9/10
·536 syf.··
2026 8. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2026 10:04
Onlarca karakter, muhteşem karakter tasvirleri ve tüm o karakterler arasında kurulan müthiş bağlantılar. Tunç belki bir yazarın tüm hayatı boyunca yazabileceğinden çok fazla karakteri tek bir kitapta okuyucu ile buluşturmuş ve her zamanki gibi ülkenin sosyolojik ve siyasi atmosferi ile ilgili analizlerle süslemiş. Kitaba özel bir zaman ayırıp tek solukta okuma şansım olmadığı için üzgünüm. Uzun zamandır bu coğrafyada görmediğimiz adaletin karakterler üzerinden tecelli ettiğini okumak bana çok iyi geldi belki günün sonunda olmasa da daha geniş zaman dilimlerinde adaletin yerini bulduğunu görmek inancımı ne kadar kaybettiğim ile yüzleştirirdi beni. Ve inancımı tazeleyerek kitabın kapağını kapattım.
Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa TarihiAyfer Tunç · Can Yayınları · 20195,5bin okunma
10/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2026 22. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 18:55
Ne istiyorsun, hangi acıyı çekmek istiyorsun? Peki bütün acılar bize mi ait? Bazen bilerek veya bilmeyerek başkalarının acılarını da yüklenip sırtlanıyor muyuz? Peki ya travmalarımız? Çocukluktan bu yana sürükleyerek taşıdıklarımız… Hepsi bize mi ait? Bize ait değilse neden taşımakta ısrar ediyoruz? Peki anne babalarımız? Onlar sadece anne ve baba mı? Onların hayatları, ümitleri ve umutları ne? Ne zaman onları sadece insan olarak göreceğiz, görebilecek miyiz? Ya da başkalarının ne düşündüğünü neden bu kadar önemsiyoruz? Neden onların onayına bu kadar bağımlıyız? Başkaları olmadan, onların onayı olmadan yaşayamaz mıyız? Evet, bunlar gibi birçok sorunun cevapları mevcut. Elbette çoğu cevap tamamen tatmin edici olmasa da insana bir gayret veriyor. Kitap dört bölümden ve her bölümün içinde birçok başlıktan oluşuyor. Birçok travmaya, kendimize yüklediğimiz beklentilere ve seçtiğimiz ya da taşıdığımız acılara dokunuyor. Keyif verici ve tatmin edici yönü daha fazla aslında; bunu es geçmek istemiyorum. Bu yolculukta bana eşlik eden çok sevgili arkadaşıma da buradan teşekkürlerimi iletiyorum. Sen olmasan bu kitaptan haberim dahi olmayacaktı.. Büyük bir keyifle ve hasta yatağımda okudum, siz sağlıklı günlerde okuyun :)
Kendini Tüketmeden YaşaBeyhan Budak · Kronik Kitap · 202621 okunma
Reklam
Bence
9/10
·331 syf.··
2026 20. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 18:40
Kitaba dair bilmeniz gereken ilk şeylerden biri Saramago’nun yazım tarzı. Yazar neredeyse hiç noktalama işareti kullanmamış nokta ve virgül dışında . Diyaloglar için konuşma çizgileri veya tırnak işaretleri yok; konuşmalar uzun paragrafların içine yedirilmiş. Ayrıca karakterlerin hiçbirinin adı yok. Doktor, Doktorun Karısı, İlk Kör Olan Adam gibi sıfatlarla anılıyor. İlk birkaç sayfada bu yoğun yazım tarzına alışmakta zorlandım, ancak ritmi yakaladığım an kitap beni aldı götürdü. Körlük, sizi derinden sarsacak, bittikten sonra bile uzun süre etkisinden çıkamayacağınızı ve dünyaya, insanlara çok daha farklı gözlerle bakmanızı sağlayacak bir kitap. Kitap, modern insanın kurduğu düzenin, yasaların ve ahlakın ne kadar kırılgan olduğunu gösteriyor. Gündelik hayattaki konforumuz ve kurallarımız ortadan kalktığında, insanın hayatta kalma içgüdüsüyle nasıl vahşileşebileceğini gözler önüne seriyor. Yazar, fiziksel körlük üzerinden aslında toplumun derinlerindeki "bencillik", "duyarsızlık" ve "görmezden gelme" gibi ahlaki körlükleri eleştiriyor. Biz gerçekten görüyor muyuz, yoksa etrafımızdaki adaletsizliklere karşı zaten kör müyüz? Her şeyin çöktüğü bir ortamda bile insan kalmayı başarabilmenin, sevginin ve dayanışmanın değerini sorgulatıyor. Körlük José Saramago
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022131,9bin okunma
Puan vermedi·166 syf.··
2026 58. kitabı
Domenico Starnone’nin muzip ama bir o kadar da acımasız dünyasına adım atmaya hazır mısınız? Öyleyse başlayalım. Hikâyenin tam merkezinde bir "yanlış mesaj" yer alıyor; çünkü her şey onunla başlıyor. Ana karakterin durumu toparlamaya çalışırken kuyuya daha da batması, olayların tamamen kontrolden çıkmasına yol açıyor. Benzer bir durumla karşılaşsanız siz ne yapardınız? İnkar mı ederdiniz, yoksa izah mı? Starnone evreninde karakterimiz o panik anında durumu düzeltmeye çalışsa da yalanlar yeni yalanları doğuruyor; olaylar trajik bir boyut kazanırken soru işaretleri devasa şüphelere dönüşüyor. Yazar bu metinde teknolojiyi doğrudan eleştirmekten çok, onun dijital hızının ne kadar tehlikeli olduğunu gözler önüne seriyor; adeta pimi çekilmiş bir bombayı okuyucunun kucağına bırakıyor. Eş ile mesai arkadaşı arasındaki o kaçınılmaz eşik, sadece bir sadakat testi değil; modern insanın takındığı maskeler ile düştüğü ikiyüzlülüğün trajikomik bir yansımasını sunuyor. “Gönderilen kısa bir mesaj nelere yol açabilir ki?” demeyin; bütün cevaplar Yanlış Hedef’te gizli; buyurunuz.
