliyorlardı.
Sayfa 124
Edebiyat
Okunması gereken bir kitap
8/10
·
Beğendi
“Yenişehir’de Bir Öğle Vakti” Sevgi Soysal’ın 1970’lerin başında yazdığı ve kendisinin 1974 Orhan Kemal Roman ödülünü almasına vesile olmuş özel bir yapıt. Öyle sanıyorum ki kitabın bana çekici gelen yönüyle kitaba ödül kazandıran yönü tam anlamıyla örtüşmüyorlar. 2018’in yaz tatili olmalı, kitabı ilk defa bir akrabamın kitaplığında görmüştüm. Yola çıkacaktık, gezi sırasında okurum diye çantama atmıştım. İlk izlenimim deneysel anlamda başarılı ve cesur olduğu üzerineydi. Devrilmek üzere olan bir kavak ağacının –mevcut düzen- etrafında toplanan insanların birbirlerine çok da dokunmayan hayatlarının hikâyeleriyle başlar roman… Mevsimin yaz oluşu ve benim seyahat modumda olmam ağır eleştirel düşüncelerimden kitabı azâd eylemişti büyük bir olasılıkla. Aklımın bir ucunda deniz, yaylalar, gezilecek müzeler, görülecek arkadaşlar… Bu yüzden kitap bende sanatsal derinliğiyle çok iyi bir izlenim bırakmıştı. Kitabın hoşuma giden yanı bir roman olarak değil de bir öykü derlemesi olarak okunabilecek nitelikte olmasıydı. Birbirine teğet geçen hayatları tek tek mercek altına alışı ve ince detaylarıyla inceleyişi hem ilgimi çekmiş hem de beni bir nebze kıskandırmıştı. Çünkü, benim de bir günün 24 saatini birbirine zayıf düğümlerle bağlı 24 ayrı karakterin gözünden anlatmak gibi bir projem* vardı o zamanlar ve öykülerin bir kaçını yazmıştım. Henüz yazmakta olduğum ve bana ait olduğunu düşündüğüm düşüncenin benden 50 yıl önce yapılmış ve başarılmış olması beni biraz imrendirmişti doğrusu. Kitabın bu yönünün ilgimi çekmesinin nedeni ise, bu yöntem sayesinde olaylara değil de karakterlere ve karakterler arasındaki ilişkilere odaklanabiliyor oluşumuzdu. Edebiyata bakışı dünyanın sorunlarını çözmek değil de dünyayla sorunları olan insanları anlamak ve tanıtmak olan benim gibi müzmin bir
Edebiyat
Yenişehir'de Bir Öğle VaktiSevgi Soysal · İletişim Yayınları · 20122,974 okunma

Naci Azra Arılı

, 1000Kitap'a katıldı.