Şu ölümlü dünyada bulamazsın ne umsan:
Bugün ör, yarın kalkar; tıpkı örümcek ağı.
Hayattan büyük şeyler bekleyen insan
Sevinsin kısmet olup dolsa çorba çanağı.
Bir yaştan sonra yıl, ay, hafta gibi şeyler birbirine karışıyor; çorba oluyor. Us dengesinin bozulması, düne tırnak geçirip bir türlü kopamamak, beyaz saçları boyatmak, gençlik haplarına dadanmak. ..
Ders kitaplarının çoğunda, ağırlık, organik bir "ilksel çorba"yı temel alan kuramlar grubuna verilir. Olasılıkla, yaşamın doğuşundan önce Dünya atmosferi günümüzde hâlâ yaşam barındırmayan diğer gezegenlerinkine benziyordu. Oksijen yoktu; bol bol hidrojen, su ve karbon dioksit vardı; muhtemelen amonyak, metan ve başka basit organik gazlar da vardı. Kimyacılar, cam kaplar içerisinde ilksel Dünya koşullarını taklit eden laboratuvar düzenekleri kurmuşlardır. Bu cam kaplar içinden yıldırım taklidi elektrik kıvılcımları ve morötesi ışınlar (ki bu ışınlar Dünya'yı güneş ışınlarından koruyan ozon tabakasının oluşumundan önce çok daha etkiliydi) geçirirler. Bu deneylerin sonuçları heyecen vericidir. Bu cam kaplarda, normalde yalnızca canlılarda bulunanlarla aynı cinsten organik moleküller kendiliğinden oluşmuştur. DNA ya da RNA elde edilememiş, fakat bu büyük moleküllerin yapıtaşları olan pürin ve pirimidinler bulunmuştur. Proteinlerin yapıtaşları olan aminoasitler de gözlenmiştir. Bu türden kuramlarda henüz açıklanamayan bağlantı, kopyalamanın başlamasıdır. Elde edilen yapıtaşları, RNA gibi kendinin aynısını yapabilen bir zincir yapmak üzere birleşmemiştir.
Çorba insanları yakınlaştırır. Ancak çok samimi olduğunuz biriyle karşılıklı oturup çorba içersiniz. Çorba yoksunluğu çağrıştırsa da sıcaklığıyla bunu örten bir yemek; içinizi ısıttığı kadar birlikte olduğunuz kişiyle de aranızdaki içtenliği artırıyor. Gösterişsiz ama vaatkar. Birbirini sevenler ve iyi arkadaşlar birlikte çorba içmeye giderler, başkalarıyla aralarındaki mesafe nispetinde “yemeğe” giderler.
Bu çorbayı yapan nasıl bir
El idiyse artık, yemekteki bütün
Tatlara ayrı ayrı hükmedebilmişti
Sanki.
Terbiyedeki yumurtanın kokusunu
Saklayarak
Çorbaya sadece kıvam ve tokluk
Vermesini emretmiş, limonun
Tadını ve kokusunu ise öne
Çıkartıp
Tavuğun keskin lezzetini
Bir güzel ehlileştirmişti.
Sofradaki tuz ve biber kaplarına
Kimse elini uzatmamıştın
Çorba her damağın keyfine göre
Kendini nizama çekiyor gibiydi
Çünkü ....