Mehmet Ferit, bir alıntı ekledi.
18 saat önce · Kitabı okudu · Puan vermedi

Bayram yerinde canlandırılırken
kentin kurtuluşu
ayakları kesilen gazi
hiç düşünmeden
değişir madalyasını
çorap kokusuna...

Antik Acılar, Sunay AkınAntik Acılar, Sunay Akın
@kitapkokuluhatun, bir alıntı ekledi.
22 saat önce · Kitabı okudu · Puan vermedi

Üzüntülerimin nelerden geldiğini biliyorsun. O sebepler olmadığı zamanlar sana daima iyi mektuplar yazdım. Halbuki senden iyi mektup aldığım pek nadir oldu. Nahit, tekrar ediyorum, benim seni düşünecek vaktim seninkinden daha çok. Hayatımdan şüphe etmen de manasız. Hayatımı bütün gerçekleriyle bilmeni çok isterdim. Bilhassa son günlerde yeni zevkler, yeni maceralar aramak şöyle dursun, en basit alelade ihtiyaçlarımı bile halledemiyorum. Değil eğlenmek, gezmek, herhangi bir insanla konuşmak imkanından bile mahrumum. Çektiğim sefaleti, çektiğim sıkıntıları bilsen beni bu türlü şüphelerle üzdüğün için cidden utanırsın. Bir çorap alamadığıma üzüldüğüm birçok günlerimi sabahtan akşama kadar aç geçirdiğim bir sırada sen tutturmuşsun, 'Nasıl yaşadığını biliyorum' diyorsun. Bilmiyorsun Nahit; bilsen böyle bir şey söylemezsin.

Yalnız Seni Arıyorum, Orhan Veli KanıkYalnız Seni Arıyorum, Orhan Veli Kanık
Buğlem Öner, bir alıntı ekledi.
Dün 02:03 · Kitabı okuyor

Sohbetlerden:
Kahramanlar hakkında haber yazsana... reaktörün çatısına tırmanan askerler hakkında
Kahramanlar... bugün için kim o Kahramanlar? Bana göre, yukarıdan verilen emirlere karşı gelip insanlara hakikati söyleyen doktorlardır kahramanlar. Bir de gazeteciler ve bilim insanları. Ancak, gündem toplantısında editörlerden birinin de dediği gibi: aklınızdan çıkarmayın! Şu an ne doktorluk, ne öğretmenlik, ne bilim insanligi ne de gazetecilik var. Artık hepimiz için geçerli olan tek bir meslek bulunuyor sovyet vatandasligi.
Ağzından dökülen bu sözlere kendisi inanıyor muydu acaba? Korkmamasi mümkün mu? Inancim her geçen gün tükeniyor.
--bölgde en revaçtaki masallardan biri su: stronsiyum ve sezyum için en etkili panzehir stolicya marka votkadir.
... size cennet gibi bir yaşam inşa edecegiz. Yeter ki burada kalın ve çalışın. Sizi sucuk ve kara buğday a boğacağız. Sınırlı erişim olan marketlerde tüm mallar elinizin altında olacak. Kastettiği şey, onlara yeterince votka ve sucuk verin şeklinde. Lanet olsun ama bir köy bakkalinda üç çeşit sucuk bulunduğuna hayatım boyunca rastlamadim. Karım için ithal külotlu çorap bile aldım bakkaldan.
-radyasyon ölçüm aletleri bir ay boyunca satışa kaldı, ama sonra hepsi sırra kadem bastı. Bu konuda yazmak yasak. Ancak, editörün haşin kırmızı kalemi yine hepsinin üzerini çizdi: okyanus ötesinde çok sayıda düşmanımız var. Işte bu yüzden sadece iyi şeylerden bahsediliyor bizde, kötü şeylerin esamisi okunmuyor. Akil almaz şeylerden de hiç bahsedilmiyor. Ancak bir yerlerde özel.duzenlemeler yapılıyor, ellerinde bavullarla yetkililere rastlıyor birileri..

