Birleşik bir sözcük olduğu için ilk sözcük "çakır" ile başlayalım. Çakır, günümüzde "Açık mavi, hareli ela (göz)" için kullanılıyor. Tabii bunun "yarı sarhoş" anlamıyla bir ilgisi yok. (...) Eski Türkçe sözcüklere ulaşabileceğimiz en güvenilir kaynak olan Divanu Lugati't-Türk'ün dizinini tarayarak araştırmaya başladım. Bu taramada hem "çakır" hem de "çagır" kelimelerine rastladım.
Çakır kelimesi bugün de aynı anlamda kullanılıyor: Gök gözlü. Asıl ipucunu veren kelime ise çagır oldu. Sözlükte bu kelimenin "şarap, şıra" anlamına geldiğini gördüm. Codex Cumanicus'ta (1303), çakır kelimesinin Latince vinum (şarap) ve Farsça şerab karşılığı olarak verildiğini, ayrıca şıra ve bor (içki) kelimeleriyle birlikte geçtiğini tespit ettim. Lehçe-i Osmani (1876) sözlüğünde ise çakır kelimesi "şarap, bade" anlamında yer alıyor ve çakırkeyif tabiri de kullanılıyor.
Yani çakırkeyif kelimesi en az 19'uncu yüzyıldan beri var ve kökeni Eski Türkçeye kadar uzanıyor
Kırım'da 1303 tarihinde yazılan Codex Cumanicus adlı Latince-Kıpçakça-Farsça sözlük Türk dilinin tarihi açısından eşsiz bir hazine durumundadır. Cenovalı ve Venedikli tacirler ve misyonerler tarafından meydana getirilmiştir. Kıpçak diline ait bazı gramer kuralları, İncil'den tercümeler ve bazı Katolik ilâhîlerinin Kıpçakça tercümeleri vardır. Ayrıca Kuman-Kıpçak kültür hayatına dair önemli bilgiler de bulunmaktadır. Söz gelimi Türkçe şehir hayatına, inşaata, mimariye, ev eşyasına, çeşitli yemeklere, demircilik ve madenciliğe, okul ve yazı işlerine, musiki, sanat ve eğlencelere, devlet yönetimine, elbiselere, mücevherata, tıbba, tatlılara, hesap işlerine, kokulu şeylere, taşıt işlerine ait ilgi çekici bilgiler kaydedilmiştir.
Orta Asya içlerinden Macaristan ovalarına kadar yayılmış olan Kuman-Kıpçakların dili de Türkçe içinde mühim yer tutar. Türk devletlerine göre Orta Türkçeyi Kuman-Kıpçakların konuştuğu dil oluşturur. Ayrıca Kuman-Kıpçakların en mühim hatırası, 1303 yılında Kırım’da bir İtalyan tüccar ve misyoneri tarafından yazılan Latince, Farsça, Kuman-Kıpçakça sözlüktür. (Codex Cumanicus). Bu lügat 2.500 Kuman/Kıpçakça kelime ile İncilden tercümeler ve bazı Katolik ilâhileri ihtiva etmektedir.
Kıpçak Türkçesi ile yazılmış olan "El-İdrak Haşiyesi", "Kitâb Fi Rıyâzâti'l-Hayl" adlı eserlerde al kelimesi “al renkli, kızıl, kırmızı" olarak geçerken Codex Cumanicus'da "ala benekli" olarak geçmektedir. Yine "El-İdrak Haşiyesi" ve "Kitâbü'l-İdrak Li-Lisâni'l-Etrâk"da da "doru at" olarak belirtilmektedir. I. V. Vullers; iki آل : آل'ın esasında mürekkep, ilaç vb. için kızıl boya yapılan ağaca Hintçede verilen addan geldiğini ve آل kelimesinin Türkçe "devlet mührü", "resmî damga" manasında olduğunu söylemektedir. H. Vambery; "ışıltılı", "parıldayan" manalarında a:l – al kelimesini parlamak demek olan jal ile alakalı görmektedir.
Kırım'da 1303 tarihinde yazılan Codex Cumanicus adlı Latince-Kıpçakça-Farsça sözlük Türk dilinin tarihi açısından eşsiz bir hazinedir. Cenovalı ve Venedikli tacirler ve misyonerler tarafından meydana getirilmiştir. Kıpçak diline ait bazı gramer kuralları, Incilden tercümeler ve bazı Katolik ilahilerinin Kıpçakça tercümeleri vardır. Ayrıca Kuman-Kıpçak kültür hayatına dair önemli bilgiler de bulunmaktadır. Sözgelimi Türkçe şehir hayatına, inşaata, mimariye, ev eşyasına, çeşitli yemeklere, demircilik ve madenciliğe okul ve yazı işlerine, musiki, sanat ve eğlencelere, devlet yönetimine, elbiselere, mücevherata, tıbba, tatlılara, hesap işlerine, kokulu şeylere, taşıt işlerine ait ilgi çekici bilgiler kaydedilmiştir.