İletişim araçlarının geçmişin hiçbir döneminde görülmediği biçimde çoğaldığı ve günlük hayatımızı doğrudan etkilediği bir dünyada, insanların fertler olarak iletişimsizlikten bu kadar yakındığı bir tablo ile karşılaşılıyorsa, bu işte bir bozukluğun olduğunu teslim etmek zorundayız demektir.
O gün gelsin, hazırım; er geç gelirse o gün
Kusurlarıma bakıp kaşını çatacaksın,
Aşkının değerine ters düşecek gördüğün,
Bu uyuşmaz hesabı silip kapatacaksın.
O gün gelsin, hazırım; el gibi geçersin ya,
O güneş gözlerinle, selam bile vermeden;
Aşk bürünmüştür artık bambaşka bir kılığa,
Asık suratın için bulursun birçok neden.
O gün gelsin, hazırım, alıştırdım kendimi:
Değerim, hakkım budur diyerek bile bile,
Kendime karşı tanık, kaldırırım elimi
Ve savunurum senin haklı özrünü şöyle:
Zavallı ben’i bırak, yasalar senden yana,
Gerekçe gösteremem bana sevgi duymana.