Ateşler içinde yanan bir kedi gibi, deniz tutmuş bir keçi gibi şaşkın bir mutsuzluk içindeyiz. Acımız nereden, yaşamımızın hangi kısmından kaynaklanıyor, bilmiyoruz. Tek bildiğimiz şu: insanlar, insana yaraşır şekilde yaşamıyor.
Şirketokrasinin en önemli işlevlerinden biri de sistemi sürdürmek ve devamlı olarak genişleyip güçlenmesini sağlamaktır. "Köşeyi dönenlerin" yaşam tarzları ve donanımları (yatlar, katlar, özel jetler) hepimizi tüketmek, tüketmek ve daha fazla tüketmeye özendiren birer model olarak sunuluyor.
Hayal kırıklığım kendimle alakalı değil, dünyayla ilgili. Dünya da sandığım gibi bir yer değilmiş, benim problemim bu. Dünya dediğin üç-beş arkadaşınmış meğer.
Oysa kim dayanabilir zamanın kırbacına, gururun çiğnenmesine, sevginin kepaze edilmesine, kanunların bu kadar yavaş, yüzsüzlüğün bu kadar çabuk yürümesine, kötülere kul olmasına iyi insanın? Bir bıçak sağlayıp göğsüne kurtulmak varken, kim ister bütün bunlara katlanmak?