Savaş barıştır Özgürlük köleliktir Cehalet kuvvettir
10/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2026 59. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2026 23:25
1984’ü bitirince insanın zihninde önce olaylar değil bu ses kalıyor. Orwell sana bir hikaye anlatıp çekilmiyor seni sloganla telescreen’le ihbarla korkuyla hafızanın çöküşüyle aynı odada bırakıyor. Roman boyunca anladığım. Bu kitap bir rejimin ne kadar zalim olabileceğini anlatmaktan çok insanın hangi noktalarda içeriden kırıldığını anlatıyor. George Orwell 1984’ü 1949’da yayımladı romanı ağır veremle boğuşurken yazdı ve son sayfalarını Jura’daki evinde tamamladı. Kitap yalnızca bir distopya klasiği olmadı Big Brother Thought Police Room 101 doublethink ve Newspeak gibi ifadeleri gündelik dile taşıdı. Bunun sebebi de şu 1984 iktidarın insanı sadece dışarıdan değil içeriden de nasıl biçimlendirdiğini gösteren ender romanlardan biri. Benim için 1984’ün asıl kudreti geleceği bilmiş olmasında değil. Asıl kudreti gerçeğin nasıl eğilip büküldüğünü sevginin nasıl bozulduğunu dilin nasıl daraltıldığını ve insanın nasıl kendi zihnine yabancılaştırıldığını adım adım göstermesinde. Bu yüzden bu romanı okurken bir ülkeye değil insanın savunmasız taraflarına bakıyorum. Romanın Kalbi Bu romanı sadece gözetim toplumu diye özetlemek romanın kalbini ıskalamak olur diye düşündüm. Merkezde kamera değil hakikat üstünde tekel kurma tutkusu var. Winston’ın işi geçmişi düzeltmek değildi geçmişi Parti’nin o günkü ihtiyacına göre yeniden icat etmek. Britannica’nın da özetlediği gibi Parti yalnız bedeni değil düşünceyi hafızayı ve anlamı hedefliyor Orwell Foundation da Winston’ın görevinin olayları Parti sürümüne uydurmak olduğunu açıkça vurguluyordu bizlere. Burada dil dekor değil silah. Orwell daha 1946’da dil gevşedikçe düşüncenin de gevşediğini kötü ve özensiz dilin aptalca düşünmeyi kolaylaştırdığını yazıyordu. 1984 bu fikri soyut bir deneme olmaktan çıkarıp romanın işkence
1984George Orwell · Can Yayınları · 2023200,4bin okunma
Kargaburnunun takım çantasında ne işi var =P
7/10
·112 syf.·
2025 26. kitabı
"Büyük yazarlar ve tamirat ne alaka?" diyebilirsiniz. Fakat bu basit soru, meraklı bir okura böylesi bir kitabın sayfalarını çevirtmeye yeter de artar bile. Adı üstünde, Kırkmerak serisinin 10'uncu kitabı olan bu kitap, elinden pek de bir iş gelmeyen fakat edebiyatla haşır neşir, hayranı olduğu yazarlardan ders alacağından dolayı memnun ve beklentiyle dolu okurlara tamirat öğreten bir kitap olmaktan ziyade, seçkin yazarların üslupları örnek alınarak yazılmış, nadide eserlerine göndermeler içeren sahnelerin arasına tamirat detayları serpiştirilmiş kısa öykülerden oluşan bir kitap. Yolculuk boyunca kah "Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği" dekorunda pencere camı değiştirecek, kah "Bulantı" içerisinde tıkanık lavaboyu açacak, kah "İmkansızın Şarkısı" çalarken badana yapacağız ve daha nicesi... Belki son diye, ama yok yaa değil değil, en çok Anais Nin eşliğinde kapı boyamaktan hoşlandım. Boya yapmanın erotizmle harmanlanışı, simgesel anlatımın hayal gücünü gıdıklayışı... Üff yani ;) Bunun dışında kitaptaki her bir öyküye ait, farklı tarzlarda yapılmış resimler de harika detaylar olarak göze çarpıyor. Uzun okumalar arasında es vermek istediğinizde yahut birden çok kitap okurken araya farklı bir tür eklemek istediğinizde bir şans vermenizi tavsiye ederim. Haydn keyifli okumalar :)
Edebiyat
Sartre'ın LavabosuMark Crick · Can Yayınları · 201161 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·277 syf.··
2025 45. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 26 Temmuz 2025 14:46
Koch, bir nörofizyolog. Bir moleküler biyolog (sahadaki çalışan sayısı gayet geniş) olan Francis Crick'in bilimin bilinçle ilgili olan -az araştırılan- kısmında yanında oldu. Kitapta otobiyografik kısımlarla birlikte "Atom yığını olan maddesel insan, ve diğer canlılar, düşünmeyi ve hissetmeyi nasıl başarıyorlar?" sorusunun fizikteki karşılığı aranıyor. Bu noktada araya girmeye çalışan metafizik -ve bana göre aynı kategorideki- anlam atfetmenin payı sorgulanıyor. Bir materyalisti kızdıracak metinler yok, kendine saklamış anlam zırvalarını, kalan kısımlar da objektif bir nörobilim anlatısı denebilir. Koch'un daha iyi bir kitabı vardır eminim, fakat bilinç konusuna özellikle yeni giriyorsanız gayet bilgilendirici.
