İbrahim CAN

İbrahim CAN
@cnibrahimm
atölyem
JSGA
Türkçe Eğitimi Tezli Yüksek Lisans Programı
Ankara
Balıkesir
221 okur puanı
Eylül 2020 tarihinde katıldı
Entelektüel Üzerine
Puan vermedi·128 syf.··
2022 3. kitabı
·
44 günde okudu
·
Okunma: 12 Nisan 2022 10:19
Entelektüel (Sürgün, Marjinal, Yabancı) Edward W. Said Ayrıntı Yayınları, 1995 İstanbul Edward W. Said, Filistinli Hıristiyan bir ailenin çocuğudur. Onu kendi bağlamı içerisinde değerlendirmek için öncelikle bunun bilinmesi ve yazarın eserinin ve düşünce yapısının bu yönden irdelenmesi gereklidir. Bir Filistinli olan Said, on beş yaşında ailesiyle birlikte Amerika’ya göç etmiş ve emperyalizmi tanımıştır. Değerli görüşleri ve savunduğu hakikatlerle Said, yazın dünyasında kıymetli ve yadsınamaz bir yere sahiptir. Her ne kadar Bernard Lewis gibi pek çok entelektüel kendisine ağır eleştiriler yöneltmiş, öyle ki kendisini yazın dünyasından silmek, susturmak istemişlerse de, ciddi sağlık sorunları yaşadığı bir dönemde kendisini bir de onlardan savunmak ve herkese doğru ifade etmek için bir nevi savunma yazıları kaleme almak zorunda bırakmışlarıdır. Said, yazın ve düşünce dünyasında bir kilometre taşıdır. Doğu ve Batı gibi kavramsallaştırmaların karşısında edebiyat eleştirisinin seçkin örneklerini vermiş bu yönden de hatrı sayılır, hakkı teslim edilmesi gerekilen bir isimdir. Said, bu çalışmada ele alınan eserinde olduğu gibi marjinal, gür bir sestir. Onu marjinal yapan şeyler; Hıristiyan bir Filistinli oluşu, Amerika’da yaşayıp Colombiya Üniversitesinde dersler veriyor oluşu, hem Doğuyu hem de Batıyı tanıyor olarak entelektüel bir duruş sergilediğinden dolayı yalnız kalışıdır. Yeri gelmişken söylemek gerekir ki Said’in Entelektüel’i kuramsal bir çalışma olmakla birlikte yazarın yaşamından da izler taşıyarak biyografik ögeler de barındırır. Said özellikle Orientalism (New York 1978) adlı eserinin yayımlanmasıyla şimşekleri üzerine çekmiştir. Bu eserinde Batılı devletlerin gerçekleştirdikleri oryantalist çalışmaların masum olmadıklarını ve emperyalizme, Batının çıkarlarına
Deneme, İnceleme
EntelektüelEdward Said · Ayrıntı Yayınları · 20111,186 okunma
Reklam
Puan vermedi·128 syf.··
2022 1. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 21 Ocak 2022 01:58
Eleştiri özde tanıma, anlamlandırma çabasıdır. Tanıma yollarıdır, sistemidir. Eleştirmen, her şeyden önce iyi bir gözlemci olmalıdır. Hakikati aramalıdır. Esere ne iyi niyetle yaklaşmalı ne de kötü niyetle. Onun amacı hakikate, eşyanın özüne erişmektir. Esere, inceleme nesnesine karşı iyi niyet çerçevesinden veya tam tersi kötü niyet çerçevesinden yaklaşması onu yanıltabilir, bağlamından kopartıp bambaşka bir anlama yöneltebilir. Bu nedenledir ki eleştirmen soğuk kanlı olmalıdır. Eleştirmenin yansız olması, tamamıyla tarafsız olması elbette istenir ancak bu mümkün değildir çünkü söz konusu özne ilahi bir kudrete sahip değildir. Sınırlıdır, eksiktir, insan olmanın getirmiş olduğu bazı zaaflara sahiptir. Bu doğaldır da. Anlaşılabilir ancak en aza indirgenmesi beklenir. Yazar da yazınsal ürün de eleştirmen de kendi içinde kusurlar barındırır. Birbirlerini iyi tanımaları gerekir. Bilhassa eleştirmen incelediği yazınsal ürünün sahibini iyi tanımalıdır. Kendini de tanımalıdır kuşkusuz. Kendini tanıdıkça yazarı da tanır, yazınsal ürünü de