Sanat=Kullan-At
Puan vermedi·98 syf.··
2026 9. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 12 Ocak 2026 01:37
Jean Baudrillard Sanat Komplosu adlı kitabında estetik, güzellik, modern sanata ve insan algılanımları bağlamında yapısökümcü bir tavrın sanata etkisi üzerinden bir anlatı sunmuştur. Sanat Komplosu iki böldüğümüzü düşündüğümüzde öncelikli sayfalarda sanat nedir. sanatçının görevi ve estetik kavramı gibi klasik sorulara yanıt aramış ve vermiştir. Bu yanıt aramayı antik dönemden hareketle, rönesans'a kadar hatta sanayi inkilabı düzleminde bile okunacak bir zaman diimine kadar sunuşu sağlamıştır. Bu snumdan hareketle'de sanatın toplumlar üzerindeki etkisinin anlatımını ve eleştirisi dile getirilmiştir. Özellikel bu anlatım ve tanıtımın resmin sanatı üzerinden verilmesinin bir diğer yüklemlemesi de şu olabili belki; homolikeus'a dönüşen insanın algı kalıplarını yok ederek, beğeni dürtüsünü elinden almak. Ve haz duyacağı, hatta sanatın, güzelliğin ve doğallığın sunduğu o ilkel erekse olma hali elinden alınacaktır. Diğer bir açıklama da şunsunabiliriz; değişen ve dönüşen dünyada robotikleşene, ruhunun libasından arınarak çırılçıplak bir metaya dönüşen insanlık; ekonomik dayatmaların ışığında, kültür, tarih, edebiyat ve sanatın dalları dahil hepsini cüzdan yörüngesini temel ölçüt alarak bir anlam ve anlatı dünyası oluşturmuşlardır. Hatta bunu yaparken de Andy Warhol üzerinden bir eleştirel yumak oluşturmuşturlardır. Kitabın ikinci bölümüyse çoğunlukla modern düzlemde sanat eleştirmenleri olarak; Andy Warhol ve takip edenleri tarafından sergilenler üzerinden şekillenmiştir. Sebebiyse; Andy Warhol'un sanatın tüm içeriklerinden ve ruhundan arındırarak boş bir obje sunduğu noktayı göstermek istemektedirler. Ve bunu yaparkende sanat tarihi, estetik yargı, toplumsallığı vb. gibi noktalar göz önünde tutularak bir açıklama sunuşu sağlanmaya çalışılmıştır. Hatta sanatın sanat galerileri ve müzelere
Duygu ve Düşünce
Sanat KomplosuJean Baudrillard · İletişim Yayınevi · 2010170 okunma
Puan vermedi
Facebook’un hayatımıza girmesiyle birlikte “copy-paste” kültürü de hayatımıza dahil oldu. İnsanlar kendi sözlerini üretmek yerine, başkalarının cümlelerini kopyalayıp yapıştırarak kimlik inşa etmeye çalıştılar. Bir süre sonra bu alışkanlık, yalnızca fikirlerde değil, hayat tarzlarında da kendini göstermeye başladı. Herkes birbirini tekrar eder hale geldi; üstelik mesleklerinin yanında “ek iş” olarak yaşam koçluğuna soyunanlar da cabasıydı. Sanal ortamda psikologlar adeta mesaiye kalıyor, kendilerine ait cümlelerle değil, klişe motivasyon sözleriyle insanlara gaz veriyorlardı; “Ben yapabildiysem sen de yaparsın” ya da “Ben bile yaptıysam sen hayli hayli yaparsın.” Oysa farkında değillerdi ki bu sözler, aslında muhataplarına iltifat değil, hakaret niteliği taşıyordu. Hazıra konmuş bir insanın, binbir engelle boğuşan birine “senin inanılmaz bir gücün var” demesi, arenadaki köleye aristokratın tribünden seslenmesine benziyordu. Seyirci konforuyla yapılan bu “gazlama”lar, motivasyon değil alay barındırıyordu. Bir anda tüm ülke, deneyim aktardığını zanneden ama aslında tecrübesizliğini bulaştıran insanlarla doldu. Bu kısır döngüyü kıran isimlerden biri Doğan Cüceloğlu oldu. Ardından Beyhan Budak, bu kazanımı sürdürdü. Onun farkı, insanlara bir mola yeri sunmaktan ziyade, onlara yol arkadaşlığı yapmasıydı. Budak’ın kıymeti, psikolojiye sadece ticari bir pazar gözüyle bakmamasında yatıyor. Cem Yılmaz’ın dediği gibi; “Para için iş yapmıyor; bir iş yapıyor, para ediyor.” Hatta işin ucu paraya dokunuyor mu, o bile meçhul. Budak, dayatmadan dönüştürmeye çalışan bir tavır sergiliyor. Onu, fizik kurallarına aykırı tavsiyelerle psikolojiyi bir tür edebiyat malzemesine dönüştüren influencer-psikologlardan ayıran da bu. Sonuç olarak Budak’ın kitabını bir “kendinizin kullanım
