Her şey aydınlık, her şey rahattır. Yalnız hepsinin yüzünde garip bir can sıkıntısı ifadesi vardır. Elle tutulamayacak kadar ince, asla yırtılmayacak kadar sağlam bir ağ halinde onları saran bu can sıkıntısı, biraz dikkat edince, kahkahalarda boş bir çınlama, gözlerde soğuk bir alakasızlık halinde kendini gösterir.
"Sevgilim, söz evim, gamzeli sabahım
Yağmurlarla, böceklerle, ağaç kökleriyle
Yürüyeceğim canının yapraklarına
Yürüsün diye dünyaya güzelliğin bir daha
Belki son bir çınlama soğumuş eteklerinde."
Her şey aydınlık, her şey rahattır. Yalnız hepsinin yüzünde garip bir can sıkıntısı, kahkahalarda boş bir çınlama, gözlerde soğuk bir alakasızlık halinde kendini gösterir. Söyleyen de, dinleyen de o anda başka bir şey düşünüyor gibidir, halbuki hiçbir şey düşünmezler. Ama şikâyetçi değildirler; canları sıkıldığının bile farkında değildirler. Hallerinden memnun olmasalar da, hayatlarında bir değişiklik istemezler.
Her şey aydınlık, her şey rahattır. Yalnız hepsinin yüzünde garip bir can sıkıntısı, kahkahalar da boş bir çınlama, gözlerde soğuk bir alakasızlık halinde kendini gösterir. Söyleyen de, dinleyen de o anda başka bir şey düşünüyor gibidir, halbuki hiçbir şey düşünmezler. Ama şikayetçi değildirler; canları sıkıldığının bile farkında değildirler. Hallerinden memnun olmasalar da, hayatlarında bir değişiklik istemezler.