Çernobil Duası, Svetlana Aleksiyeviç (Sayfa 217)Çernobil Duası, Svetlana Aleksiyeviç (Sayfa 217)
No Name, bir alıntı ekledi.
22 May 18:05 · Kitabı okuyor

Belki de her şey, hatta hayatın kendisi de bu çorap gibiydi; yapılıyor, bozuluyor, sonra yeni bir yumak olarak tekrar başa dönülüyordu.

Metal Çubukların Dansı, Recep Seyhan (Sayfa 41 - Bilge Kültür Sanat)Metal Çubukların Dansı, Recep Seyhan (Sayfa 41 - Bilge Kültür Sanat)
Pol Gara, bir alıntı ekledi.
21 May 12:31 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Sonra öyle sözler, öyle saçma sapan şeyler söylüyordu ki, hiçbir şey anlaşılmıyordu. Yalnızca bu karmakarışık sözler, dönüp dolaşıp palto üzerine geliyordu. Sonunda zavallı Akakiy Akakiyeviç, yaşama gözlerini kapadı. Odasını da, eşyasını da mühürlemediler. Bir kez, mirasçısı yoktu. Aslında kalan mirası da varla yok arasıydı: bir deste kaz tüyü, bir paket başlıklı beyaz kâğıt, üç çift çorap, pantolonundan düşmüş iki üç düğme, bir de okurun bildiği palto… Bütün bunlar kimlere kaldı, Tanrı bilir. Açıkça söyleyelim ki, öyküyü anlatan da bu işle ilgilenmemişti. Akakiy Akakiyeviç’i gömdüler. Petersburg, onsuz kaldı. Sanki bu kentte hiç yaşamamıştı. Kimsenin koruyup gözetmediği, yakını saymadığı, yabancı bir sineği bile iğneleyip mikroskopla incelemeyi savsaklamayan bir doğa bilgininin bile ilgilenmediği bir varlık, yitip gitmişti; bu varlık, daire alaylarına sabırla katlanmış, hiçbir olağanüstü iş görmeden dünyadan göçüp gitmişti. Yalnızca ona, son günlerine doğru da olsa, zavallı yaşamını biraz olsun canlandıran palto biçiminde nurlu bir konuk gelmişti. Ama bu dünyanın güçlü insanları üzerine yıkım nasıl çökerse, onun üzerine de, önüne geçilmez bir biçimde çöktü. Ölümünden birkaç gün sonra, bakanlıktan evine gelen odacı, şu buyruğu getirdi: ‘Müdür istiyor, hemen gelmeli’. Hademe ister istemez boş döndü. Karşılık olarak da artık gelemeyeceğini söyledi. “Niçin?” diye sordular? “Ee, öldü de ondan. Gömüleli dört gün oluyor.” Böylece Akakiy Akakiyeviç’in ölümü, bakanlıkta da öğrenildi. Ertesi gün yerine çok daha uzun boylu, ama harfleri dik değil de yatık yazan birisi geldi.

shf: 66, 67

Palto, Nikolay Vasilyeviç Gogol (Sayfa 66 - ...)Palto, Nikolay Vasilyeviç Gogol (Sayfa 66 - ...)

Özgürlük, yemeğin tuzu gibidir.
O olduktan sonra gerisi çorap söküğü gibi gelir.

ÖZTÜRK, bir alıntı ekledi.
 20 May 18:32 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

...O gün bugün hep diz dizeyiz;kör olmasına rağmen çorap örüyor; ben de yanında oturup ona dikiş yapıyorum ya da kitap okurum.Böyle tuhaf bir alışkanlığı var.

Beyaz Geceler, Fyodor Mihailoviç Dostoyevski (Sayfa 27)Beyaz Geceler, Fyodor Mihailoviç Dostoyevski (Sayfa 27)

