8/10
·216 syf.··
2026 22. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 28 Mayıs 2026 19:01
Roman, Behala şehrinin çöplüğünde yaşayan üç sokak çocuğu Raphael, Gardo ve Sıçan’ın, çöpler arasında buldukları gizemli bir çantanın ardından gelişen olayları konu edinmektedir. Eser, yoksulluk, toplumsal adaletsizlik, yolsuzluk ve çocuk işçiliği gibi temaları çocuk kahramanların bakış açısından ele almaktadır. Anlatımın farklı karakterlerin perspektifinden ilerlemesi, olaylara çok yönlü bir bakış kazandırmakta ve metnin inandırıcılığını artırmaktadır. Dil ve üslup açısından sade ve akıcı bir anlatıma sahiptir. Hızlı kurgusu ve sürükleyici olay örgüsü sayesinde okuyucunun dikkatini başından sonuna dek canlı tutmayı başarmaktadır. Bununla birlikte, romanın temel amacı yalnızca bir macera sunmak değil; toplumsal sorunlara dikkat çekerek okuyucuda farkındalık oluşturmaktır. Çöplük, hem genç okuyuculara hem de yetişkinlere hitap eden, eğitici ve düşündürücü bir eserdir. Toplumsal gerçekliği edebi bir kurgu içerisinde başarılı biçimde yansıttığı için edebiyat derslerinde de değerlendirilmekte ve tartışılmaktadır.
ÇöplükAndy Mulligan · Tudem Yayınları · 20154,314 okunma
Puan vermedi
Çok uzaklarda Gaddar Orman diye bir yer varmış. Etrafında çöpler ve eski alışveriş arabaları varmış. Ama bir o kadar çılgın bir ormanmış burası. Eğlenmek için t"oslaaa" diye oyun oynarlarmış. Bir ağaçtan diğerine hoplayıp zıplarlarmış bütün gün. Ted ve Nancy ile, bu kitap sayesinde yeni tanıştık ve bayıldık. Bu iki tilki öyle komik ki. Müthiş enerjik, esprili ve eğlenceli bir hikaye. Çizimler ayrı, macera ayrı güzel. Gerçekten kahkaha garantili. Bence aldığı övgüleri sonuna kadar hakediyor bu kitap. Siz de Ted, Nancy ve onların yeni komşusu "Parıldayan Fındıklar" ile tanışmak istiyorsanız mutlaka okumalısınız. Gönül rahatlığıyla tavsiye ediyorum.
Gaddar Orman - 2Nadia Shireen · The Kitap · 202662 okunma
Reklam
Puan vermedi
Çok uzaklarda Gaddar Orman diye bir yer varmış. Etrafında çöpler ve eski alışveriş arabaları varmış. Ama bir o kadar çılgın bir ormanmış burası. Eğlenmek için t"oslaaa" diye oyun oynarlarmış. Bir ağaçtan diğerine hoplayıp zıplarlarmış bütün gün. Ted ve Nancy ile, bu kitap sayesinde yeni tanıştık ve bayıldık. Bu iki tilki öyle komik ki. Müthiş enerjik, esprili ve eğlenceli bir hikaye. Çizimler ayrı, macera ayrı güzel. Gerçekten kahkaha garantili. Bence aldığı övgüleri sonuna kadar hakediyor bu kitap. Siz de Ted, Nancy ve onların yeni komşusu "Parıldayan Fındıklar" ile tanışmak istiyorsanız mutlaka okumalısınız. Gönül rahatlığıyla tavsiye ediyorum.
Gaddar Orman - 2Nadia Shireen · The Kitap · 202662 okunma
Puan vermedi·144 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2026 17:22
Ölü Zaman Gezginleri ~ Hasan Ali Toptaş . Alıntılar; . Ben, soluğu üç beş yılda kesiliverecek bir açıklamayı kabullenmeye hazır değildim. Kaldı ki, kendi kendime bir açıklama yapsam bile, hangi kendime yapacaktım? Masanın birinde genç, birindeyse yaşlı ve yorgundum. Ben bana, ben bana bakıyordum. . En sıkı bağımız sessizlikti . Sevmiştim sokakları. İnsan onları gezip dolaştıkça, yaşamın değişebilirliğine daha çok inanıyordu. Hatta uzaktan uzağa da olsa, öteki insanların varlığına yaslanıp kendi varlığını, yalnızlığını ve tekdüzeliğini yeniden kavrıyordu. . Şehirlerin gürültüsünden uzaklaşmış olsak da, belleğimizdeki hatıralardan -yani geleceği ele geçirmek adına geçmişe saçıp savurduğumuz kendimizden– henüz kurtulamamıştık. Oysa şehirler, hatıralarımızı süsleyen dostlarımızla birlikte kim bilir nerelerde kalmıştı şimdi, hâlâ var mıydılar, insanlar yiyip bitiriyorlar mıydı onları dalgın fareler gibi, çöpler ve kuşkular sevdiklerimizin üstüne doğru hızla çoğalıyor muydu gene? Bilmiyorduk. Artık, bilemezdik de; geçmişi küçük anlarda, geleceği de düşlerde arayıp bulmaktan başka seçeneğimiz yoktu. . Dağ bile dağlığını tek başına yaşıyor neredeyse, görüp işiteni yok; kendini kendi onaylamak zorunda. Biz de, sessizliğimizle gitgide ona benziyoruz sanki; şeyi şeyle tanımladığımız yıllardan kalan sözcükler dilimizin ucunda buruk birer tat şimdi. Belki de onlardan oluşmuş bir geçmişte yaşıyorduk biz; . Sen, olup biteni anlattığın yere kadar yeniden anlatsan, susarak. . Sigaranın birini söndürüp birini ateşleyişine bakarak, anlattığı için mi içiyor içtiği için mi anlatıyor diye düşünürken, onunla birlikte yıllar öncesine gidip gidip geliyordum. . Kitap Yorumu; . Hikayelerden oluşan bir kitap olup, çok zekice ve düşündürücü şekilde kaleme alınmış bir dolu hayat hikayelerini
