Mutlak doğru yoktur….
Puan vermedi·453 syf.··
2026 28. kitabı
·
64 günde okudu
·
Okunma: 18 Nisan 2026 09:21
Rupert Sheldrake, modern bilimin temel kabullerini sorgularken, farklı dönemlere ve düşünce geleneklerine ait yaklaşımlar arasında sürekli karşılaştırmalar yapar. Yazarın temel amacı, günümüzde “kesin doğru” olarak kabul edilen bilimsel anlayışın aslında tarihsel süreç içinde şekillendiğini ve değişebilir olduğunu göstermektir. Sheldrake’in en dikkat çekici karşılaştırmalarından biri, Antik Yunan düşüncesi ile modern bilim anlayışı arasındadır. Antik Yunan filozoflarından Platon ve Aristoteles, doğayı canlı, anlamlı ve amaçlı bir bütün olarak ele almışlardır. Bu anlayışta evren, kendi içinde bir düzen ve amaç barındıran organik bir yapı olarak görülür. Buna karşılık atomcu filozoflar, özellikle Demokritos ve Epikuros, evreni atomlar ve boşluktan oluşan daha mekanik bir sistem olarak açıklamışlardır. Bu yönüyle atomcular, modern materyalist düşüncenin erken temsilcileri olarak değerlendirilebilir. Orta Çağ’a gelindiğinde doğa anlayışı büyük ölçüde teolojik bir çerçevede ele alınmıştır. Thomas Aquinas gibi düşünürler, doğayı Tanrı’nın yarattığı ve düzenlediği bir sistem olarak yorumlamış, böylece doğa hem kutsal hem de anlam yüklü bir yapı olarak kabul edilmiştir. Ancak asıl kırılma, bilimsel devrimle birlikte ortaya çıkmıştır. Nicolaus Copernicus, Johannes Kepler ve Galileo Galilei gibi isimler, evrenin matematiksel yasalarla işlediğini ortaya koyarak doğayı mekanik bir sistem olarak yeniden tanımlamışlardır. Bu süreçte özellikle René Descartes, doğayı bir makine gibi gören mekanist anlayışı sistemleştirmiştir. Artık doğa, kendi başına anlam taşıyan bir varlık değil; dışarıdan incelenebilen, ölçülebilen ve kontrol edilebilen bir nesne haline gelmiştir. Sheldrake, modern bilimin bu mekanik ve materyalist yaklaşımını eleştirirken, aynı zamanda modern bilim
Bilim YanılgısıRupert Sheldrake · Tin Kitap · 01 okunma
Sinek Sarayı - Mine G.Kırıkkanat
Puan vermedi·144 syf.··
2025 1. kitabı
Yağmur dindiğinde güneşin ışığı, sisin ve damlaların içinden kırılarak geçer ve gökyüzüne doğanın en güzel renklerini sessizce serpiştirir. Kırmızı, turuncu, sarı, yeşil, mavi ve mor... Her biri kendi tonuyla parlar ama birbirine dokunarak, ayrışmadan yan yana durur. Renklerin sessizce omuz omuza vermesidir bu. Bazen neşenin ardından gelen bir iç huzur bazen de hüznün sonrasındaki bir teselli gibidir. Ve biz ona “gökkuşağı” deriz. Renklerin doğayla yaptığı bu sessiz işbirliği, bizi yağmurun yıkıcılığından alır ve bir anda umudun sükûnetine bırakır. Tabiatın bize attığı renkli bir göz kırpmasıdır gökkuşağı. Rasyonel açıklamalardan çok daha önce gelen bir duygudur aslında. Belki de bu yüzden, gökkuşağını gören bir insanın durup bakmadan, kendi kendine gülümsemeden geçip gittiğine pek sık rastlanmaz; çünkü insan, bazı şeylere bakarken farkında olmadan içine döner. Gökkuşağı bunlardan biridir. Her seyrinde ona bakarken iç dünyamızda bir renk belirir ve tam da bu yüzden gökkuşağı, yalnızca atmosferin fiziksel bir olayı değil; insan ruhunun bir yansıması, zaman ve mekânın dışında kalan anlık bir büyüdür. Masallara, efsanelere, şiirlere ve hikâyelere konu olmuş, her kültürde başka bir anlamla süslenmiş bir doğa harikasıdır o. Derler ki; bir gün renkler, en güzelin kim olduğu üzerine kavga etmiş. Her biri en parlak, en anlamlı, en vazgeçilmez olduğunu iddia etmiş. Kavga büyümüş, inat artmış... O sırada yağmur, gökyüzünden onları izliyormuş. Kendi aralarında bir uzlaşmaya varamayacaklarını anlayınca, üzerlerine kısa bir süre yağmış ve o an, renkler gökyüzüne birlikte havalanarak hep birlikte eşi benzeri olmayan bir kuşak oluşturmuşlar. Öylesine güzel görünmüşler ki birlikte, kendi iç kavgalarından utanmışlar ve o günden sonra, ne zaman yağmur dursa ve güneş açsa hep
1000Kitap
Sinek SarayıMine G. Kırıkkanat · Kırmızı Kedi Yayınevi · 2015405 okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Dünyayı daha iyi anlayabilmek için iz sürmeye devam...