BilinçChristof Koch · Mitra Yayınları · 20244 okunma
Puan vermedi·88 syf.·
2022 498. kitabı
Edebiyatın devleri mutfağa girerse...ne mi olur demeyin, böylesı keyıflı lezzetli doyurucu ruhda tadını bırakan bır kıtap olur, yanılıyormuyum Edebiyatın usta kalemlerin tadını az çok biliyoruz, ama Kafka'dan K. usulü çorba, Austen'dan tarhunlu yumurta, Irvine Welsh'ten bol çikolatalı kek, Marcel Proust'tan tiramisu, Jorge Luis Borges'ten dilbalığı yemeyi hayal ettiniz mi hiç? Homeros'tan Virginia Woolf'a, Marquis de Sade'dan Graham Green'e, edebiyat tarihinin en büyük yazarları birer aşçı olsaydı ne pişirirdi, hiç merak ettiniz mi? Dünyaca ünlü yazarların masalarının başından kalkıp kollarını sıvayarak mutfağa girdiği bu küçük kitapta, usta kalemlerin benzersiz tarzlarıyla yazılmış, eşsiz yaratıcılıklarıyla bezenmiş, tatlısından çorbasına, kahvaltısından akşam yemeğine tam on dört yemek tarifi bulacaksınız. Mark Crick belli ki hem yemek hem de taklit konusunda çok yetenekli. Bir bakın pişman olmazsınız Kafka'nın Çorbası
Deneme, İnceleme, Edebiyat
Kafka'nın ÇorbasıMark Crick · Can Yayınları · 201194 okunma
“İkili Sarmal” üzerine;
7/10
·162 syf.·
Beğendi
·
2025 2. kitabı
İkili Sarmal DNA'nın sarmal yapısının keşfi sonunda gerçekleşmiştir. Birçok bilim insanının rekabet hâlinde verdiği bu savaşı Watson ve Crick ikilisiyle beraber Wilkins de kazandı. Rosalind Elsie Franklin ise yaptığı X-ışınımı kırınımı çalışmalarıyla uzmanlık elde ederek,1951'de DNA yapısını araştırmakla görevlendirilmiştir. Wilkins ile birlikte çalışan Rosalind, DNA yapısının keşif rekabetinde özveriyle ve sabırla çalışan bir bilim insanıydı. Çektiği X ışını fotoğrafıyla DNA'nın moleküler yapısını keşfetti. Yıllarca X ışınlarına maruz kalan Rosalind Franklin ise kansere yakalanarak henüz 38 yaşında hayata gözlerini yummuştur. Watson ve Crick fotoğrafi inceledikten sonra DNA'nın yapısını keşfederek,nobel ödülüne layık görülmüşlerdir. Watson ve Crick;Rosalind'in adını bile anmazken, Wilkins konuşmasının sonunda Rosalind'e katkılarından dolayı teşekkür etmiştir.
İkili SarmalJames D. Watson · Tübitak Yayınları · 1997268 okunma
Burası ve Şimdi'nin birden fazla yüzü vardır
10/10
·344 syf.··
Beğendi
·
2024 109. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 29 Eylül 2024 16:37
Geçmiş… tıpkı su gibi yüzeyi durgun görünse de derinlerinde kaybolan sırları saklar. Bir akış içinde, ama asla düz bir çizgi değil; dönüşleri, belirsizlikleri, bulanık derinlikleri var. Su, insan ruhu gibi; saklamayı bilir, ama taşıdığı yükü hiç bırakmaz. Her dalga, yeni bir sır, her kıvrım bir hatıra, her dönüş bir acı… Graham Swift’in Su Diyarı'nda su, yalnızca doğanın bir unsuru değil, hatıraların ve tarihin sessiz, gizemli tanığıdır. Su Diyarı, suyun akışkanlığında, insanın peşini bırakmayan bir tarihle nasıl yüzleştiğini anlatır. Çünkü zirveyi saptamak düşüşü düşünmeye başlamak demek Su Diyarı özünde bir yükseliş ve çöküş hikayesidir. Graham Swift, bir ailenin kuşaklar boyu yükselişini ve kaçınılmaz çöküşünü, suyun döngüselliği ve belirsizliği üzerinden anlatır. İngiltere'nin Fens bölgesindeki bu hikaye, hem tarihsel gerçekliğe hem de büyülü gerçekçiliğe yaslanarak nesilden nesile devredilen sırları, acıları ve kehanetleri bir araya getirirken hafıza ve tarihle ilişkili olan bireysel ve toplumsal travmaların izini sürer. Tarih, hafıza, bireysel ve toplumsal travmalar gibi temaları merkezine alırken suyu metafor olarak kullanır. Yazar, okuyucuyu geçmişin bulanık hatıraları arasında yavaş ama güçlü bir akışa davet eder. Hikayeler, geçmişin yaralarına dokunmak değil, onları derinleştirmek içindir. Geçmiş, yalnızca suya yansıyan bulanık bir hayaldir. Tarihin daireler çizmediğini kim söyleyebilir. Tarih dediğimiz şey, birikmiş, üst üste yığılmış hatıralardır. Tom’un kişisel ve ailesel geçmişine yaptığı içsel bir yolculuk üzerinden, tarihin nasıl bir döngü olduğunu sorgular. Yazar, su metaforu ile geçmişin durmaksızın devinimini, suyun hem arındırıcı hem de yıkıcı özelliğiyle işler. Tıpkı suyun akışı gibi, geçmiş de hep geri döner ve üzeri
Edebiyat
Su DiyarıGraham Swift · Metis Yayıncılık · 2007101 okunma