Medusa.. kendi hikayesi kendi ağzından anlatıyor, ilk kez doğru açıdan. Her şeyden önce insanlarımız tarafından, Medusa'nın kendi güzelliğinin daha doğrusu canavar halinin sırf kadın olduğu için cinselleştirilmesinden duyduğu nefrete değinilmesi çok hoşuma gitti. Ben de aynı şekilde iğrenç buluyorum bunu. Poseidon ve Athena'nın aşırı mide bulandırmasının yanında, kitapta Medusa kendisini hissiz bir canavar, baştan çıkarıcı kadın olarak tanımlayan hikaye anlatıcılarının bunu, Poseidon'un yaptığını meşrulaştırmak için onu daha makul göstermek için bahane olarak kullandığını söylüyor. O kadar doğru ki. Okudukça gerçekten, bi' yerlerde Medusa sanki bunları doğruluyor gibi hissettim.
Olay örgüsüne gelmek istemiyorum açıkçası, biliyorsunuz zaten. Mağdur bir kadının, başkasının zorbalığını çekmesi ve bir diğer köstek tarafından canavara dönüştürülüp zulüm yaymaya başlaması; yani günümüzde genelde o zulüm yaymaya başladıkları kısımlara kadar canlı göremiyoruz kadınları. Ama hikaye oldukça tanıdık. Poseidon, umarım boğulursun. Sözde denizlere söz geçiriyor, dalgaları yönetiyor falan ya bir de.. daha kendine bakamıyor. O kadar sinirlendim ki buraya kötü bir şey yazmak istemesem de zorluyor beni. Athena'dan dolayı Medusa'nın yaşadığı hayal kırıklığı gerçekten çok üzdü beni.
Medusa ve Gorgon kardeşlerinin ilişkisi çok tatlıydı ama en sevdiğim nokta Perseus'tu, bu kitapta öyle güzel anlatılmış ki, Medusa'yla dostlukları çok tatlıydı. *spoiler* son kısımdaki Medusa'nın ölüm sahnesi tasviri, yağlı boya tablosuna dönüştürülmeli. Perseus, üzgün gözleri yaşlı, Athena kibirle bakıyor. Medusa ise sadece kabullenmiş ve anlaşmasını yerine getiriyor. Çocuklarını mağarada bıraktıktan hemen sonra hem de..