Hatalıydım. Aramadılar. Gittiler. Mükemmel bir kaçış planı içinde. Sözüm ona hatasız bir hayata, sözüm ona her şeyin daha güzel olacağı bir hayata gittiler. Sahi hata o kadar büyükmüydü ? Yani gitmek kalmaktan her halükarda iyi miydi? O kadar mı hatalıydım. Yağmur yağacağını bilerek çamaşırları içeri almadık diye mi oldu bütün bu olanlar. Geceleri balkonda oturup üstümüz kapalı bir şekilde yağmuru sevdiğimizi söylemek çok mu samimiydi? Islanırım korkuları seviyorum dediğiniz şeylere engel olması çok mu manidardı yoksa? Sus dedim anlatma eski de kalan ne varsa. Eski de kalmak yerine çorap içine sıkıştırılmış korkak bir sigara paketinde kalmak isterdim galiba… Güzel koşuşturmaları geçtikten sonra hüzünlü bir bekleyişim oldu. Oturduğum yerler farklı yerlerdi ama hep ben kapıya doğru oturdum. Baktım. Hayal ettim. Geliyorsun gibi yaptım. Yemedim. Biri dokunmasın diye omzuma herkesten uzakta bir yerde oturdum. Gelen geçeni izledim. Aynı şeyleri anlattım defalarca. Her defasında yarısına geldiğimde niye anlatıyorum ki dedim. Sustum. Ben susunca çok konuşurum. Bir de çok çaresiz bir hüzün içinde olunca. Sonra yana döne, sağa sola yatağın en rahat yerini bulamadan uykuya daldım. Uyandım yine aynı. Hep aynı.



- Emre Koçak

Mehmet Kaplan, bir alıntı ekledi.
19 May 17:38 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Neysen osun nihayet sen,
Geçirsen de başına milyonlarca lüleli bir peruk,
Geçirsen de ayağına bir çorap büyük mü büyük,
Neysen osun işte yine sen.

Faust, Johann Wolfgang Von GoetheFaust, Johann Wolfgang Von Goethe
Esengül E., Berlinli Apartmanı'ı inceledi.
18 May 12:02 · Kitabı okudu · 2 günde

Alışılmış bir kurgunun içine çekilip ikinci yarısına doğru ters köşe yapan kitapların güzelliğini hiçbir kitaba değişemem. Özellikle de bir süre önce polisiye edebiyattan uzaklaştığımı hatırlamam gerekirse evet, kesinlikle böyle kitapları okumamak için uydurulan bahanelerin gereksizliğini elimin tersiyle itebilirim.

Polisiye edebiyattan bahsediyorum ama Berlinli Apartmanı kitabının içerisindeki gizem ve gerilim, polisiye özelliğini geri plana itiyor. Kitabın ilk 100 sayfasını atlattıktan sonra hissedilen o gerilim omzumun gerisinde alınan bir nefes oluyor.

Çalıştığı yayınevinde cinayet, gerilim ve polisiye kitapları dilimize çeviren Oya, Anadolu yakasında bir eve taşınır. 7 katlı bir apartmanın ikinci katını satın alan Oya'nın Berlinli Apartmanı'yla kısa sürede bağ kurup hayatını düzene koymasıyla başlar her şey. Aslında kitabın arka kapağını okumadığım için ilk 100 sayfası içerisindeki tatlılık daima sürer ve klasik kurgulu bir kitap değil diye düşünmüştüm.

Ancak öyle olmadığını kitabın ikinci yarısında fark ettim. Apartman sakinlerinin kendince hayatlarını yaşadıkları Berlinli'de her şey bir zaman sonra değişiyor. Ve bunda büyük etken olan başta Oya, ardındansa gerçekleştirilen cinayet. Çevirdiği cinayet kitaplarından dolayı dedektif moduna bürünür. Merakı onu ilginç işlerin ortasına sürüklerken hayatına giren gerilimi sonradan fark eder. Ardı ise çorap söküğü gibi gelir.

Bu süreçte kendime gelemedim ve kitabı da elimden bırakamadım. İçindeki o gerilimle sanki gerçek hayatta burun burunaydım. İlk defa bir Yaprak Öz kitabı okudum. Çok da beğendim.

Türk yazarlar arasında bu denli farklı, özgün ve kuvvetli kalemler olması edebiyatımıza büyük bir renk katmakta.

@yaprinka nın kalemi ile tanışmam geç olsa da devamı gelecek. Çünkü dinamik ve gerilim dolu sayfaları okurken çok memnun kaldım. Yazarının kalemine sağlık.