Kendine İyi Davran Güzel İnsanBeyhan Budak · Destek Yayınları · 201912,9bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Küçük kızzz (spoiler var)
1/10
·416 syf.··
2025 59. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2025 16:59
Başrol olmanın ilk şartı travma sahibi olmak olan bir kitapla karşınızdayım. Esas kızımız Rowenan, annesinin ölümünün sırlarını ortaya çıkarmak için Raven Suikastçı Akademisi'ne gidecektir ama böyle Akademi deyince Hogwarts falan sanmayın bir meslek lisesi gibi düşünün. Her neyse kızımız bir gün dışarıdayken bir kavgaya denk geliyor kavgayı da keyifle izliyor. Kavgadaki kişilerden biri bilin bakalım kim? Şakasınız?!?!? Tabi ki esas oğlan! Sonra işte bizim Row akademiye gidince bir de ne görsün?! Eğitmenlerinden biri bizim geçen kavgasını izlerken yakalandığımız esas oğlan çıkmasın mı? Tabii biz yine şaşırmadık Çünkü bir kitapta esas oğlanla tanışmadan önce çocuğu bir kere görmek Wattpad'de farzdır. Eğitmen demişken Görkem Şahin bizi suikastçilik konusunda daha iyi eğitir. Adam en azından bomba yapmını falan öğretiyor. Bu eğitmenler gelip özlü sözler söyleyip öğüt verip gidiyorlar. Başrol kızımız Rowenan La Blanc, (Soyadı ağızda; çürüyüp, küflenmiş sarımsaklı, ranch soslu pizza tadı bırakıyor) o kadar sinir bozucu bir karakter kii... Ciddiyetini korumaya çalışan bir ergen gibi yazılmış. "Geçmişim karanlık ama kalbim yumuşak" triplerine girip duruyor; kızım bir karar ver: öldürmek mi istiyorsun, yoksa duygusal şair mi olmak? Başrol errrrrrrkeğimiz, testosteronun vücut bulmuş hali, XYYYY kromozomlu süper erkek olan Kant Tenebris!!! Oha bir dakika, adamın karakter özeti şu: "Beni kimse tanımıyor... ama gözlerim her şeyi anlatıyor." Her kelimesi sanki Tumblr’dan alınmış. Ve tabii ki gömleği biraz açıksa, kesin kötü çocuk ama aslında kırılgan kalpli. Bir yandan Raven'a "uzak dur benden" diyor, sonra göz göze gelip boynuna nefes alıyor. Abicim, vampir misin, samimiyet mi arıyorsun belli değil. Yan karakterler dekorasyon malzemesi gibi duruyor zaten! “En iyi
1000Kitap
Raven SuikastçısıSelin Solaris · Martı Yayınları · 2025604 okunma
10/10
·360 syf.··
2025 4. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 02 Şubat 2025 14:10
Kitabın sunuş kısmını buraya copy-paste yapmayı isterdim ve sonsöz kısmını da ama hepsi buraya sığmayacak :)) "Dünya'da kötülüğün varlık sebebi, insanların hikayelerini anlatamamalarıdır" Carl Jung'ın sözü ile başlıyor kitap. Şu sözlerle devam ediyor. "İnsanların uçakta birbiriyle konuştuğu o uzak geçmişte, bazen ne iş yaptığımı sorarlardı. "Şiddet failleriyle çalışan bir psikiyatrist ve psikoterapistim," derdim. Hafif merak, hayrete dönüşürdü. "O insanlarla gerçekten konuşuyor musunuz yani?" İşin ucu "böyle canavarlarla" uğraşma "zahmetine" girmenin ne büyük bir "zaman kaybı" olduğuna dair doğaçlama bir vaaza da varabilirdi, afallamayla karışık bir, "Ama onlara yardım edilemez, doğuştan değil mi onlarınki?" yanıtı da alabilirdim. Arada sırada bana doğru eğilip sesini özellikle alçaltarak, "Açık konuşayım, bence Parlamento idam cezasını geri getirmeli," diyen bir İngiliz yolcu çıkabilirdi. Bugünlerdeyse kemerlerimizi bağlarken nadiren sohbet açan biri olursa çiçekçilikle uğraştığımı söylemeyi tercih ediyorum. Ama insan gaddarlığı karşısında hem meraka hem de dehşete kapılan herkesin, şiddetin ve şiddet içeren suçlar işleyenlerin tedavisi hakkında daha iyi, daha içten bir yanıtı hak ettiğini düşünüyorum ve bu kitapla bunu hedefliyorum. Kitabın adı, tanıdığımız şeytanların tanımadıklarımız kadar tehlikeli olmadığını öne süren Latince atasözünden geliyor. Birlikte yolculuk ettiğim kişiler bir terapi grubu olsaydı sembolik düşünme yeteneklerini sınamak için bu deyişi düşünmelerini isteyip ne anlam çıkardıklarını sorabilirdim. Grubu harekete geçirmek için, "Peki, ya tanımadığımız şeytan," diye sorabilirdim, "sizin için kimdir?" "Bize yabancı olandır elbette" derdi belki biri. Birlikte çalıştığımız o korkunç insanlardan biri mesela." Belki grup zamanla tanımadığımız