anlar. Eleştirmen, incelediği ürünü kendi içinde tekrar yorumlar. Onu anlamlandırır. Anlam üretir. Eleştirmen ve yazar öyle yakın olmalıdırlar ki ikisi de inceleme nesnesi olan ürüne eşit yakınlıkta bulunabilmelilerdir. Buradan şu sonuç çıkar; eleştirmen ve yazınsal ürün çok sıkı bir ilişki içerisindedir. Eleştirmen ürünü en iyi anlamlandıran ve değerlendiren kişi olmalıdır. Eleştirmen yargılayıcı olmalı mıdır? Bir önyargıda bulunmamalıdır kuşkusuz ancak eleştirmenin de kendi değer yargıları, bir ölçütü vardır; olmalıdır da. Aksi takdirde neye göre incelemede bulunacaktır? Doğruları olmalıdır ancak inaklardan da yola çıkmamalıdır. Bu onu kuruluğa, bayağılığa düşürecektir. Eleştirmen arayandır. İnaklardan yola çıkarsa arayışı henüz
Eleştiri-Kuram
Eleştiri KuramlarıJ. C. Carloni · Multilingual Yabancı Dil Yayınları · 20008 okunma
Erişmez Nevbahar
8/10
·176 syf.··
2020 4. kitabı
“Erişmez Nevbahar” öyküsü Selim İleri’nin “Dostlukların Son Günü” adlı eserinin içinde yer alan on yedi öyküden altıncısıdır. Öykü on sayfadan teşekkül eden bir kısa öyküdür. Durum öyküsü, aynı zamanda da anlatıcının çocukluk yıllarından, yaşadığı bir dönemini anlatması bakımından da anıdır. Öyküde zaman sıçramaları çokça görülür. Anlatıcı, bir şimdiki zamandadır bir de geçmişi, bize şimdiden anılarını anlattığı geçmişte. Şimdide Asım Paşaların köşkü yıkılır. Anlatıcı esere şu cümleyle başlar; “Asım Paşaların köşkü yıkılıyor. Yıllardan sonra; olur şey değil…” Bu cümle ile eser bize genel atmosferini hissettirir. Bu atmosfer; geçmişe özlem içerisindedir. Yıkılan köşkler vardır. Yıkılan bir eski İstanbul vardır. Yalnızca Asım Paşaların köşkü yıkılmaz veya diğer köşkler. Yıkılan adeta eski İstanbul’dur, köklü bir medeniyettir. Bu yönüyle Asım Paşaların köşkü ile eski İstanbul arasında kurulan bir bağlantı vardır ve birbirleriyle özdeştirler. Asım Paşaların köşkü demek tüm o güzelliği, tarihi yapısı, barındırdığı medeniyetle birlikte eski İstanbul demektir. Öyküde bu köşk hakkında verilen ayrıntılar, yapılan başarılı betimlemeler, özlem duyulan eski İstanbul’a göndermelerdir; Büyük de denemezdi o bahçeye. Dağınıklığın zenginleştirdiği bir düzen vardı. "Öbeklerde hercaimenekşeler insan yüzlü, salkım salkım leylâklar, saksılardan sarkan küpeçiçekleri, kendiliğinden bitmiş sanısını uyandıran damgülleri, bahçeyi çeviren pas tutmuş demir parmaklıklara sarılı çarkıfelekler, kadife gibi yumuşak çimeni yarmış maviçamlar iki tane, en güzeli ya da en acısı artık budanmayacak bir çınar gövdesi her yağmurun çürüttüğü. Daha o zamanlardan. Burada ne varsa çürümeye hazırlanıyordu. Boyasız demirler, dokunulduğunda pul pul pas yapışır merdiven tırabzanlarından. Pencere üstlerinin
Edebiyat
Dostlukların Son GünüSelim İleri · Everest Yayınları · 2019411 okunma
Puan vermedi
Bi Sevmekten Bi Ölümden, Adalet Ağaoğlu’nun “Sessizliğin İlk Sesi” adlı hikâye kitabının altıncı hikâyesidir. Bu eser toplamda iki bölüm ve on iki hikâyeden oluşur. Bi Sevmekten Bi Ölümden, yazarın Yüksek Gerilim öyküsünün devamıdır. Yüksek Gerilim’de eyleyenler şunlardı; “Kadir Çiçek, Sakine Çiçek, Kemal, Gülten, Ayten, Orhan, Hasan, Sefer, Bilal, Osman, Nazif, Avni, bir polis” (Uçan, 2019: 16). Bu eserde ise eyleyenler: Sakine Çiçek, Sefer, Duvarcının Karısı, Tornacının Karısı, Arif bey, Kemal, Orhan, Gülten, Ayten, Şantiyeden gelen adam, Nazif