Puan vermedi·64 syf.··
2026 35. kitabı
Çocuk kitapları deyince çok sevdiğim yazarlardan @mertarik100 . Çocukların hayal gücünü destekliyor,meraklandırıp araştırma işini keyifli hâle getiriyor her defasında. Çılgın babaanneyi de özlemişim okurken fark ettim. Çılgın babaannemiz maceradan maceraya atılmaya devam eder bu kitapta da. Dünyayı keşfetmek bir yana yaşadıkları kasabada da daha önce hiç duyulmamış dernekler kurmayı, kurslar vermeyi de ihmal etmez. Bir gün gezi dönüşü herkese hediye verirken Ezgiş'e çok özel olduğunu ifade ettiği bir hediye verir. Kutudan bir ağaç dalı çıkar. "Ne olabileceğiyle ilgilen" diyen babaannesinin sözlerini aklından çıkarmayan Ezgiş düşünmeye devam eder. Bu arada çılgın babaanne hepimizin muzdarip olduğu kaybolan çorap olayına el atar ve ortaya harika şeyler çıkar. Babaannesinin bu halinden etkilenen Ezgiş sonunda mükemmel bir fikir bulur. Kitapla ilgili o kadar şey yazmak istiyorum ama fazla ipucu da olmasın diye tutuyorum kendimi . Keşke herkes böyle bir babaanneye sahip olsa diyorum her yeni kitapta. Keşke herkes çocukların hayal güçlerini bu kadar destekleyebilse.. Mert Arık bu işi biliyor kesinlikle,okurken çok keyif aldım.Kitaplarına seçtiği konular, hazırlanan görseller,verilmek istenen mesajlar,ayraçlar buram buram emek kokuyor.Çocuklarımız okumalı,tanışmalı bu yazarla. Peki siz bir ağaç dalıyla ne yapardınız? İnekleri neden uzaya çıkarmazlar,biliyor musunuz? Cevaplarınızı bekliyorum Ararsak bulabiliriz... Şifa aramaktadır.. Kitapların gününüzü aydınlattığı güzel bir gün dilerim #fenciyorumluyor Reklam ( yayınevi göründüğünden)
Şifayı Kaptık HastanesiMert Arık · Timaş Çocuk Yayınları · 2026161 okunma
Daha kaç kişi gelecek?
10/10
·299 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 09:57
Kitabın en vurucu, en ağır darbesi ve belki de en önemli noktası bu kısacık soru cümlesi: "Daha kaç kişi gelecek?" Sahaflardan satın aldığım, üzerinde yılların ve defalarca okunmuş olmanın izlerini taşıyan Kurtlarla Dans, uzun zamandır okuma listemde bekliyordu. Öncesinde onu yalnızca Kevin Costner'ın meşhur film uyarlamasının romanı olarak biliyordum. Ancak kitabı bitirdiğimde şunu fark ettim ki: Kurtlarla Dans, çocukluğumuzda kovboy filmleriyle şekillenen ve Kızılderilileri çoğu zaman saldıran taraf olarak görmeye alıştığımız bakış açısının, tarihsel gerçeklerle tanıştıkça geçirdiği dönüşümün edebiyattaki karşılığıdır. Romanın merkezinde İç Savaş sonrası sınır karakoluna gönderilen Teğmen John Dunbar bulunuyor. Ancak kitap ilerledikçe Dunbar'ın hikâyesi kadar, hatta belki de daha fazla, Comanchelerin hikâyesini okumaya başlıyoruz. Michael Blake'in en büyük başarısı da burada yatıyor. Yerlileri ne romantik masal kahramanları ne de eski filmlerdeki gibi vahşi düşmanlar olarak gösteriyor. Onları yalnızca insan olarak gösteriyor. Bugün yaşayan biri için kitapta anlatılan dünya neredeyse fantastik gelebilir. Uçsuz bucaksız bufalo sürüleri, her yerde görülen kurtlar, geyikler ve av hayvanları... Tıpkı Red Dead Redemption 2 oynarken Arthur Morgan ile Valentine'dan Saint Denis'e doğru yol alırken olduğu gibi, roman boyunca günümüz dünyasında görmeye alışık olmadığımız sayısız hayvanla karşılaşıyoruz. Bugün bize neredeyse fantastik gelen bu manzara, aslında Kuzey Amerika'nın bir zamanlar sahip olduğu doğal zenginliğin son dönemleridir. Avrupa'nın çoktan kaybettiği bir dünya burada hâlâ yaşamaktadır. Bu yüzdendir ki romandaki av sahneleri yalnızca av sahnesi değildir. Bufalo, Comancheler için yiyecektir. Giysidir. Barınaktır. Hatta hayatın kendisidir. Beyaz
Edebiyat
Kurtlarla DansMichael Blake · Altın Kitaplar · 199187 okunma
Reklam
Vırgınıa wolf “Kendine ait bir oda” Kitap incelmesi.
