19 Nisan 1916'da 6ncı Ordu komutanı Alman Mareşal Colmar Von Goltz Paşa tifüs nedeniyle hayatını kaybedince, onun yerine yeni bir ordu komutanı atanması gerekir. Bu görev, kısa süre öncesinde mirliva rütbesine terfii eden Halil (Kut) Paşa'ya verilir. Bu olay, Kut'ül Amare kuşatmasını başlattığına ve uzun zaman o cephenin kahrını tek başına çektiğine inanan Miralay ‘Sakallı' Nurettin Bey'i üzer. Tayinini talep ettiğinde gönderildiği yer Kafkas Cephesi, görevi ise 9ncu Kolordu Komutanlığı olur. 20 Şubat 1916'da karargâhı Tercan'da olan 9ncu Kolordu Komutanlığını devralarak görevine başlar. Ancak Irak Cephesi'nde "ordu eşdeğeri birlik yönettiğini iddia etmektedir ve kolordu komutanlığını istemez. Ordu komutanlığı isteği aynı zamanda Mirliva rütbesine terfiini de beklediğini ortaya koymaktadır. Kısa bir süre 3ncü Ordu Komutan vekili olması da bu beklentisini artırmıştır. Ancak beklentisi gerçekleşmez. Temmuz 1916'da “kolordu komutanı yetkisiyle" Antalya-Muğla Havalisi Komutanı olarak görevlendirilir. Artık Birinci Dünya Savaşı sonuna kadar harp meydanlarından uzakta, cephe gerisinde olacaktır. Şubat 1917'de Aydın'da 21nci Kolordu'yu kurarak başına geçmesi istenir. Aydın bölgesinde bu görevde kaldığı bir buçuk yıllık süre içinde Mirliva rütbesine de terfii eder. 'Sakallı' Nurettin Paşa, Mondros Mütarekesi'nin imzalanmasına iki hafta kala, 11nci Kolordu Komutanı olarak atanır. Ancak daha yeni görev yerine intikal etmeden savaş sona erer. Mütarekenin ardından 30 Aralık 1918'de İstanbul'daki 25nci Kolordu'nun başına getirilir. Bu görevde de sadece yirmi gün kalır. 20 Ocak 1919'da atandığı Aydın Valiliği görevi, Yunanların işgal edeceği söylentileri üzerine on gün sonra İzmir Valiliği ve 17nci Kolordu Komutanlığı'na dönüştürülür. Bu son tayin, 'Sakallı' Nurettin Paşa'nın
Sayfa 142 - Kronik Kitap
Çanakkale'de, Britanya kamuoyu çok sarsılmıştır. Üstüne bir de Kut'ül Amare'deki muharebelerde Colmar von der Goltz (Goltz Paşa) gibi bir Alman komutanın bulunmasına rağmen, o dönem albay olan iki komutan Sakallı Nureddin Bey ve Halil Bey (Kut) ellerindeki dar imkânlarla mükemmel bir kuşatma ve zafer kazandılar. Bu da Britanya İmparatorluğu'nun komutanlarının durumunu hayli sarstı.
Sayfa 59 - Kronik Kitap Yayınları·Kitabı okudu
Tarih
Reklam
Paris'te antropoloji profesörü olan arkadaşı Altan kendi başından geçen garip bir olay anlatmıştı. Bir gün Colmar mahkemesinden davet almış. Bir kadın yargıç kendisini danışman olarak dinlemek istiyormuş. Konu bir kızın öldürülmesiyle ilgiliymiş. Alman sınırına yakın Colmar'da oturan bir Türk işçi ailesinin kızları bir Fransız genciyle görüşmeye başlamış. Aile buna karşı çıkmış ve kızı Fransız gencinden ayırmaya çalış-mışlar. Kızın direnmesi üzerine aile toplanıp karar almış ve öldürme görevi kızın abisiyle yeğenine verilmiş. Onlar da kızı götürüp otoyol kenarında boğmuşlar. Doktor raporuna göre kızın ölmesi on beş dakika sürmüş. Şimdi bütün aile yargılanıyormuş. Kadın yargıç bu sanıklara Fransızlar gibi davranılamayacağını, onların kültür, gelenek ve âdetlerinin farklı olduğunu, Türk geleneklerinde töre cinayetinin o kadar da ağır bir suç olmadığını düşünüyor ve Türk asıllı antropoloji profesöründen bu konuda bir görüş almak istiyormuş. Altan ise kadına bunun her kültürde ve her zaman bir canavarlık olduğunu, ailenin Türk olmasının cezayı hafifletme sebebi sayılamayacağını anlatmaya çalışmış. Ama sonunda anlamıştı ki kadın yargıç aileyi yirmi yıl Fransız hapishanelerinde bakmak, beslemek yerine, memleketlerine göndermek istiyor, "Bu insanlar zaten medeni dünyaya ait değil. Kendi ülkelerine yollayalım, ne halleri varsa görsünler," diye düşünüyor. Gerçi Altan'ın diretmesi sonunda aile Fransa yasalarına göre hak ettiği cezayı almıştı ama Fransız yargıç pek de haksız sayılmazdı. Altan'ın dediği gibi, "Bütün Akdeniz'de namus kavramı, kadınların bacaklarının arasındaydı," ve bu tür cinayetler hâlâ bağışlanabilir bir suç olarak görülüyordu.
Sedan Savaşı sırasında yurttaşlardan kurulu Fransız ordusunun Paris savunmasında gösterdiği cesaretten ve milletin kendi içinden bir savunma birliği çıkarılmasından etkilenen Colmar von der Goltz, savaşları bir total savaş olarak değerlendirmek gerektiğini düşünmüş buradaki tecrübelerinden hareketle Millet-i Müsellaha eserini kaleme almıştır. İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin (İTC) asker kanadını derinden etkilemiş bu eser Alman militarizmi ile Türk militarizmi bir dönem aynı yola sokmuştur.
Cumhuriyetin doğuşu alıntı
Çanakkale'de Britanya kamuoyu çok sarılmıştır. Üstüne bir de Kut'ül Amare'deki muharebelerde Colmar von der Goltz (Goltz Paşa) gibi bir Alman komutanın bulunmasına rağmen, o dönem albay olan iki komutan Sakallı Nureddin Bey ve Halil Bey (Kut) ellerindeki dar imkanlarla mükemmel bir kuşatma ve zafer kazandılar . Bu da Britanya İmparatorluğu'nun komutanlarının durumunu hayli sarstı . Almanlara karşı bir zafer de Azerbaycan'da kazanıldı. Ordunun görüntüsü gönüllüydü (Kafkas İslam Ordusu) , ama neferinden komutanına kadar herkes sözde terhis edilmiş ya da istifa etmiş askerleri .
Sayfa 59·Kitabı okudu
Tarih
yurtdisi konserleri
Grup Yorum ve Grup Ekin'nin pasaport alabilen elemanlan Devrim Şehitlerini Anma Gecesi için yurtdışına giderken pasaport alamayanlar ortaklaşa devam ediyorlar konserlere. Basel, Vıyana, Zürih, Gelsenkirchen, Berlin, München, Frankfurt, Rotterdam, Colmar, Bem şehirlerindeki konserlerin dönüşünde bir günlük gözaltı yaşıyorlar.
Sayfa 92·Kitabı okudu
Reklam
Reklam