Cebeci İstasyonu'nda bir akşam üstü Kimse bilmiyordu bizi. İncecikten bir yağmur yağıyordu yollara Yeni baştan yaşıyorduk kaderimizi. Sıcak bir kara sevda yüreğimizin başında Bağdaş kurup oturmuştu, acımsı, buruk. Mühürlenmişti ağzımız bir sessizlik içinde Sessizliği üstümüzden atamıyorduk. Bir saçak altında kararsız, yorgun Saatlerce duruyorduk. Kimse görmüyordu bizi. Cebeci İstasyonu'nda bir akşam üstü Yeni baştan yaşıyorduk kaderimizi. Cebeci İstasyonu'nda bir akşam üstü Bir başka türlüydü bu insanlar, Sen bir başka türlüydün. Gözlerin yine öyle bir bilinmez renkteydi. Gözlerin gözlerimde erimekteydi. Bir mermer heykel gibi yanımda duruyordun Beni bırakma diyordun. Meyhane sarhoşları gibi sırılsıklam Bir yalnızlık duyuyorduk Ağlıyordun... ağlıyordun... Cebeci İstasyonu'nda bir tren, Nefes nefese soluyordu. Gerilmiş bir keman teli gibiydik. Ankara Kalesi'nde bir eski çalar saat
Sayfa 98·Kitabı okudu
Şiir
bizle yarışanlar genelde kazanırlar
Deli değilim. Yalnızca çook eski bir oyunu oynadım ve kaybettim. Ve de yenilgi, galibiyete bir başka yerde, başka bir oyuncunun ellerinde şans verir. Delilik böyle değildir. Eğer böylesine şövalyece düşünmek delilikse, varoluşun ismi mecnunluk olsun!
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Pera Palas
PERA PALAS Az ileride, solda, ünlü Pera Palas. Bu otel 1894'te yapıldı Orient Express'in son durağının İstanbul olduğu günlerde. Zaten tam karşısında da Wagons Lits Cook'un ofisi vardı. 1905'ten kalma eski sigorta haritasında "Lumiere Electrique" yazıyor. Elektriğin ilk kullanıldığı binalardan olmalı. Otel şıklığını hâlâ koruyor. Çevre değişip yenilendikçe, eskiyen şarap gibi, değer kazanıyor. Burada kalmış ünlüler de otelin şanına şan katmaktadır. Bunların başında Agatha Christie gelir, en popüler ziyaretçi odur ve hâlâ odası çeşitli meraklı müşterilere gösterilir. Krallar ve devlet başkanları, örneğin 8.Edward, İran İahı Rıza Pehlevi, Sırp Kralı Pyotr ve sonra da Tito, casuslardan Mata Hari, artistlerden Greta Garbo, Marlene Dietrich otelin müşterileri arasındadır.
“Türkler Gelibolu'da adil ve dürüst savaştılar Viki Hanım. Onlar memleketlerini ve hürriyetlerini korumak için ölüyolardı. Ah aahh.... Allah öğretmesin, ama ölmenin de çook değişik sebepleri vardır marı!" dedi üzgün bir sesle. Sonra yutkundu ve eski kararlı, dikkafalı sesiyle devam etti: "İşgalciler haksızdır. Her kim olursa, her nerede olursa olsun, işgalciler haksızdır. İster İngiliz, ister Türk, ister Zelandalı, ister Östralyali olsun... Ve haksızlar daima lanetlenirler."
Sayfa 170 - Everest·Kitabı okudu
Alıntı
(Christopher) Cook, Adem ile Havva'nın, ayrıca Kabil, Nuh, İbrahim, İshak, Rebeka ve Yakup'un Tanrı'yla azımsanmayacak ölçüde sohbet ettiklerini anlatır. ... Fakat Tevrat'ın daha sonra gelen kitapları olan Peygamberler ve Yazılar (Eski Ahit) adlı kitaplarda Tanrı insanlarla gitgide daha az konuşur.
Sayfa 256·Kitabı okudu
Din
FATİH SULTAN MEHMET VE SARAYLARI Fatih Sultan Mehmet'in dünyası nasıl gördüğünü en açık emarelerinden biri yeni başkenti konstantinopolis'te ya da gayri resmi Osmanlı kullanımını izleyerek İstanbul'da diyebiliriz kendisi için inşa ettirdiği saraydır aslında eski saray ve Yeni saray olarak bilinen her ikisi de şehrin içinde yer alan ikincisi ide şehrin Kara surlarının karşı ucundaki burnunda bulunan iki saray inşa ettirmiştir eski sarıyı şehri ele geçirdikten sonra hemen sonraki yıllarda büyük masraflarla inşa etmiştir ancak bir bahane ile bu saraydan memnun kalmamıştır netice itibariyle önemli nispette dul gözden düşmüş ya da artık sarayda varlığı istenmeyen kadınların gönderildiği bir Mahal olarak kullanılmaya başlandı ve bu sebeple gözyaşı sarayı olarak tanınıp bilindi. Bugün Topkapı sarayı olarak bilinen Yeni saray 1459 ile 1478 yılları arasında inşa edilmiştir bir tarihçinin ifadesi ile kendi mustaki fikrine göre planlanan bu saray önemli nispette Fatih Sultan Mehmet'in entellektüel karakterini ortaya koymaktadır ancak tabiatıyla onun karakteri durup dururken ortaya çıkmış değildi sarayı bazı yönlerden Osmanlı hanedanlarının ve doğudaki tümörlerinin geleneklerini yansıtıyordu binaların bir hükümdarlık olduğu yahu modeline göre düzenlenmiş olması bu geleneklerle müthana s***** mesela inşasında çalışmak üzere İran'dan ustaların getirildiğini biliyoruz daha da önemlisi bu işlerden anlayan bir İtalyan seyyah bize binaların birinin Çinili köşk İran tarzında inşa edildiğini ve Karaman ülkesi tarzında tefriş edildiğini söyler ancak bu sarayın bir bütün olarak bu Doğu geleneğine uyduğu manasına gelmiyordu gerçekten de babası uzun Hasan'a karşı başarısız bir şekilde isyan eden ve 1474'te İstanbul'a sığınan bu Akkoyunlu şehzadesi Fatih Sultan Mehmet'in sarayını oldukça
Sayfa 26