Puan vermedi·127 syf.··
2026 7. kitabı
Bazı kitaplar vardır; kapağını kapattığınızda bile zihninizde konuşmaya, tartışmaya ve anlamlandırmaya devam ederiz. Kitabın devamını oluşturmaya çalışırız. Odanın her tarafında yankılanmaya devam eder. Virginia Woolf’un 'Kendine Ait Bir Oda'sı da tam olarak böyle bir deneyim oldu diye bilirim. Woolf, eline kalemi alıp tarihin tozlu raflarında kadınların izini sürerken, okuyucuyu da kendi hayatındaki 'oda' ları ve 'özgürlük alanları' nı sorgulamaya davet ediyor. Kitapta en büyük metaforlardan biri “oda” kelimesidir. Neden bu kadar önemli bir hale getirmiş yazar bu kelimeyi. Aklımıza ilk gelen anlamından ziyada içinde bir gizli anlam barındırıyor. Kendi düşünceleriyle baş başa kalabilme hakkıdır. Woolf, kadının eve ait olan o dar alanından sıyrılıp, kendine ait, kimsenin müdahale edemeyeceği bağımsız bir bölge ilan etmesini ister. Oda, kadının toplumda "ben de varım ve burası benim alanım" deme şeklidir. Bir insanın düşünebilme, üretebilmesi için ekonomik bağımsızlık ve kişisel alana ihtiyaç duyduğunu savunur. Ve kendisi olabilme özgürlüğünü simgeler. O dönemde kadınların üniversiteye gitmesi bir yana üniversitenin çimenlerinden geçmesinin bile yasak olduğunu Woolf’un kitabında bir suç unsuru olarak ele alır ve bunu şu cümleler ile ifade etmektedir; “Ve birden kendimi çimenlerin üzerinde aşırı bir hızla yürüyor buldum. Ve o an, bir erkeğin görüntüsü yolumu kesti. Önce jaketatay giymiş bu garip görünümlü nesnenin el kol hareketlerinin bana yönelik olduğunu anladım. Yüzünden dehşet ve öfke ifadesi vardı. Akıldan çok içgüdü yardımıma koştu; o bir kilise görevlisi, bense bir kadındım. Burası bir çimenlik alandı, ileride de bir patika vardı. Çimenlerin üzerinde yürümeye yalnızca üniversite öğrencilerine ve öğretim üyelerine izin vardı; benim yerim çakıllı patikaydı.” (syf
Kendine Ait Bir OdaVirginia Woolf · İletişim Kitabevi · 202148,1bin okunma
Aşk bir yanılgı mıdır?
