Bir insanın bedeninin yatağa bağlı kalması mı daha korkunçtur, yoksa ruhunun dört duvar arasına düşmesi mi? Ben her ikisini de yaşadım, biliyorum. İnanın bana, ikincisi daha azap veriyor, hem insanın kendine hem de etrafindakilere.
Annem gidip sorsun bari okuldaki durumumu tanrıya
Kızınız öfkesi koşunca yakalayamıyor hanfendi
Kalbi delik, dikizliyor durmadan hayatı ordan.
Kızınız lekelere peygamber oldu hanfendi
Çarmıhı gevşemis, çivi arıyor
Kızınız kendini limon küfü sanıyor karıncalara karşı
Küfrediyor "iyi ya" diyor sonra Edip Amcası gibi
Kaçsınlar puştlar.
Kızınız mânâyı fazla zorluyor
Terkibinde takriben 1503 litre tuz ruhu var.
Hangi mânâ dayanır aside hanfendi, eriyor.
Olmuyor hanfendi olmuyor
Sizin bu kızınız var ya kendini yangın kovası sanıyor
Siz orda uyuyun hâlâ.
Dünyamızın üstünde bütün ruhlar uyurken
Annem uyandırılıyor uykusundan
Üzgün dönüyor hep cennete veli toplantısından.
Şiir icabı bunlar hep, gerçek hayatta olmuyor.
İyiyim falan diyorum sana ama
Bunlar hep sen yanımda olmadığından.
Görüyorsunuz ya, umut hep var. Keder gibi umut da bir gelip bir gidiyor ama asla yok olmuyor. Hangisinin daha zalim bir sevgili olduğundan emin değilim.