Tanıdık ŞeytanEileen Horne · Domingo Yayınevi · 2024369 okunma
7/10
·288 syf.··
2025 4. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 17 Ocak 2025 03:35
Tanrı'nın varlığını bilimsel sorularla irdeleyen bir kitap. Evrenin oluşumu ve bu oluşumda Tanrı'nın yerini sorguluyor. Katıldığım ve katılmadığım pek çok nokta oldu. Katıldığım nokta, Tanrı kavramına hangi açıdan bakıldığı. Bana göre en büyük kanıt evrenin oluşumundaki mucizeler. Sonrasındaysa, doğada gördüğümüz herşey. Yani bu noktada Einstein tarafındayım diyebilirim. Katılmadığım noktaysa, Tanrı'nın dinlerle sınırlandırılması. Bu konuda çok uzun yazabilirim ve bir kısmına instagram paylaşımında değineceğim. Okuyucuya göre farklı değerlendirmelere tabi ki çok açık olan bir yazım. Ancak, bu kitapla ilgili özellikle belirtmek istediğim çeviri yapısı. İmla ve cümle hataları pek çok kitapta vardır. Biz okuyucular buna alışkınız. Fakat bu kitap, Google translate'le çevrilip copy paste yapılmış gibi. Rahatsız edici şekilde devrik, bozuk cümleler var. Bu da okurken ciddi bir dikkat dağınıklığı yaratıyor ve akışı yavaşlatıyor. Yine de ilgi alanı olanların, okuyabileceği bir kitap Herkese keyifli okumalar dilerim...
1000Kitap
Tanrı'nın Kapısını Çalan BilimCarl Sagan · Altın Kitaplar · 20071,134 okunma
SPOİLERLI Wisteria 3 eleşt- ÖHÖ! İnceleme
7/10
·392 syf.··
Beğendi
·
2024 29. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 28 Kasım 2024 01:22
Eveeeeet, yeniden merhabalar. Yorumum spoilerlı olucak o yüzden dikkat edin:D Hikâye Saige' in ağzından anlatılıyor. 6 yıldır beraber olduğu Zaiden la beraber kahini falan arıyorlar. Bu yolculukta da bir sürü kişi ile tanışıp dost oluyorlar. Yeri geliyor tabii ki de ihanete uğruyor ve isyancı kampında esir alınıyorlar. Kurtulsalar da Cyra olacak şarlatanı geri alabilmek için Euiranın şifacısını falan kaçırıp anlaşma yapmaya çalışıyorlar. Lakin Euria'nın şifacı kızı öldürmesiyle Saige, büyük bir hengamenin ardından esir alınıyor. Kitabın sonunda da dördüncü kitabın kimin ağzından yazılacağını öğreniyoruz. Olaylar bu şekildeydi ve her zaman olduğu gibi sinirlerimi bozan şeyler oldu. (Evet bir şeye de sinirlerim bozulmasa olmaz :D) Öncelikle Zaiden karakteri. Şahsen benim birinci kitapta tanıdığım zaidenla bu kitapta okuduğum Zaiden kesinlikle aynı kişiler değildi. Tabii ki de aradan altı yıl geçmiş, ufak değişikler olabilir, bir olgunlaşma süreci geçirmiş olabilir AMA! bir insan kişiliğini de kaybetmez abi. Adamın birinci kitaptaki kişiliği gitmiş yerine kör kütük aşık olan, hiçbir fikri ve ideası olmayan bir karakter gelmiş. SAİGE NE DERSE ONU YAPIYOR! ROBOT MU BU ADAM!!? GÖZÜ SAİGE TEN BAŞKASINI GÖRMÜYOR, DÜNYAYA BİLDİĞİNİZ DÜZ BAKIYOR! DÜZ!! Saige şöyle bir plan mı yapmış, sen ne dersen yaparım Siyah kuğu. Saige ortaya bir fikir mi sürdü, sen daha iyisini bilirsin Siyah Kuğu. DÜŞÜNMÜYOR! TEK DÜŞÜNDÜĞÜ SAİGE YARALANIR MI!? TAKINTILI HERİFİN TEKİ! Neymiş, Saige yanında olmasa onsuz bile nefes alamazmış. Eğer o ölürse onun da yaşamak için hiçbir sebebi kalmazmış, kendisini öldürürmüş... Vs vs. BU AŞK DEĞİL! Bu SAPLANTILIK! Bu tarz gerçek hayatta birisine rastlasam, dese ki sen yanımda olmadan ne yapcağımı şaşırıyorum, sensiz soluk dahi alamıyorum, derdim ki s*KT*r
1000Kitap
İmparatorluğun KılıcıAdora Yağmur · İndigo Kitap · 20241,038 okunma