10/10
·72 syf.··
Beğendi
·
2024 46. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 15 Aralık 2024 15:39
Daha önce hayal edilmeyeni hayal etme çabasıdır bilim. Fizik de en sevilmeyen , en korkulan ama en hayatımızın içindeki bilimlerden biri. Üstelik uzaklara bakmamız için bize yeni pencereler açar . Keşfedilmemiş alanlara taşır. Dünyayı şeylerin "zaman değişkeni" ne bağlı olarak nasıl değiştiğini söyleyen formüller üzerinden tanımlar. Einstein a göre zaman bir yanılsamadır. Hasta bir insan için gece ile sağlıklı derin uykudaki insan için gece gerçekten aynı süreyi kapsayabilir mi? Zaman herkes için aynı mıdır? Geçmiş artık yoktur. Gelecek var olmamıştır. Peki o halde ŞİMDİ nedir? Hayatımızdaki pek çok indeksikal tabir gibi "şimdi" de tarif eden kişiye göre değişir . Renksiz, maddesiz , uzaysız bir dünya hayal edebiliriz ama zamansız bir dünya hayal etmek güçtür. Genel görelilik bize uzayın eylemsiz bir kutu olmadığını, aksine dinamik olduğunu öğretir. Bilgi birikimimiz adım adım genişledikçe evrenin çok küçük bir parçası olduğumuzu öğrendik. Yakın zamana kadar evrenin merkezindeki bir gezegende olduğumuzu sanarken aslında yüz milyarlarca galaksinin olduğu bir evrende küçücük bir nokta olduğumuz gerçeğiyle yüzleştik. Büyüyen ve küçükken sandığının aksine dünyanın kendi etrafında dönmediğini öğrenen tek çocuklar gibiyiz. Eğer özelsek herkesin kendine olduğu kadar özeliz. Kuzguna yavrusunun şahin görünmesi gibi :). Aristo'dan Boltzman'a , Copernicus'dan Maxwell'e, Kepler'den Newton'dan Stephan Hawking 'e hızlı ve muhteşem bir yolculuk yapıyor kitap. Çağdaş fizikçilerden Carlo Rovelli bilim dünyasındaki çelişkilerden yola çıkarak bu çelişkilerin insanı farklı açılardan bakmaya nasıl yönlendirdiğini anlatmaya çalışmış bu kitapta. Tartışma sağlıklıdır. İnsanı geliştirir demenin en bilimsel halini gözler önüne sermiş de diyebiliriz. Bu kadar kısa bir kitaba bu kadar bilgiyi
Bilim
Fizik Üzerine Yedi Kısa DersCarlo Rovelli · Tellekt · 20201,026 okunma
Bilim Tarihi
8/10
·252 syf.··
Beğendi
·
2024 223. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 29 Ekim 2024 20:27
Ord. Prof. Dr. Aydın Sayılı, Ülkemizde yeteri kadar tanınmadığı veya tanıtılmadığı kânatini taşımaktayım. Günümüzde pek ekonomik değeri kalmasa da Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının  Ocak 2009'da piyasaya sürülen yeni banknotlardan 5 Türk Lirası Banknotlarına resmi konularak onurlandırıldı. Kitap okurken bilgi edindiğimiz gibi okuduğumuz kitap bittiğinde de, okunulan kitaba inceleme yazarken o yazar hakkında bilgi edinmek için biz okurları araştırmaya yöneltmektedir. Ord.Prof.Dr. Aydın Sayılı'nın Bilim Tarihi, Hayatta en Hakiki Mürşit İlimdir Eseride Bilimin gelişimi, Bilimi Kullanan insanların yerine ve tercihine göre Olumlu ve Olumsuz yönde kullanılabildiğini belirtmektedir. Uçağın Şehirler,Ülkeler hatta kıtalar arası ulaşımda insanlığın zamandan tasarruf edip rahatça gideceği yere varmasına yaradığı gibi, kimi zaman da Savaşlarda bombardıman yapmada kullanılarak insanların ölmesine, Şehirlerin yıkılıp tahrip olmasında da kullanıldığını belirtmektedir. Tüm bu olumlu olumsuz durumlara rağmen bilim,sanayide,tarımda,ulaşımda, haberleşmede, sağlıkta eğitimde insan yaşamını