Edebiyat
Ölü Zaman GezginleriHasan Ali Toptaş · Parantez Yayınarı · 20233,571 okunma
Küllerinden Doğamayanların Hikayesi: Kibrit Çöpü Mezarlığı
10/10
·364 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
“Biz yandık, bittik ama kül olamadık; sadece söndük." Ölüme Fısıldayan Adam'da okyanusta boğulanların, bu kitapta o okyanustan nasıl yara bere içinde kıyıya vurduklarını izliyoruz. Büşra Yılmaz, bu kez sadece bir aşkı değil, bir "ailesizliğin" ve birbirine tutunarak hayatta kalmaya çalışan kırık ruhların destanını yazmış. İnceleme Notları: • Özgür’süz Bir Dünya mı?: Kitabın en büyük sancısı Özgür Gencay'ın yokluğuyla (veya gölgesiyle) baş etmeye çalışan Yosun'un ruh hali. Okur, her sayfada Özgür'ün fısıltısını arıyor. • Kibrit Çöpü Metaforu: İlk kitapta yanmaktan korkan çöpler, bu kitapta birer mezar taşına dönüşüyor. Yazar, "yanıp kül olmak" yerine "yanıp sönmenin" verdiği o bitmek bilmez sızıyı harika işliyor. • Grup Dinamiği: Sadece Yosun ve Özgür değil; Tilki, Balık ve diğerlerinin arasındaki o hüzünlü bağ, okuru "aidiyet" kavramı üzerine düşündürüyor. "Burası bizim mezarlığımız Yosun. Kimsenin uğramadığı, sönmüş kibrit çöplerinin yan yana dizildiği o ıssız yer..." Sonuç: Eğer ilk kitabı okuyup kalbinizi okyanusta bıraktıysanız, bu kitap o kalbi geri vermiyor; aksine o kalbin neden hala sızladığını anlatıyor. Karanlık, melankolik ve her şeye rağmen "birbirimizden başka kimsemiz yok" diyenlerin başucu kitabı. Büşra Yılmaz Kibrit Çöpü Mezarlığı kadir deniz
Edebiyat & Roman
Kibrit Çöpü MezarlığıBüşra Yılmaz · Epsilon Yayınevi · 20196bin okunma
10/10
·314 syf.·
2026 62. kitabı
Kitap kulübümüzün Mayıs ayı okuması oldu.. İhsan Oktay Anar okur gibi başladım kitaba. Harika bir Osmanlı dönemi kitabı olduğu ilk sayfadan belli etti kendini.. Aşçıbaşı, ana karakterimiz, bir konakta çalışırken ağır misafir Silahdar Siyavuş Ağa’ya pişirdiği pırasa sayesinde Topkapı Sarayı’nda bulur kendini. Üstelik pırasa, ağanın en iğrendiği şeydir bu hayatta.. Saray’a girdiği andaki gözlemleri, iç sesi daha önce burada bulunduğu hissini verir okura. Belki de bir şehzadeydi ve bir şekilde öldürülmeden geri döndü evine, dedirtti ilk iki bölümde bana.. İsfendiyar Usta. Aşçıların amiri sarayda.Yeni gelen Aşçıbaşını kuytu bir yerde tanıdı ve kucakladı. Maziye dönme vaktidir artık.. Şehzadelerin kardeş katli gereğince kılıçtan geçirildiği bir gecede, annesi sayesinde haremden kaçan 5 yaşındaki oğlan, aşçının yanına sığınır, tencereler çöpler arasında saraydan çıkarılıp Adem Usta’ya emanet edilir. O gün Pir-i Lezzet diye tanıtılır Adem ustaya ve yetiştirilmeye başlar.. Kimse geçmişini sormaz. Çocuğun damak tadı hat safhadadır. Bir aşçı olarak yetişecektir. Usta bir aşçı.. O gece saraydan annesi onu kaçırırken anneyi yakalayıp boğan adam Silahdar Siyavuş Ağa celladını yanına almış oldu böylece. Aşçıbaşının özel tarifleriyle insanların his dünyasını, duygularını, şiddeti harekete geçirdiği bir gecede öfkelenen yardımcı oğlanlardan birinin de fevriliği sayesinde hamamda öldürülecekti.. Sarayda intikam rüzgarları esmeye başladı. Saray’da haremde bir de sevdiği kadın vardır Aşçıbaşının. Kamer. Bir tavernada o pişirir kadın da raks ederken tanışırlar ve Kamer bir şekilde önce Bağdat’ta ardından haremde bulur kendini. Yolları ayrılır. Elma şeklinde bir kolye ile başlayan şifreleri sayesinde kopmazlar. Saraya girdiği gece de zaten hareme öyle bir yemek pişirir ki Kamer anlar
Pir-i LezzetSaygın Ersin · April · 20232,029 okunma
Reklam
Reklam