Yanlış HedefDomenico Starnone · Tersine Kitap · 2026108 okunma
Bir Dinazorun Anıları Kitabı Hakkındaki Görüşlerimiz
Puan vermedi·
Her zaman okumayı ertelediğim kitaplardandı. Hidayet Irak Bey’in ısrarlı tavsiyesi üzerine hemen okumaya başladım. Hidayet Bey önerdiyse kesin okunmalı diye düşündüm. Henüz bitmediği için kesin hükümler vermeyeceğim. Ancak Urgan’ın birkaç kitabını okuduğum için üslubunu az çok tanırım. Aşırı Amerikan karşıtlığını İngiliz Edebiyatı Tarihi adlı kitabından biliyordum. Anıları hakkında ne söylenilebilir. Şahsi olduğu için tenkidi yerli bulmuyorum. Ancak Güzin ve Abidin Dino, Berna Moran gibi birçok dönemin aydını ile münasebeti olması beni bir çevre olarak yorumlatıyor. Ve kaliteli bir çevre. Hepsi Batı edebiyatını iyi bilirdi. Abidin Dino’yu Tanpınar’ın anılarından hep duyardık. Güzin Dino uzun yıllar Paris’te kaldı. Dolayısıyla çok güzel, kaliteli bir çevrede kendini yetiştirmiştir. Bazı görüşlerine asla katılmadığım gibi anlattıklarının bazıları ise doğru kabul edilebilir.
Bir Dinozorun AnılarıMina Urgan · Yapı Kredi Yayınları · 202214,3bin okunma
Yazarın Kibrine Kurban Giden Bir Hikaye
7/10
·244 syf.··
2026 10. kitabı
Güzel hikaye, çöpe atılmış karakter gelişimi. Yazarı az çok tanıyorsan, onun kendi kibrini Ruth'un ruhuna üflediğini anlarsın. Hikaye de bunun üzerinden gidiyor zaten. 19. ve 20. yüzyıllarda bir kadından beklenen evlenip çocuklarına bakmasıdır fakat karakterimiz Ruth, okuldaki arkadaşlarının aksine, zihninde çok daha başka dünyalar dönen ve bambaşka zevklere sahip olan bir kız. Yazma yeteneği de oldukça yüksek. Eric ise Ruth'un öğretmeni. Ruth'taki bu ışığı görüp onu kendi elleriyle şekillendirmek istiyor. Kendi evine alıp eğitmeye başlıyor. Bu eğitim sırasında aralarında hafif romantik anlar yaşanıyor. Eric, eşine rağmen Ruth'a aşık oluyor ve Ruth da buna karşılık veriyor hatta daha doğrusu teslim oluyor. Bu teslimiyet bir süre sonra Eric'in tanrı kompleksine girmesine neden oluyor ve Ruth'u kısıtlamaya başlıyor. Buraya kadar klasik bir 19. yüzyıl romantizmi diyebilirsin ama asıl saçmalık bundan sonra başlıyor. Ruth bir süre sonra kendisini kısıtlanmış hissediyor ve evden ayrılıyor. Gittiği yerdeki genç bir askerle durup dururken öpüşüp evlenme kararı alıyor. Erkekleri parmağında oynatmaktan zevk alan bir kız nasıl oluyor da bir anda evlenme kararı alıyor? Özgürlüğüne bu kadar düşkün olan ve aşık olduğu adamın evinden özgürlüğü uğruna ayrılan bir kız, nasıl oluyor da kendinden yaşça küçük, dümdüz bir adamla daha doğru dürüst tanımadan evlenmeye kalkıyor :D Karakter gelişimi saçmalığı bitmiyor bu arada. Ruth'a aynı zamanda Eric'in oğlu da aşık, adı Jonas. Jonas döneme göre duygusal, naif/feminen görünen ve kitap boyunca ailesi tarafından aşağılanan bir karakter (gerçi hak etmiyor da değil :D). Ancak bu kadar naif olan Jonas karakterinin, hikayenin sonunda Ruth'a saldırıp elini ısıran ve kalçalarını avuçlayan birine dönüşmesi tamamen yazarın narsist kişiliğinden
1000Kitap
RuthLou Andreas-Salomé · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20184,393 okunma
Reklam
Reklam