kolaylaştırmaktadır. Kitapta üstte belirtilen konulara da değinilmektedir. Yıllar evvel yazılmasına rağmen güncelliğini koruyan bir eser kanımca.. Hünkâr Hacı Bekaş-i Velinin 800 Yıl evvel ifade ettiği gibi, "Bilimden Gidilmeyen Yolun Sonu Karanlıktır." Gelecek Yarınları Bilimin ışığını rehber edinerek devam ettirmeniz temennisi ile bol kitaplı günleriniz olsun. Aydın Sayılı, dünyada bilim tarihi alanında doktora derecesine yükselen ilk bilim insanı kimdir? Ord. Prof. Dr. Aydın Sayılı, 1913 yılında İstanbul’da doğmuştur. İlk ve orta eğitimini Ankara’da tamamlayan Sayılı, Ankara Erkek Lisesi’ni birincilikle bitirmiştir. Sayılı, mezuniyet sınavlarından biri olan Tarih ve Coğrafya sınavını,
Felsefe-Düşünce
Bilim TarihiAydın Sayılı · Gündoğan Yayınları · 199960 okunma
10/10
·134 syf.··
Beğendi
·
2024 29. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 26 Mart 2024 15:04
Basitlik konu olarak özellikle edebiyatta hep ilgimi çekti. Şimdi felsefe ve bilim açısından incelemesini de okudum. Doğal olarak biraz karmaşık. Öncelikle basitlik ilkesinin tarihi gelişimi düşünürler üzerinden verilmiş; Copernicus, Galileo, Newton.. Sonra da çağdaş bilim ve felsefeye göre incelemesi yapılmış. Meraklısına güzel bir doktora tezi..
Basitlik İlkesiŞafak Ural · Kabalcı Yayınevi · 201121 okunma
Puan vermedi·1199 syf.··
2023 39. kitabı
16. Yüzyıl Rönesans Çağı Umberto Eco Umberto Eco kitabında 16. yüzyılda meydana gelen gelişmeleri ve olayları derinlemesine inceleyerek modern çağın nasıl başladığına dair ayrıntılı bir analiz sunmaktadır. Eco kitabında, 16. yüzyılda meydana gelen çeşitli toplumsal, kültürel ve bilimsel gelişmeleri inceleyerek, bunların modern çağın temellerini şekillendirmedeki derin etkilerini araştırıyor. Rönesans, Keşifler Çağı ve Protestan Reformu'nu titizlikle değerlendirerek bu dönemde ortaya çıkan dönüştürücü fikirlere, uygulamalara ve hareketlere ışık tutuyor. Titiz bir araştırma ve kapsamlı bir analizle Eco, modern çağın doğuşundaki kilit figürleri ve katkılarını incelikli bir anlayışla sunuyor. Leonardo da Vinci ve Michelangelo gibi entelektüel devlerden Kristof Kolomb ve Ferdinand Macellan gibi kaşiflere kadar, Eco onların çığır açan başarılarını ve toplumu yeni bir ilerleme ve aydınlanma çağına doğru nasıl ittiklerini vurguluyor. Ayrıca Eco, bu dönemde ortaya çıkan siyasi, ekonomik ve sosyal dinamikleri eleştirel bir gözle inceleyerek uluslar, krallıklar ve imparatorluklar arasındaki karmaşık etkileşimi çözüyor. Ulus-devletlerin yükselişini, kapitalizmin ortaya çıkışını ve bunun sonucunda yaşanan güç mücadelelerini inceleyerek, bugün bildiğimiz dünyayı şekillendiren karmaşık ittifaklar, çatışmalar ve güç değişimleri ağına ışık tutuyor. Eco, tarihsel olaylara ek olarak, hümanist hareket ve geleneksel otoritenin sorgulanması da dahil olmak üzere bu dönemde ortaya çıkan entelektüel ve felsefi fikirleri de inceliyor. Bilginin yayılmasında devrim yaratan matbaanın etkisini ve bunun sonucunda bilgi ve fikirlerin demokratikleşmesini inceliyor. Bu çeşitli unsurları titizlikle bir araya getirerek, 16. yüzyılın modern çağın temelini nasıl attığına dair kapsamlı ve ayrıntılı bir açıklama sunuyor.
Edebiyat
16. Yüzyıl Rönesans ÇağıUmberto Eco · Alfa Yayınları · 201941 okunma