Medeniyetler de ihtiyarlar. Kocayan şuur ezeli hakikatin yüzeyinde bocalır. İslâm’ın dünya görüşü yekpareliğini kaybeder. Avrupa’nın maddi fetihleri, çöküş devrinin ulemasını afallatır. İslâm’ın inkarı, hikmetine akıl erdiremedikleri bir gazab-ı ilâhîdir. Susar ve sahneden çekilirler. Yerlerini Avrupa’nın imal ettiği yeni bir insan tipi alır: müstağrip. Hem suda, hem karada yaşayan bu hilkat garibesi giderek büsbütün kopar mazisinden. Artık ne Asyalı, ne Avrupalıdı r. Ne Müslüman, ne Hristiyan.. Tek kitabın yerine binlerce kitap, tek hakikatın yerine binlerce yarı hakikat geçer."