bey. Söz konusu eser yazarın Yüksek Gerilim öyküsünün devamı niteliğinde olduğundan öncelikle bu anlatı hakkında kısaca bilgi vermek yerinde olacaktır. Yoksul bir aile olan Çiçek Ailesi, baba (ve aynı zamanda özne) Kadir Çiçek, anne Sakine Çiçek, Kadir Çiçek’in kardeşleri; Hasan ve Sefer, çocukları; Kemal, Gülten, Ayten ve Orhan’dan oluşmaktadır. Kadir Çiçek; borçsuz, insanca bir yaşam istemekle beraber kardeşi Hasan’ın da okumasını ister ancak Hasan’ın nesnesi farklıdır. O bir işe girip abisine yardımcı olmak ister. Hasan, başlangıçta nesnesine kavuşur; işe alınır ancak sonuç durumunda nesnesinden ayrıdır: Yüksek gerilimle hayatını kaybeder. Bu ölümden sorumlu tutulan Kadir Çiçek ise hapse atılır, hem özgürlüğünü hem de kardeşini kaybeder. İlk öykünün izlencesi öz olarak bu şekildedir. Devamı olan Bi Sevmekten Bi Ölümden’de bu olayların sonrası ele alınır. Bir Sevmekten Bir Ölümden, eşi haksız yere hapse atılan, ne zaman salıverileceği belli olmayan; kendi çocuğu gibi büyüttüğü kaynını da ‘durup dururken’ yüksek gerilime kapılması sonucu kaybeden, çocuklarıyla bir başına kalmış Sakine Çiçek’in öyküsüdür. Özne, Sakine Çiçek’tir. Eser şu cümleyle başlar; “Çevresi ansızın boşalmış, avluya girip çıkan ayak sesleri
Edebiyat
Sessizliğin İlk SesiAdalet Ağaoğlu · Remzi Kitabevi · 1993281 okunma
"Senin Suçun Değil" Üzerine
8/10
·236 syf.··
2021 60. kitabı
·
46 günde okudu
·
Okunma: 01 Mart 2021 01:02
Sevgili 1K; Beyhan Budak; YouTube -kanalını ziyaret etmenizi öneririm- mecrasında tanıdığım, bilgi ve tecrübelerinden istifade ettiğim bir Klinik Psikolog ve "Senin Suçun Değil" yazarın okuduğum ilk kitabı. Senin Suçun Değil, 5 bölümden oluşan bir eser. Sırasıyla; 1. Ailenin Bıraktığı Derin İzler 2. Aile Dışı Etkenler 3. Sık Karşılaşılan Sorunlu İlişkiler 4. Zihinsel Virüsler 5. Geçmişin Hasarlarını Onarmak Bölümlerinden oluşuyor, yazar eserinde bu bölümleri etraflıca irdeliyor ve ayrıca bazı bölümlerde okuyucuya ödevler veriyor; kitabın başında okuyucuya ricalarını şu cümlelerle sıralıyor: "Bu yol için senden bazı ricalarım olacak, okuduklarının daha verimli olması için. İlk olarak söylemek istediğim, kitaplar süs değildir, okunmak için vardırlar. Bu sebeple kitabı okurken kibar davranma, dikkat çekici bulduklarının altını çiz, kenarlarına not al. Okurken yanından kalemi eksik etme. Sana bazı bölümlerde ödevler vereceğim, bunların yapabildiğin kadarını yapmalısın. Yoksa durum, okudum çok güzeldi ama her şey aynı döngüsünde kalmaya mahkûm, olur. Kitabı okurken seni etkileyen kısımlarını, çevrende senin için önemli olan kişilerle paylaşmalısın. En iyi içselleştirme yöntemlerinden biri, başkalarına anlamaktır. Son olarak kendine bir defter edinmeni tavsiye ederim, her zaman çantanda seninle olacak. Bu deftere önemli gördüğün, kendinle ilgili farkına vardığın şeyleri ara ara not edip, sonrasında tekrar okursan faydasını göreceksin." (s.21-22) Eser, bir seans havasında teşekkül ediyor. Kendinizi yazarın karşısında onunla dertleşirken ve geçmişinizle yüzleşip geçmişinizin bugününüz ve yarınınıza etkileri noktasında farkındalık kazanırken buluyorsunuz. Bazen hayret ediyor, bazen üzülüyor ve bazen kızsanız da en sonunda geçmişinize -ve tabii ki- kendinize şefkatle yaklaşıyorsunuz. Bir
Psikoloji
Senin Suçun DeğilBeyhan Budak · İnkılâp Kitabevi · 20207,5bin okunma
Reklam