Puan vermedi·312 syf.··
Beğendi
·
2026 30. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 11:37
Selamlar 1k okurları. Tarık Tufan dan okuduğum ikinci kitap oldu. Bu ilk göz nurum Gece Açan Çiçekler idi. Ve yine hayran kaldım Tarık Tufan'ın kalemine. Okuma arkadaşlarım ile okuyunca daha bir lezzet kattık kitaba tabii. Aşk bağımlı olmak mıdır, yoksa onun mutlu olduğunu bilmek ile huzurlu olmak midir? Bence "aşk"senin hayatında olsa da olmasa da onun sağlığı ve yaşadığı için mutlu olmaktır. "Herkes çiçek açsın, ama kendi bahçesinde" tabii. Orhan, üniversitede akademisyendir. Hayatı normal seyirde giderken Firdevs ile karşılaşır, ve asıl sorunlar bundan sonra başlar. Orhan'a ayrı kızdım Firdevs'e ayrı. ikisi de iradesine yenik düştüğü için. Çünkü ikisinin de hayatındaki kişilere âşık değil bağımlı olmuşlardı. Ve ne olursa olsun hatalarını görmezden geldiler. Bu da ufak bir sinir harbi yapıyor kitabı okurken. Kitabın, baş karakterleri dışında yan karakter olan defne'nin hayatı çok üzdü beni okurken, ve onun hayatını tanıtan sözlerini sunuyorum sizlere. "Bir yetimhanenin sadece içinde kalanlar değil, binası da yetimdir" Gerisi zaten çorap söküğü gibi geliyor onun hayatında. Bir de Ahmet Hilmi bey var ki... Hani o an kitabın içine girip onunla bizzat sohbet etmek isterdim. "Bu adam kendini bulabilmek için, baktığı her yeri aynalarla dolduracak kadar nasıl kaybolmuş olabilirdi ki? Demek ki duvarlarda yüzünü aramaya mecbur kaldığı bir yokluğun ve kimsesizliğin içinde kıvranıyordu bir zamanlar. Nasıl bir hiçliğin içinde hapsolmuş, nefessiz kalmıştı acaba?" Kesinlikle tavsiye ediyorum Kitapla ve sağlıkla kalın.
Âşıklara Yer YokTarık Tufan · Doğan Kitap · 20234,528 okunma
Yalancının Günlüğü - Geç Kalınmış Bir Hayat
9/10
·350 syf.··
Beğendi
·
2026 35. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2026 21:41
Merakla bir çırpıda okuduğum, çoook sevdiğim, sonunu iple çektiğim, ilgi uyandırıcı, ters köşe yapan bir kitap oldu benim için. Jeanne kendi halinde bir yaşayan biridir. Kocası Gavin etrafa mükemmel aile profili çizse de Jeanne ve oğullarını asla umursamayan, ukala, bencil ve ne yazık ki ne eş ne de baba sıfatını hakeden biri değildir. Sıradan gibi gözüken fakat derine inildiğinde çok acı gerçeklerin ortaya çıkmasını ise okullarına yeni gelen ve aynı zamanda Jeanne’nin arkadaşı olacak Alison sağlar. Alison, Jeanne’nin gerçekleri görmesini sağlamak için tüm alternatifleri kullanır. Söz konusu Jeanne’nin biricik oğlu içindir. Fakat bu yolda Jeanne dönülmez hatalar yapar ve oğlunu korumak ve hayatını şekillendirmek arasında bocalar. Aralarındaki bağ tehlikeli bir çıkmaza saplanır. Doğruyu direkt olarak söylemeyen birinin yalanlarla başlayan hikayesinin devamında çorap söküğü gibi diğer yalanlarda ekleniyor. Sonunda ise geç kalınmış sorular, yalnız bırakılmış insanlar, kaybedilmiş zamanlar, anlaşılmak istenen ama asla görülmeyen insanlar… Hem gizem hem hüzün hem sevgi hem yalan hem gerçek hem de hayatın ta kendisini içinde barındırıyor. Çok severek bir çırpıda okudum. Okurken gözümde her şey ben istemeden canlandı. Kitaplığımda uzun süre duran ve neden okumuyorum diyerek okuduğum mükemmel bir kitaptı. Okuyacak olanlara keyifli okumalar dilerim. Kitapla ve sevgiyle kalın.
Yalancının GünlüğüPatry Francis · Epsilon Yayınları · 200819 okunma
Puan vermedi·64 syf.··
2026 11. kitabı
·
14 saatte okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2026 00:41
Nohut Adam, akran zorbalığına karşı yazılmış güzel bir eser. Kurgusu güzel, karakterler dikkat çekici. Ortaokul 5 ve 6. sınıf öğrencilerime okutabileceğim bir kitap. Kitabın birçok özelliğini beğenmeme rağmen görsellerdeki bir durum dikkatimi çekti. Uzun Çorap adlı karaktere etek giydirilmiş bir görselde. Çok mantıklı bir görsel gibi gelmedi bana. Bu durumu görmezden gelirsek başarılı bir kitap olmuş.
Nohut AdamAnıl Basılı · Timaş Çocuk Yayınları · 20201,575 okunma
Reklam
Reklam